|
8 Aralık 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yunanistan'da bir gencin polis tarafından öldürüldüğünün duyulmasının ardından başlayan çatışmaları, Guardian gazetesi, "ülkenin yıllardır tanık olduğu en büyük toplumsal olaylar" olarak niteliyor.
Gazetenin Atina muhabirinin olaylara ilişkin izlenimleri şöyle: "Taş, sopa ve molotof kokteylleri kuşanmış binlerce genç, iki gecedir Yunanistan'ın farklı kentlerinde dükkânlara, bankalara ve arabalara zarar veriyor. Protesto gösterileri, genç bir erkeğin polis tarafından öldürüldüğü haberinin duyulmasından birkaç saat sonra, kuzeyde Selanik'ten, batıda Patras'a, ve Girit adasına kadar yayıldı." ‘Hükümet hazırlıksız yakalandı’ Guardian gazetesi muhabiri, hükümetin olaylara hazırlıksız yakalandığını da belirtiyor. "Protestoların boyutlarının bu kadar geniş olması, Yunanistan'ın merkez sağ hükümetini hazırlıksız yakalamış gibi görünüyor. Başbakan Kostas Karamanlis, ölen gencin babasından kamuoyu önünde özür diledi ve devletin görevini yerine getireceğini ve yaşanan trajedinin tekrar etmeyeceğini belirtti." Times gazetesinin Atina muhabiri ise merkez sağ hükümetin içişleri bakanının, solcu ve anarşist gençlerin protestoları için "meşru" diyecek kadar ileri gittiğini aktarıyor. Yunanistan İçişleri Bakanı: Gösteriler meşru "Görgü tanıklarına göre olay, bir grup gencin, yanlarından geçen polis arabasına doğru hakaretler savurmalarının ardından başlamış. Bunun üzerine arabadan inen iki polis memuru, gençlerle karşı karşıya gelmelerinden sonra silahlarına davranmışlar ve sonuçta 16 yaşındaki bir genç hayatını kaybetmiş." "Olayların ardından dün ekran karşısına çıkan ve silah kullanan polislerin tutuklandığını söyleyen İçişleri Bakanı Prokopis Pavlopoulos, daha da ileri giderek, ölümün ardından yapılan protestoların 'meşru' olduğunu dahi söyledi. İçişleri Bakanı'nın bu sözleri açıkça, kamuoyu yoklamalarında gittikçe yükselen sosyalist muhalefetin bu olayların rüzgârını arkasına almasına engel olma amacını taşıyordu." Milletvekilinin gözaltına alınması tartışması sürüyor İngiltere'de geçen haftalarda, muhafazakâr milletvekili Damian Green'in, İçişleri Bakanlığı'ndan bilgi sızdırdığı gerekçesiyle gözaltına alınıp sorgulanmasının etkileri sürüyor. Neredeyse siyasi yelpazenin her yanından gelen eleştirilerin odağında ise, milletvekili Green'in, parlamentodaki bürosunda arama yapılmasına gerekli tepkiyi vermemekle suçlanan parlamento başkanı Michael Martin var. Independent gazetesi haberi şöyle aktarıyor: "Michael Martin'in sözcüsünün, Martin'in önümüzdeki seçimlerden sonra da parlamento başkanlığı görevine devam etmeye hazırlandığını, ancak seçim bölgesinden gelebilecek kaygıları dikkate alacağını açıkladı." "Bu açıklamanın ardından BBC'nin görüştüğü 90 milletvekilinden büyük çoğunluğu, milletvekili Damien Green'in gözaltına alınmasına karşı gerekli tavrı almadığını düşündükleri parlamento başkanına güvenmediklerini ya da kusurlu bulduklarını söylediler." 'Parlamento başkanına görülmemiş tepki' Independent ayrıca, "İngiltere'de parlamento başkanının bu derece eleştirilmesi hatta kendisine görevi bırakma çağrılarının yapılması, görülmüş şey değil" diyor. Daily Telegraph gazetesi ise manşetinden duyurduğu haberde, iktidardaki İşçi Partisi'nin, parlamento başkanını görevden almak için gizli bir anlaşma peşinde olduğunu yazıyor. Daily Telegraph gazetesinin edindiği bilgilere göre, İşçi Partisi'nin üst düzey milletvekilleri, parlamento başkanı Martin'i önümüzdeki seçimin ardından milletvekilliği görevini bırakması konusunda ikna etmeye çalışıyor. Gazeteye göre, İşçi Partili milletvekillilerinin anlaşmayı kabul etmesi karşılığında parlamento başkanına önerdikleri ise, Martin'in oğluna, Martin'in seçim bölgesi olan Glasgow'dan milletvekili adaylığı. 'Obama Bush'un bıraktığı boşluğu dolduruyor' Financial Times gazetesi, birinci sayfasının önemli bir kısmını, Amerikan başkanlığına seçilen Barack Obama'nın açıkladığı ekonomi planlarına ayırıyor. Öne çıkan satırlar şöyle: "Amerika Birleşik Devletleri'nde yarım yüzyıldan bu yana yapılacak en büyük altyapı yatırımı planlarını açıklayan Barack Obama, ekonomide büyük çalkantılar yaşanırken, gittikçe artan bütçe açığı konusunda kaygılanmaya yer olmadığını savundu. Ekonomideki sorunların derinleştiği, yalnızca geçen ay içinde Amerika'da 500 binden fazla kişinin işinden olduğu bir ortamda, Başkan George W. Bush, ekonomiye ilişkin tartışmalarda yer almıyor." Financial Times, başkanlığa seçilen Obama'nın, daha görevi devralmadan, başkan Bush'un bıraktığı boşluğu doldurduğunu da belirtiyor: Gerçek Başkan Obama "Amerika'nın belirli bir anda yalnızca bir başkanı olduğunu söyleyen Obama, bu başkanlık görevini yerine getiren kişinin George Bush değil de kendisi olduğunu söylemeyi unutmuştu. " "Devletin yol yapımından, köprü inşa etmesine, sağlık sektörüne ve İnternet alt yapısına yatırım yapacağını söyleyen Obama'nın açıklamaları, geçmişte Amerikan başkanlığa seçilenlerin, açıkladıkları planlardan çok daha fazla detaylandırdı." Barack Obama'nın kamu harcamaları paketinin Keynesçi bir yaklaşımın ürünü olduğu da belirtiliyor. Keynes dünyayı bir kez daha kurtaracak mı? Guardian gazetesinde yer alan bir yorumda ise, "Keynes dünyayı bir kez daha kurtaracak mı?" diye soruluyor. Gazetenin yazarı Larry Elliott "Geçen haftanın ekonomi haberleri, dünyanın her yanını acımasızca sardı" diyor. Elliott, ayrıca İspanya'da fabrikaların üretiminin Ekim ayına kadarki 12 ay içinde yüzde 13'e yakın bir düşüş sergilediğini, Çin'deki araba satışlarının ise yüzde 10 oranında gerileyerek, BMW'nin satışlarının dörtte bir oranında düşüşüne katkıda bulunduğunu yazıyor. 'Çok şey yapıldı ama henüz değişen bir şey yok' 1929 ekonomik buhranı başladıktan sonraki 18 ay içinde dönemin siyasetçilerinin arkalarına yaslanarak hemen hemen hiçbir şey yapmadıklarını hatırlatan Elliott, "Günümüz siyasetçilerini suçlayamayacağımız bir şey varsa o da birşey yapmamış olmalarıdır" diyor ve tüm yapılanlara rağmen henüz hiçbir şeyin işliyormuş gibi görünmediğine dikkati çekiyor. Alınan önlemlerin sonuç vermemesini, "ekonomide atılan adımların sonuç vermesi zaman alır" diyerek açıklamanın mümkün olduğunu söyleyen Elliott, ancak seçimlerle karşı karşıya olan siyasetçilerin kurtarma planlarının işlemesi için birkaç yıl bekleyemeyeceklerini belirtiyor. 'Sorunları olduğundan büyük görmek de sorun' En genel anlamda enflasyonun tersi olarak tanımlanan deflasyon baskısının işleri daha kötüye götürebileceğini söyleyen Elliott, 1930'larda Keynes'in önerilerinden birinin, merkez bankalarının faizleri düşürmek için uzun vadeli hazine bonoları alması olduğunu söylüyor. Ancak Elliott'a göre, Amerikan Merkez Bankası ile diğer karar alıcıların enflasyon baskısını olduğundan daha ciddi görmeleri de sorunlara yol açabilir. | İlgili haberler 7 Aralık 2008 Basın Özeti07 Aralık, 2008 | Basın Özeti 5 Aralık 2008 Basın Özeti05 Aralık, 2008 | Basın Özeti 4 Aralık 2008 Basın Özeti04 Aralık, 2008 | Basın Özeti 3 Aralık 2008 Basın Özeti03 Aralık, 2008 | Basın Özeti 2 Aralık 2008 Basın Özeti02 Aralık, 2008 | Basın Özeti 1 Aralık 2008 Basın Özeti01 Aralık, 2008 | Basın Özeti 30 Kasım 2008 Basın Özeti30 Kasım, 2008 | Basın Özeti 28 Kasım 2008 Basın Özeti28 Kasım, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||