|
4 Aralık 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Hindistan'ın 180'den fazla kişinin öldüğü Mumbai saldırıları sonrası Pakistan'a yönelttiği suçlamalarla iki ülke arasında tırmanan gerilim ve ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın tansiyonu düşürme çabaları İngiltere basınında öne çıkan başlıklardan.
Hindistan'ın terörist suçlaması getirdiği 20 kişinin iadesi talebine Pakistan'dan "Hayır" yanıtı aldığını duyuran Guardian şu yorumu yapıyor: "Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, eğer haklarında yeterli delil varsa söz konusu 20 kişinin Pakistan mahkemelerince yargılanacağını söyledi. Zerdari'nin bu sözleri, harekete geçmesi konusunda kamuoyunun baskısı altındaki Hindistan hükümetini öfkelendirecektir." "Birçok uzmana göre, sekiz aydır görevde bulunan Zerdari hükümetinin Hindistan'a yardımcı olmak istese bile manevra alanı çok dar. Zira Pakistan hükümeti sertlik yanlısı grupların baskısı altında. Sadece Hindistan'ın taleplerine direnme konusunda değil, Batı'nın Afganistan sınırındaki El Kaide ve Taleban unsurlarıyla mücadelesine sunduğu katkı konusunda da." Times gazetesi ise ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Delhi temaslarından yola çıkarak, Washington'un Hindistan'a yaklaşımını mercek altına almış. Gazetenin dış politika yorumcusu Bronwen Maddox'un "Hindistan'a özel muamele sorun yaratıyor" başlıklı analizinde dikkat çeken satırlar şöyle: "Condoleezza Rice'ın dün Delhi'ye gidişi, Bush yönetiminin Hindistan ile flört konusundaki kararlılığının göstergesiydi." "Dışişleri Bakanı'nın, görevdeki son 6 haftasında bu konuya odaklanması, tansiyonu düşürmeye yardımcı olmuş olabilir. Ancak bu ziyaretin pek de faydalı olmayacağı başından belliydi. Zira ziyaret, Amerika Birleşik Devletleri'nin Hindistan ile ilişkilerinde yaptığı tatsız tercihlerin işaretiydi." "2006 yılının mart ayında Bush ekibinin Hindistan ile yakınlaşma siyasetinin prensipleri bizzat Rice tarafından belirlenmişti. Hindistan'ın Sovyetler'e yakın olduğu uzun yılların ardından ilişkileri yeniden inşa etmeyi hedefleyen Clinton politikasını devam ettirdiler. Bu iyi niyetli ve doğru bir adımdı." "Ancak bunu takip eden nükleer işbirliği anlaşması için aynı şey söylenemez. Bununla, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'na imza atmamakta direnen Hindistan ödüllendirilmiş oldu." "Nükleer teröre az kaldı" ABD'de Kongre tarafından hazırlanan rapora göre, terör örgütleri 5 yıl içinde, nükleer ya da biyolojik silahlara sahip olabilir. Financial Times raporla ilgili şu bilgilere yer veriyor: Rapora göre 5 yıl içinde teröristler, ABD ya da dünyanın başka bir yerinde biyolojik ya da nükleer silah kullanarak eylem yapabilecek duruma gelecek. Tehlikenin en önemli potansiyel kaynağı ise Pakistan olarak görülüyor. Kongrenin raporunda kitle imha silahları ve terörizmin yollarının bu ülkede kesiştiği belirtiliyor." "Ayrıca biyolojik silah imalatında kullanılabilecek malzemelerin bulunduğu ABD'deki birçok laboratuvarın yeterince güvenli olmadığı belirtiliyor ve önlemlerin artırılması isteniyor." İngiltere'de çocuk istismarı Independent başyazısında, saygın tıp dergisi Lancet'ın İngiltere'de çocuk istismarına ilişkin raporunu değerlendirmiş. Her on çocuktan birinin kötü muameleye maruz kaldığını ortaya koyan raporu şöyle yorumluyor Independent: "Rapordaki bilgiler, İngiltere'de her yıl bir milyon çocuğun dövüldüğünü, yakıldığını ve cinsel tacize maruz kaldığını gösteriyor. Bu son derece rahatsız edici bir tablo. Çocuklarını acımasızca istismar eden ve bu durumu görmezden gelen bir toplumun resmi bu." "İnsan korkunun kokusunu alabiliyor" Guardian'daki bu haberde, ABD'de yapılan bir araştırmanın sonuçları aktarılıyor. Amerikan Savunma Bakanlığı'nca desteklenen projeye göre, insanlar da tıpkı bazı hayvanlar gibi korkunun kokusunu alabiliyor. Tabii bunun farkında olmadan. Araştırma için bir çeşit paraşüt sporu olan skydiving yapanların koltuk altı salgıları incelenmiş. Sporcuların korkuyu net hissettikleri ilk atlayışlarında, koltuk altlarına teri emen bezler yerleştirilmiş. Daha sonra aynı sporculardan koşu bandına çıkmaları istenmiş ve yine ter örnekleri alınmış. Bu iki bez deneklere koklatılmış ve denekler beyin faaliyetlerini ölçen cihazlara bağlanmış. Tabii deneklere, deneyden söz edilmemiş. Sonuçta denekler iki ter kokusu arasında bir fark görememiş. Ancak cihazlar, skydiving sırasında alınan ter örneklerini kokladıklarında, deneklerin beyninde korkuyu kontrol eden bölgede faaliyetin birden bire arttığını saptamış. Guardian bu noktada deneyle ilgili ilginç bir spekülasyonu da aktarıyor. Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından finanse edildiği için, amacın askerlerin korku duymasını engelleyecek yollar arama olduğu spekülasyonları bunlar. Ancak Pentagon'un bunu yalanladığını da ekliyor gazete. | İlgili haberler 2 Aralık 2008 Basın Özeti02 Aralık, 2008 | Basın Özeti 1 Aralık 2008 Basın Özeti01 Aralık, 2008 | Basın Özeti 30 Kasım 2008 Basın Özeti30 Kasım, 2008 | Basın Özeti 28 Kasım 2008 Basın Özeti28 Kasım, 2008 | Basın Özeti 27 Kasım 2008 Basın Özeti27 Kasım, 2008 | Basın Özeti 26 Kasım 2008 Basın Özeti26 Kasım, 2008 | Basın Özeti 25 Kasım 2008 Basın Özeti25 Kasım, 2008 | Basın Özeti 24 Kasım 2008 Basın Özeti24 Kasım, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||