BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 26 Haziran, 2008 - TSİ 08:22
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
26 Haziran 2008 Basın Özeti
Türkiye'nin Almanya karşısında 3-2 mağlup olduğu ve Avrupa şampiyonasına veda etmesine yol açan maç İngiltere basınının da gündeminde.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Guardian "Kazanan Almanya olsa da, tarafsız seyircinin kalbini kazanan Türkiye oldu" diyor. Gazetenin yorumundan öne çıkan bazı satırlar şöyle:

"Bu yarı final karşılaşması, Almanya'nın kazanması gereken bir karşılaşmaydı. Arkalarında son derece sağlam bir tarih vardı.

"Joachim Löw'ün takımı için senaryo baştan yazılmıştı. Sonuçta yazılan oldu da. Ancak maçın skoru, bu belleklere kazınacak maça Türkiye'nin yaptığı katkıları dikkate almadı."

‘Takımın maceracı oyun tarzı’

Guardian'ın spor yorumcusu David Hytner da "Fatih Terim'in takımı kadere boyun eğmeyi reddetti" diyor ve ekliyor:

"Baş döndürücü düzeylere ulaşan sakatlıklar ve kart cezalarıyla, son dakika golleri ile dolu olan, hafif gerçeküstü sayılabilecek yolculuklarında bu evreye kadar, mücadeleden asla vazgeçmeyen tavırlarının büyük rol oynadığını söyleyebiliriz. Şanlı rakiplerini dize getirme tehdidinde bulunabilmelerini ise atak ve cesur oyunlarına borçlular."

Yine son dakika golüyle biten maçta bu kez kazanan tarafının Almanya olduğunu belirten Guardian yazarı, Türkiye'nin maça eksiklerle çıkmasının oyun kurmadaki etkisine de değiniyor.

Yazar, Türkiye'nin buna rağmen, oyunun ilk dakikalarına hâkim olduğunu vurguluyor:

"Türkiye'nin, maçın ilk 20 dakikasına hâkim olduğunu söylemek abartılı olmaz. Takımın temposu, ilk yarının sonlarına doğru da yükselişini sürdürdü. Orta saha oyuncuları hayatlarının futbolunu oynarken, Terim'in taktikleri de doğruluğunu ispatladı."

‘Son gol bıçak gibi saplandı’

Yazısını Alman futbolcu Philip Lahm'ın golüne giden saniyeleri tasvir ederek sürdüren Guardian yazarı, Lahm'ın golünün Türklerin kalbine saplanan bir bıçak gibi olduğunu söylüyor.

Times gazetesinin kıdemli futbol muhabiri Martin Samuel ise "Türkiye'yi elemek için özel bir şeylerin olması gerektiği belliydi" diyor ve "Bu özel an, nefes kesici maçın bir dakikası içinde yaşandı" diye ekliyor:

"Türkiye'nin bu olağanüstü serüveni, Kazım-Richards'ın çaresiz kaldığı bir anda Philipp Lahm'ın, hedefine ölçüp biçip attığı golle sona erdi.

"Türkiye'nin bu son karşılaşmadaki mücadelesini ölçmek için yalnızca oyunu nasıl yönlendirdiklerine bakmamız yetmez. Almanya'nın Miroslav Klose ile maçın bitimine 11 dakika kala attığı gole rağmen, adeta ölümden nasıl döndüklerine de bakmamız gerekli."

‘Öngörülerimizde yanıldık’

Karşılaşmada takımların öngörülerin çok ötesinde bir şekilde birbirlerine eşit bir oyun sergilediklerini belirten Times yazarı, maçın ilk 45 dakikasında Türkiye takımının daha iyi bir oyun sergilediğini de yazıyor ve ekliyor:

"İlk bakışta Türkiye, Basel'e defans, ya da defansın biraz ötesinde bir futbol oynamak için gelmiş gibi görünüyordu. Ancak, başlangıç vuruşundan itibaren, karşımızda 9-0-1 diye tasvir edebileceğimiz bambaşka bir sahne vardı. Tahminlerimizde ne kadar yanıldığımızı gördük."

Türkiye-Almanya maçı, İngiltere basınında yalnızca yorumlarla yer bulmadı, maç öncesinin heyecanını gazeteler tam sayfa fotoğraflarla da aktardılar okuyucularına.

Daily Telegraph gazetesi, iki sayfasını yüzlerini destekledikleri takımın renklerine boyayan Türkiye ve Almanya taraftarlarının fotoğraflarıyla süslerken, Guardian gazetesi ise, orta sayfasına Almanya'da balkonlarında Türk ve Alman bayraklarının asılı olduğu binaların fotoğrafını yerleştirmiş.

İngiltere dış politikasında neler değişti?

İngiltere'de Gordon Brown liderliğinde kurulan hükümet birinci yılını doldurmaya hazırlanırken, Independent gazetesi, Dışişleri Bakanı David Miliband ile göreve gelişinin yıldönümü vesilesiyle bir mülakat yapmış.

Miliband eski Başbakan Tony Blair'in görevi bırakmasının ardından İngiltere dış siyasetinde nelerin değiştiğini yolundaki soruyu şöyle yanıtlıyor:

"Dünya çapında, hükümetler ile bireyler, Batı ile Doğu, hükümetler ile piyasalar arasındaki güç dengesinde bazı kaymaların gözlendiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu değişikliklere paralel bir şekilde gelişen, çok net zorluklarla da karşı karşıya kaldık.

"Kenya ve Afganistan gibi ülkelerde uluslararası toplumdan çatışma sonrasında, yeniden inşa için yardım istendi. Büyük uluslararası kuruluşların rollerinde değişikler yaşandı."

İngiliz Bakan'a göre küresel düzeyde yaşanan bu değişimlerin ardından İngiltere dış politikasını yürütenler, şu dersleri aldı:

"Günümüzde, Kosova'daki tehlikeleri 1990'lardakinden daha farklı ele alıyoruz. Bugün Afganistan üzerine eğilirken, Afganistan'ı tek başına değil, Pakistan'la birlikte ele alıp farklı bir strateji üretiyoruz. Irak'ta yerel çözümlere vurgu yapmak, tek bir ulusal çözüm aramaktan daha farklı."

Miliband bu değişimler içinde yeni İngiltere dış siyasetini ise şöyle tanımlıyor:

"İngiltere, dünyada önem arzeden tüm ağlara dahil olmuş durumda. Bu ağlarla Avrupa'yı, atlantik ötesi ilişkileri, İngiliz Uluslar Topluluğu'nu ve Birleşmiş Milletler'i kastediyorum. Sahip olduğumuz bazı değerler de, saydığım ağlara eşlik ediyor. BBC'nin yumuşak gücünden, ordumuzun kaba gücüne dek uzanan değerlerden söz ediyorum. Tüm bunların bir araya gelmesi, İngiltere'nin ileriye dönük hedefleri güvenle kovalayabilmesini sağlıyor. Bu hedeflerse; medeniyetler çatışması yaratmayı hedefleyen radikalleşmeye karşı koymak, iklim değişimi kapsamında küresel düzeyde eşitsizliğin yarattığı sorunlara çözüm bulmaya çalışmak ve Birleşmiş Milletler'le Avrupa Birliği gibi uluslararası kurumları inşa etmektir."

Tsvangirai: Askeri müdahale yanlısı değilim

Muhalefetin Cuma günü yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden çekildiği ve iktidarı elinde tutan Robert Mugabe'ye yoğun eleştirilerin yöneltildiği Zimbabve'yle ilgili haberler gazetelerde ağırlığını koruyor:

Guardian'da dün muhalefet lideri Morgan Tsvangirai'ın ismiyle bir makale yer almıştı. Yazıda Zimbabve'ye askeri müdahale çağrısı yapılıyordu.

Ancak günün ilerleyen saatlerinde açıklama yapan Demokratik Değişim Hareketi'nden bir sözcü yazının liderleri Tsvangirai ya da başka bir partili tarafından kaleme alınmadığını açıkladı.

Tsvangirai da bugün gazeteye bir mektup göndererek, dünkü yazının kendisine ait olmadığını belirtmiş.

Gazete'nin yayımladığı mektupta Tsvangirai şöyle diyor:

"Ben Zimbabve'ye Birleşmiş Milletler veya başka bir örgüt tarafından askeri müdahalede bulunulmasını desteklemiyorum.

"Demokratik Değişim Hareketi olarak biz Zimbabve'deki krize Afrika içinden bir çözüm bulunmasını istiyor ve Güney Afrika Kalkınma Topluluğu'nun çalışmalarını destekliyoruz.

"Zimbabve'de şiddet durmalı ve insani yardım örgütlerinin çalışmalarına izin verilmeli."

İlgili haberler
25 Haziran 2008 Basın Özeti
25 Haziran, 2008 | Basın Özeti
24 Haziran 2008 Basın Özeti
24 Haziran, 2008 | Basın Özeti
23 Haziran 2008 Basın Özeti
23 Haziran, 2008 | Basın Özeti
22 Haziran 2008 Basın Özeti
22 Haziran, 2008 | Basın Özeti
20 Haziran 2008 Basın Özeti
20 Haziran, 2008 | Basın Özeti
19 Haziran 2008 Basın Özeti
19 Haziran, 2008 | Basın Özeti
18 Haziran 2008 Basın Özeti
18 Haziran, 2008 | Basın Özeti
17 Haziran 2008 Basın Özeti
17 Haziran, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik