|
16 Ekim 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Financial Times, Kuzey Irak'a sınır ötesi operasyon için hükümete yetki verecek tezkerenin TBMM'ne gönderilmesi ardından, Başbakan Erdoğan'ı bekleyen zor kararlara şu satırlarla işaret ediyor:
"Bu adım Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı, siyasi kariyerinin en zor dış politika sınavıyla karşı karşıya bırakıyor. Son terörist saldırılara askeri bir karşılık verilmesi olasılığı ve Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerin tamamen çökmesini engelleme zorunluluğu arasında bir denge tutturmak durumunda." "Erdoğan'ın içinde bulunduğu ikilem, başında bulunduğu hükümet ile silahlı kuvvetler arasındaki güvensizlik nedeniyle daha da derinleşiyor. Generaller, Kürt ayrılıkçılarla mücadelelerinde daha fazla manevra özgürlüğü talep ediyorlar. Özellikle, Irak'a asker gönderme konusunda." "Erdoğan'ın önündeki zorluk, 1980'ler ve 90'larda olduğu gibi, geniş çaplı bir Türk - Kürt çatışması yaratmadan ordudaki şahinleri tatmin edebilmek. Aynı zamanda kamuoyunu da yatıştırmak zorunda." "Her ikisini de, Türk - Amerikan ilişkilerinde bir daha kapatılamayacak bir çatlak yaratmadan yapmak durumunda. Irak'taki sorunu daha da kötüleştirecek misilleme niteliğinde önlemler ya da Amerika'nın Türkiye'deki üsleri kullanmasını engellemek böyle bir çatlak yaratabilir." Times gazetesi ise, Ankara bir yandan Kuzey Irak'a sınır ötesi operasyon seçeneğini değerlendirirken, Türk ordusunun da bir yandan, sınır ötesindeki bazı hedefleri topa tuttuğunu yazıyor. Times muhabirinin Matin Dağları'ndan geçtiği haberde dikkat çeken satırlar şunlar: "Pazar günkü top atışı, Irak içlerinde en derine inen saldırıydı. PKK mensubu olmayan Iraklı Kürtleri de etkileyen saldırıya, Kürt Bölgesel Yönetimi de sert tepki verdi." "Hedef alınan Amedi bölgesindeki sekiz köyden biri olan Anişki'de, halk öfkeliydi. Kuzey Irak'ta güvenliği sağlayan Peşmerge güvenlik gücüne mensup, 5 çocuk babası, 30 yaşındaki Agid Fermus, 'Türkiye bizi PKK nedeniyle topa tutmuyor. Bizi Kürt olduğumuz için topa tutuyor. Onlar için hepimiz aynıyız' diyor ve ekliyordu: 'Umarım Türkiye bizim PKK ile bir ilgimiz olmadığını anlar. Biz Türkiye'ye karşı değiliz. Onların iç işlerine karışmıyoruz." Amerikan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlayan kararı ve buna Türkiye'den yükselen tepkiler de, İngiltere basınında yankı bulmaya devam ediyor. Financial Times gazetesi Türkiye muhabiri Vincent Boland bugün, Türklerin bu konudaki hassasiyetini ele alan bir yazı yazmış. Özetle aktarıyoruz. "Soykırım yapmış olmak, bir ulus ya da halka yöneltilebilecek en büyük suçlama. Geçmişi konusunda Türkiye kadar katı olan bir ülkede ise, bunun kabulü tasavvur bile edilemez. Türk çocuklarına ülkelerinin, tarihin 'iyi adamları' arasında olduğu, hatta tarihin kurbanlarından olduğu öğretilir." "Osmanlı dönemi Türkleri ve Kürt müttefiklerinin, 1915 ile 1917 arasında, imparatorluğun Ermeni vatandaşlarına soykırım uyguladığı suçlamasının böylesine şaşkınlık ve öfke yaratmasının nedeni budur." "Bugün birçok Türk bu meselenin, katliamların yapıldığı dönemde varolmayan modern Türkiye'yi dövmek için kullanılan bir sopa işlevi gördüğüne inanıyor. 'Küçük Ermenistan'ın, dünya kamuoyunu etkilemede 'büyük Türkiye'den daha başarılı olması Türkleri çileden çıkarıyor." "Türkiye'nin, bu konunun tarihçilere bıkarılması gerektiği şeklindeki resmi tavrı, sürdürülmesi giderek daha zor bir hal alıyor. Bazı Türklerin, bu suçun işlendiği koşulların soykırım tanımına uymadığı şeklindeki tezi bile yankı bulmuyor." "Tarihi uzlaşmanın Türk resmi tezine aykırı olduğu anlaşılırken, bu artık siyasi ve diplomatik bir konuya dönüşmüş durumda. Türkiye'nin de, artık konuya bu pencereden yaklaşan politikalar üretmesi gerekiyor." Çin'de tarihi kongre İngiltere basınında geniş yer bulan konulardan biri de, Çin Komünist Partisi kongresi. Sonuncusu 5 yıl önce yapılan kongre dün, Devlet Başkanı Hu Jintao'nun açış konuşmasıyla başladı. Guardian yazarlarından Simon Tisdall, Jintao'nun son beş yılın icraatlarını öven konuşmasına farklı bir pencereden bakıyor. Yazıda dikkat çeken satırlar şöyle: "Uzmanlara göre Çin, hem içeride hem dışarıda, 15 aylık kritik bir sürece giriyor. Hu Jintao ülkenin benzeri görülmemiş zorluklarla karşılaşacağını söylese de, önerdiği reçete, yani daha fazla merkezi kontrol ve yönetimin hesap verebilir hale geleceğine yönelik muğlak sözler, sorunu çözebilecek gibi görünmüyor." "Pekin üzerindeki uluslararası baskı artıyor. Zira gelecek yılki olimpiyat oyunları nedeniyle her isteneni yapmaya hazır olduğu kanısı hakim. Birmanya'daki askeri cuntaya karşı daha sert tavır takınması talebi bunlardan biri." "Benzer bir baskı başka alanlarda da görülebiliyor. George Bush bugün, Dalai Lama'yı Beyaz Saray'a davet eden ilk Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olacak. Bir benzeri geçen ay Almanya Başbakanı Angela Merkel tarafından atılan bu adım, Çin'e bir mesaj niteliğinde. Batı, Tibet'in bağımsızlığı meselesinin unutulmadığını gösteriyor." "Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, yükselmekte olan bir küresel güç olarak, İran ya da Kuzey Kore'nin nükleer programları gibi ortak sorunlarda Çin'in de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ısrarla vurguluyor. Çin'in bağlantısızlık döneminden kalma, başka ülkelerin işlerine müdahale etmeme doktrini yavaş yavaş çatırdıyor." | İlgili haberler 11 Ekim 2007 Basın Özeti11 Ekim, 2007 | Basın Özeti 10 Ekim 2007 Basın Özeti10 Ekim, 2007 | Basın Özeti 9 Ekim 2007 Basın Özeti09 Ekim, 2007 | Basın Özeti 8 Ekim 2007 Basın Özeti08 Ekim, 2007 | Basın Özeti 7 Ekim 2007 Basın Özeti07 Ekim, 2007 | Basın Özeti 05 Ekim 2007 Basın Özeti05 Ekim, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||