BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 05 Şubat, 2009 - TSİ 08:10
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
5 Şubat 2009 Basın Özeti
İngiliz yargıçların Guantanamo'da tutulan bir kişinin işkence gördüğü iddialarına ilişkin belgeleri yayınlama talebinden vazgeçirilmesi, Guardian ve Daily Telegraph'ın ilk sayfasında yer alıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Guardian, "işkence kanıtları hükümet yetkililerince sümenaltı edildi" diyor.

"İki kıdemli yargıç, Dışişleri Bakanı'nın Amerika Birleşik devletleri'nin istihbarat paylaşımı kesme tehdidinde bulunduğu uyarısı ardından, Guantanamo Üssü'nde tutulan Binyam Muhammed'in gördüğü işkenceye ilişkin bilgileri açıklamak konusunda aciz kaldıklarını belirtiyor."

Gazete davaya bakan yüksek yargıçların, Amerika ile istihbarat işbirliğinin bozulmaması arzusuna bağlanan gizlilik perdesini kınadığına dikkat çekiyor ve şu sözlerine yer veriyor:

"Amerika ile paylaştığımız ortak hukuk ve demokrasi mirasımız göz önüne alındığında, demokratik şekilde seçilmiş bir yönetimin kendi yetkililerin rapor ettiği bilgileri kamuoyuyla paylaşmamaktan nasıl bir çıkarı olabileceğini anlamakta zorlanıyoruz."

Daily Telegraph konu hakkında "İngiltere Amerika'nın şantajına boyun eğerek, Guantanamo Üssü'nde tutulan bir İngiltere sakininin uğradığı işkencenin ayrıntılarını gizlemekle suçlanıyor." ifadelerini kullanmış:

Gazeteye göre, "İngiliz Dışişleri'nin, Obama yönetiminin bu konuda daha önce geçerli olan tavrı değiştirmediği açıklaması ardından tartışma, ilişkileri zedeleme riski yaratıyor."

Independent, belgelerin yayınının önlenmesinin bir açıklama gerektirdiği görüşünde:

"Hukuk sistemimizi çarpıtma girişimlerini veya açıkça işbirliği yapmama tehditlerini Suudi Arabistan gibi rejimlerden görmeyi bekleriz; ama Amerika'nın bu taktiklere başvurması insanı afallatıyor. Muhalefet haklı: Dışişleri bakanı Miliband'in parlamentoya ve halka neden kanıtları göremediğimizi açıklaması gerekiyor..."

Faizler ve ikramiyeler

Bugün, tüm gazetelerde dikkatler, İngiliz Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankasının faiz oranları konusunda yeni kararlar verecek olmasının da etkisiyle ekonomiye odaklanmış görünüyor.

Daily Telegraph, tasarruf hesabı sahibi mudilerin sayısının borçlulardan altı kat fazla olduğunu ve bu nedenle onları korumak için faizlerin artık düşürülmemesini savunuyor.

Basının yakından izlediği bir diğer konu, ABD'de Başkan Barack Obama'nın banka yöneticilerinin ücret ve ikramiyelerine getirdiği sınırlamalar.

Obama'nın planı, devletten kurtarma yardımı alan bankaların yöneticilerinin 500 bin dolardan fazla yıllık kazancı olmaması.

Financial Times bu stratejiyi riskli buluyor:

"Bu sınırlamalara tabi olmamak için zora giren banka yöneticilerinin devletten vaktinde yardım istememesi gibi bir durum olursa, bu adım ters tepebilir. Sınırlamalar uzun süre yürürlükte kalırsa, ekonomik toparlanma için gerekli beceri ve isteği taşıyan kişilerin sektöre çekilmesi güç olabilir."

Financial Times ayrıca, Avrupa bankalarının da bugünden itibaren yıllık ikramiyelerinde yüzde 50 dolayında kesintiler görmeye başlayacağını belirtiyor:

"Dünya genelinde 1 trilyon dolarlık karşılıksız kredi kayıpları ardından mali destek almış, almamış olsun bankalar ikramiye tutarlarını kesiyor. Amerika'daki rakipleri, geçen yıla göre ikramiyeleri yüzde 44 azaltmıştı."

Times ise ilk sayfasından verdiği haberde, İngiliz hükümetinin kurtarma paketlerinin en büyük lehtarlarının başında gelen Royal Bank of Scotland'ın ise 10 milyonlarca sterlin ikramiye dağıtacağını, bazı bankacıların altı haneli ödemeler alacağını kaydediyor.

Banka yöneticilerinin kamuoyunun konu hakkındaki hassasiyetinin bilincinde olduğunu ifade eden Times, ikramiyelerin nakit değil, banka hissesi şeklinde verilmesi seçeneğinin düşünüldüğünü belirtiyor.

Mağaza devi iflasın eşiğinde

İngiliz perakende sektöründe onlarca ünlü markanın sahibi olan İzlanda kökenli Baugur grubunun konkordatoya gitmesi; Independent'ın ilk sayfa haberi...

Gazete 20'den fazla zincir markada hisseleri olan şirket için "şimdi her şey satılık" diyor...

Guardian da 5 milyar sterlin değerindeki grubun, 1 milyar sterlini bulan borçlarını yeniden yapılandıramaması ardından 'yüzyılın haraç mezat satışı'nın yaşanabileceğini belirtiyor:

"Reykjavik’te ucuzcu bir aile mağazasından yola çıkıp 3.500 mağazalı ve 30 bin çalışanı olan dev bir zincire dönüşen Baugur grubunun yarın itibariyle kayyumlar denetimine geçmiş olması bekleniyor."

Ancak marka değeri yüksek olan ünlü zincirlerinin silinmektense, yeni alıcılar bulacağı tahmin ediliyor.

Rusya'da devalüasyon endişesi

Ekonomideki gidişin etkileri açısından izlenen bir diğer ülke Rusya...

Times, Rusya'nın bankalarına 40 milyar dolarlık kurtarma kredisi aktaracağını belirtirken; "devalüasyon endişesi artıyor " diyor.

"Rus maliye bakanı, yüksek enflasyon, değer kaybeden bir para birimi ve ana ihraç kalemi olan petrol ve gaz fiyatlarındaki düşüş ışığında, bütçede kesintiler gerekebileceğine işaret etti."

Rublenin son üç ayda yüzde 26 gerilediğine dikkat çeken Financial Times'a göre, Rusya'nın son paketi iki yönden farklı bir strateji anlamına geliyor:

"Rusya Amerika ve diğer batılı ülkeler gibi harcamayla ekonomiyi canlandırmak yerine harcamaları kısmaya yöneliyor. Ayrıca krizle mücadele siyasetinde şimdiye dek yaptığı gibi zordaki şirketleri kurtarmaktan vazgeçip bankacılık sektörüne kaynak aktarmaya yöneliyor."

Independent, Rusya'nın kredi notu BBB'ye düşürülen ilk G8 ülkesi olduğuna dikkat çekerek bu notun diğer gelişmiş ülkelerden sekiz kademe altta olduğunu vurguluyor.

"Kurumları bu kadar zayıf bir ülke için ekonomik kriz, büyük tehlike oluşturuyor. Şimdiki yönetimin kredibilitesinin sadece yaşam standardını yükseltmeye dayandığı düşünülürse, tehlikeler muazzam. Sivil ve devlet kurumları da bir krizle mücadele becerisinden yoksun. Dağınık protestolar Putin'in tükenmez görünen siyasi sermayesinin sınırları olduğunu gösteriyor. Rusya'da başka yerlerden hep daha uzun süren kış, sona ermekten çok uzak."

Guardian'da yazan Timothy Garton Ash, Avrupa Birliği'nin bir dış politikası olacaksa bunun önce Rusya konusunda çizilmesi gerektiğini belirtip şöyle devam ediyor:

"Avrupa'nın bir Rusya siyaseti olması için ise, önce bir Avrupa enerji siyaseti ve ortak bir Ukrayna siyaseti olması gerekiyor."

Birliğin Rusya karşısında dağınık bir siyaset izlediğinden yakınan Garton Ash kilit rolü, Schröder döneminde her şeye "önce Moskova" diye yaklaşmakla eleştirdiği Almanya'nın oynayacağını kaydediyor.

"Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier, Schröder'in "Önce Moskova" siyasetini sürdürürken, Başbakan Angela Merkel, kısa vadeli Alman çıkarlarını Avrupa değerleri ve dayanışması ile dengeleyen daha nüanslı, dikkatli bir tavırdan yana..."

"Avrupa'nın geleceği Almanya'nın doğusunda nasıl bir siyaset izleyeceğine bağlı. 40 yıl önce (eski Batı Almanya Başbakanı) Willy Brandt, bölünmüş Berlin'de iyiye gidişin Moskova'da siyasi değişimden geçeceğini düşünüyordu. Şimdi ise bölünmüş Moskova'da siyaset değişimi için Berlin'de siyasi değişim gerekli..."

Rehn: Kıbrıs'ta hareketlenme Nisan'dan sonra

Financial Times'ın Avrupa Birliği'nde genişleme sürecine ilişkin sorularını yanıtlayan Avrupa Komisyonu üyesi Olli Rehn, Hırvatistan'ı sınır sorunlarını çözmesi konusunda uyarırken, Kıbrıs sürecinde çözümün Türkiye ile katılım müzakereleri önünde olası bir krizi önlemesi umudunu dile getiriyor.

"Rehn gelecek hafta Kıbrıs'a giderek, Avrupa Birliği'nin geçen Eylül'de başlayan çözüm görüşmelerine desteğini yinelemeye hazırlanıyor. Rehn, 'Burada önemli olan bir sürecin devam ediyor olması. Bence müzakerelerde asıl yoğun aşamaya Nisan ile sonbahar arasında gelinmesini beklemek gerçekçi olur' diyor.

"AB yetkilileri Ada'da çözümün, Türkiye'nin Kıbrıs gemi ve uçaklarına limanlarını açmasıyla, AB-Türkiye ilişkilerinin ciddi bir darbe almasını da önleyebileceğini kaydediyorlar.

İran'ın ABD ile açılım için beklentileri

Financial Times'ta yer alan bir başka haber Tahran'ın Amerika ile ilişkilerin düzelmesi için beklentilerini ortaya koyuyor.

Gazetenin Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın sağ kolu olarak tanımladığı danışmanlarından Mujteba Samari Haşimi, Tahran'ın bu konudaki seçenekleri değerlendirdiğini belirtiyor. Ancak temel beklentileri, Amerika'nın İran'ın nükleer programını kabul etmesi:

"Irak'tan Amerikan askerlerinin çekilmesi ve Afganistan'ın istikrara kavuşturulması gibi noktalarda iki ülke ortak zemin bulabilir. Ancak İran'ın nükleer programının bir gerçek olarak kabul edilmesi iki tarafın görüş ayrılıklarının giderilemeyeceği bir nokta olabilir.

"Samari, bir değişiklik olması için 'Bush'un nükleer program konusunda izlediği siyasetin değişmesi gerekiyor' diyor. Tahran için bir diğer kaygı, Amerika'nın (Tahran'ın güvenlik tehdidi olarak gördüğü) Taleban unsurları ile müzakere girişimleri. "Amerika Afganistan'a yasadışı grupları yenilgiye uğratma gerekçesiyle girmişken şimdi nasıl onlarla müzakereye oturur diyor" Samari...

"Ayrıca Bush yönetiminin İsrail'e desteğine ve Güney Lübnan ve Gazze'deki operasyonları sırasında BM'nin ateşkes kararı almasını geciktirmesine işaret ediyor. 'Yeni yönetim bu siyasetleri sürdürecek mi? Eğer öyleyse bir şey değişmeyecek' diyor."

Obama'nın özrü

Bu arada ABD Başkanı Barack Obama'nın adı vergi usulsüzlüğüne karışan yetkililerin yönetim kademelerine adaylıklarını geri çekmesi ardından yaptığı özür açıklaması, gazetelerde genel olarak olumlu karşılanmış olsa da bu durumun imajını zedelediği görüşü de dile getiriliyor.

Times başyazısında "Siyasette özür dilemek bir doktor için hastasının kaybına benzer. Bir kayıp talihsizliktir, ama ikincisi, büyük bir dikkatsizlik olur." diyor.

İngiliz rafineri işçilerinin yabancı işgücü aleyhindeki eylemlerinin son bulması, bir İngiliz subayının Afganistan'daki sivil ölümlerine ilişkin verileri İnsan Hakları İzleme örgütüne sızdırdığı gerekçesiyle tutuklanması; Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in yeni yayımlanan bir kitapta Afrikalı liderlerle çıkar ilişkisi içinde olduğu suçlamalarına tepkisi ve ortaya çıkarılan dev bir tarih öncesi yılan fosili bugün her gazetede karşınıza çıkan haberler...

Daily Telegraph'ın dış haber sayfalarında ise, İsviçre'de hafta sonu sınırların Bulgar ve Romanyalı işçilere açılması konusunda düzenlenecek bir referandum öncesi ırkçılık tartışmalarının yeniden canlandığı eleştirileri dikkat çekiyor.

İsviçre AB ile serbest dolaşım anlaşması yapmıştı. Bulgaristan ve Romanya'nın da bu kapsama alınması söz konusu.

"Sinsi görünüşlü kargaların bir İsviçre haritasını tiftmeye çalışırken gösteren posterler, tartışmaları iyice alevlendirdi. Posterin altında "Herkese pasaport mu? Hayır" ifadesi yer alıyor.

"Posterin sahibi sağ kanattaki İsviçre Halk Partisi geçen yıl da hazırladığı, ak koyunların bir kara koyunu ülkeden dışarı attığını gösteren seçim posterleri ile tartışma yaratmıştı.

Partinin sözcüsü ise eleştiriler karşısında "Serbest dolaşım anlaşmasının genişletilmesi bir tehdittir. İşsizlik artıyor ve sosyal sistemimiz baskı altında. Romanya ve Bulgaristan'daki maaşlar ise buradakinin 15'te biri kadar ve şirketlerin ucuz işgücüne yönelmesi ciddi bir tehdit" diyor.

Ateist otobüs kampanyasına misilleme

Londra'da geçtiğimiz aylarda, otobüslerin üzerinde yer alan bazı reklâmlarda şu slogan dikkat çekiyordu: "Muhtemelen Tanrı yok. Şimdi kaygılanmayı bırakın ve hayatın tadını çıkarın."

İngiliz Hümanist Derneği'nin "Ateist otobüs kampanyası" denilen bu girişimi Guardian gazetesine göre şimdi Hıristiyan grupların misillemesine hedef oluyor:

Üç ayrı Hıristiyan grup, Londra'da toplam 175 otobüste yer alan karşı sloganlarıyla sokağa çıkmaya hazırlanıyor:

Örneğin Hıristiyan Partisi: "Kesinlikle Tanrı var. Bu yüzden partimize katılıp hayatın tadını çıkarın" demiş reklâmında... Rus Ortodoks kilisesi ise "Bir Tanrı var. İnanın ve hayatınızı yaşayın"...

Gazete, Ateist otobüs kampanyası aleyhinde yapılan ve "iddianın kanıtlanmasını talep eden" şikâyetlerin ise reklâm standartları kurumunca 'bir görüşün ifadesi olduğu gerekçesiyle' reddedildiğini belirtiyor.

İlgili haberler
4 Şubat 2009 Basın Özeti
04 Şubat, 2009 | Basın Özeti
3 Şubat 2009 Basın Özeti
03 Şubat, 2009 | Basın Özeti
2 Şubat 2009 Basın Özeti
02 Şubat, 2009 | Basın Özeti
1 Şubat 2009 Basın Özeti
01 Şubat, 2009 | Basın Özeti
29 Ocak 2009 Basın Özeti
29 Ocak, 2009 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik