|
25 Haziran 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de hükümetin tanık koruma programlarının bir türüne yasal temel hazırlama çabası İngiliz basının gündeminde.
Hollywood filmlerinin de gözde konularından olan, mahkemelerdeki tanık koruma programı için, hükümet muhalefet partileriyle görüşmeler yürütürken, İngiltere basını uygulamayı eleştiriyor. Adaletin bedeli Times gazetesi, "Adaletin bedeli" başlıklı yorumunda, tanıkların baskı altında kalarak ifade verememeleri savcılar açısından büyük bir engel olabilir, ancak bu sorunun çözümü gizli tanık uygulaması değil" diyor. "Geçtiğimiz yirmi yıl içinde, aslında kanuni bir temele dayanmadığı halde, tanıklara gizlilik sağlanması, az sayıda birkaç davada başvurulan bir uygulama olmaktan, bugün çok sıklıkla rastladığımız bir uygulama haline geldi" diyen Times, bunun nedeninin bıçakla veya ateşli silahlarla işlenen suçlardaki artış olduğunu söylüyor. "Bu artış karşısında polis, tanıklara mutlak bir gizlilik içinde ifade verebilme hakkı tanımayı en verimli yol sayıyor. Ancak bu konuda çok dikkatli olunmalı. Sanıkların kendilerini suçlayan kişiyle yüzleşme ve şahitlerin çapraz sorguya tabi tutabilme hakkı, yalnızca antik çağdan beri var olan bir ilke olmanın ötesinde. "Bu ilke adaletin tesis edilebilmesi için şimdi de en az geçmişte olduğu kadar önemli. Tanığın kim olduğunu bilmeden hangi savunma avukatı müvekkilini yeterince savunabilir ki?" Gizli tanığa karşı savunma zorluğu Gizli tanık konusunu yorum sayfalarında işleyen bir başka gazete de Independent. Gazetenin yazarı Deborah Orr, “Gizli kalma hakkı olan bir tanığın yalan söylediğini nasıl ispatlayabilirsiniz?” diye soruyor. "Gizli tanık kullanımına izin veren yargıçlar, bin yıllık hukuk geleneği bir kenara fırlatıp attılar. İngiltere, korkunç Engizisyon döneminde, kıta Avrupası'nda ifadelerine başvurulan tanıkların gizli kalmasına izin verilirken, bu uygulamaya direnebilmişti. Tanıkların gizli kalabilme hakkı, Kuzey İrlanda çatışmaları yoğunken de gündeme getirilmiş, ancak o yıllarda dahi kabul edilmemişti." Tsvangirai'dan Zimbabve'ye müdahale çağrısı Siyasi gerilimin yüksek olduğu Zimbabve hakkındaki yorumlar da İngiliz basınında geniş yer bulmaya devam ediyor. Ülkede, muhalefetteki Demokratik Değişim Partisi'nin, taraftarları üzerinde siyasi baskılar olduğunu söyleyerek Cuma günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmayacağını açıklamasının ardından, Zimbabve yönetimine yönelik eleştiriler artmıştı. İngiltere basınında da yer alan bu eleştirilerde sık sık kendisinden bahsedilen ve geçtiğimiz günlerde Hollanda büyükelçiliğine sığınan Zimbabve muhalefet lideri Morgan Tsvangirai, bugün Guardian gazetesine bir yazı göndermiş. "Neden seçimlere katılmıyorum" başlıklı makalesinde, Tsvangirai askeri müdahale çağrısında bulunuyor: "Benim ülkemin, Zimbabve'nin halkı, dünyanın en yüksek enflasyon oranlarına katlandıktan, temel demokratik haklarından yoksun bırakıldıktan sonra, şimdi de şiddet ve baskıyla karşı karşıya. "Halkım şimdi bir kırılma noktasında ve dünya yardıma gelmezse bir çöküş yaşanacak. Dünya liderlerinin sarf ettiği cesur sözler, askeri güçle de desteklenmeli. “Seçimlerden çekilme kararını, Robert Mugabe rejiminin işkencesi altında ezilen halkımın, bu işkenceye daha fazla katlanmasına razı olmadığım için aldım. "Zimbabve'ye uluslararası müdahale çağrımız, uluslararası diplomasinin standart prosedürünü aşmayı gerektiriyor. Silahlı çatışma yaşanmasını istemiyoruz, ancak halkımızın korunması gerekli. Sorun çıkaran bir tarzda değil ama barış gücü şeklinde bir askeri güç, seçenekler arasında düşünülmeli." Günün ilerleyen saatlerinde açıklama yapan Demokratik Değişim Hareketi'nden bir sözcü yazının Tsvangirai ya da başka bir partili tarafından kaleme alınmadığını açıkladı. Guardian gazetesi yetkilileri ise yazının güvenilirliği hakkında şüpheleri olmadığında ısrarcı. 'İngiltere askeri müdahaleyi unutmalı' Tsvangirai askeri müdahale çağrısında bulunurken aynı gazetenin yazarı Simon Jenkins ise Zimbabve Cumhurbaşkanı Robert Mugabe'nin emperyalizm eleştirilerinde haklı bazı noktaların bulunduğunu yazıyor. Jenkins'e göre, İngiltere'nin Zimbabve'ye müdahale yerine yiyecek yardımı yapması gerekli. Jenkins "Mugabe'nin artık histerik bir hal almış İngiltere karşıtı analizinde doğru bazı yanlar var. Sonuçta, onun Zimbabve'si İngiliz emperyalizminin ve post-emperyalizm döneminin bir ürünü" diyor. Guardian yazarına göre İngiltere geçen yıllarda birçok kez Zimbabve'de Mugabe döneminde yapılan baskıları, kapalı ekonomi yönünde atılan adımları ve hatta Mugabe komutasındaki katliamları görmezlikten geldi. Simon Jenkins özetle şöyle devam ediyor: "Mugabe şimdi liberal müdahalecilikle dalga geçiyor. Irak sonrasında ahlaki otoritesi çöken İngiltere'nin askeri müdahale imkânı çok düşük. Geçmişten beri seslendirilen, 'Zavallı Arnavutları, Şiileri ya da Peştunları kendi kaderlerine terk edemezsiniz,' nidaları artık yerini diplomatik girişimler ve karar tasarılarının monotonluğuna bırakmış durumda." Guardian yazarı yazısının sonunda da İngiltere'nin basınında Mugabe'yi istediği kadar "kana susamış goril" gibi tasvir edebileceğini ya da yetkililerin "Ülke yaptırımlar altında çöktü, çökecek" diye açıklamalarda bulunabileceğini ama bunların Mugabe'yi yerinden etmeyeceğini söylüyor ve ekliyor: "Onu devirme düşleri kurabileceğimiz günler artık sona erdi." Yarı-final maçı ve Almanya'daki Türk göçmenler Financial Times Türkiye milli takımının Almanya ile bu akşam yapacağı yarı final karşılaşmasının bu ülkedeki göçmenler üzerine etkisine değiniyor. Gazete, futbol maçının Almanya'daki Türkiyeli göçmenlerin kalplerini Türkiye ve Almanya arasında böldüğünü yazıyor. Financial Times, “Eğer Almanya'nın bağrındaki Türk topluluğun dükkânlarında dün asılı olan bayraklara bakarak karar verirsek, Almanya'daki yaklaşık iki milyon yedi yüz bin Türkiyeli göçmenin her iki taraf için de tezahürat yapacaklarını söyleyebiliriz” diyor: "Konuştuğumuz bir Türk dükkân sahibi, ‘Maçı Türkiye'nin almasını istiyorum, ama Almanya kazansa da kötü karşılamam’ diyordu. Bu karmaşık duyguları Almanya'da yaşayan pek çok Türk paylaşıyor. "Almanya'nın, göçmenlerin bu ülkeye uzun dönemli yerleşecekleri fikrine alışması uzun yıllar aldı. Takımların karşılaşmasına yaklaşırken Türkiye'ye karşı artan yurtseverlik duyguları, Türk topluluğun Almanya'ya hala bir mesafede durduğunu gösterdi. "Almanya'da dükkân sahibi Tülin Duman'a göre, Türklere karşı ayrımcılık sürüyor. Almanya'daki Türkiye uzmanlarıysa, bu ülkedeki Türk göçmenlerin, Almanların sandığından daha fazla entegre olduklarını ve hem Almanya hem de Türkiye için gösterilen desteğin bunun bir ifadesi olduğunu söylüyor." 'Türkiye geleceğine sırtını dönüyor' Financial Times gazetesinde yer alan Türkiye üzerine bir başka yorumun sahibi ise Bahçeşehir Üniversitesi'nde Avrupa Birliği Çalışmaları Merkezi'nden Cengiz Aktar. Aktar yazısında, Türkiye'nin giderek daha fazla istikrarsızlıkla birlikte anılmaya başladığını söylüyor: "Türkiye şimdiye kadar bir ekonomik başarı öyküsü ve İslam dünyası için örnek olarak gösterilen bir ülkeydi. Şimdilerde ise belirsizlik ve istikrarsızlıkla anılır oldu. "Laik elitler ile İslamcı kökenleri olan iktidar partisinin birlikte var olabilirliği artık miadını doldurdu. Türkiye, bu siyasi kişilik bölünmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda." | İlgili haberler 24 Haziran 2008 Basın Özeti 24 Haziran, 2008 | Basın Özeti 23 Haziran 2008 Basın Özeti 23 Haziran, 2008 | Basın Özeti 22 Haziran 2008 Basın Özeti 22 Haziran, 2008 | Basın Özeti 20 Haziran 2008 Basın Özeti 20 Haziran, 2008 | Basın Özeti 19 Haziran 2008 Basın Özeti 19 Haziran, 2008 | Basın Özeti 18 Haziran 2008 Basın Özeti 18 Haziran, 2008 | Basın Özeti 17 Haziran 2008 Basın Özeti 17 Haziran, 2008 | Basın Özeti 16 Haziran 2008 Basın Özeti 16 Haziran, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||