|
11 Ekim 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen Ermeni tasarısı, İngiltere'de pekçok gazetede yer alıyor bu sabah.
Hepsi de Başkan Bush'un çabalarının sonuçsuz kalmasını başlıklarına taşımış. Guardian "Kongre, Başkan Bush'un Ermenilerin öldürülmesi konusundaki çağrısını reddetti" diyor. Gazete haberinde Başkan Bush'la birlikte Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve Savunma Bakanı Robert Gates'in yaptığı çağrılara da geniş yer veriyor. Buna karşılık Temsilciler Meclisi üyelerinin yarıdan fazlasının, Senato'nun ise neredeyse yarısının karar tasarısına imza atarak destek verdiğini anımsatıyor. Geçme şansı yüksek Independent gazetesiyse "Bush ve Kongre, Ermeni soykırımının statüsünü tartışıyor" başlığını kullanmış; bu arada soykırım sözcüğünü tırnak içine almış. Temsilciler Meclisi komitesinin verdiği kararla Başkan Bush'a meydan okuduğunu yazan gazete, bu sorunun Washington-Ankara ilişkilerinde belirli aralıklarla boy gösterdiğini hatırlatıyor. Ardından da ekliyor: "Ancak hayatta olan tüm eski Amerikan dışişleri bakanlarıyla, üç eski savunma bakanının Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'ye ortak mektup yazması da gösteriyor ki, diplomatik riskler hiç bu kadar artmamıştı; tasarının geçmesi şansı bu kadar yüksek olmamıştı." Independent'e göre şu anda en zor durumda olan kişi, tasarıyı genel kurul gündemine alıp almamaya karar verecek insan olan Nancy Pelosi. Gazete bu tespitinin sebebini şöyle açıklıyor: "Pelosi'nin San Francisco'daki seçim bölgesi büyük bir Ermeni nüfusa sahip. Kendisi de uzun süredir soykırımı kınayan bir tasarının kabul edilmesi için çağrılar yapıyordu. Şimdiyse Beyaz Saray'a meydan okumakla, geri adım atmak arasında bir seçim yapmak zorunda." Askeri müdahaleyi etkiler mi? Financial Times ise "Amerikalı kanun koyucular Bush yönetimine meydan okudu, Türk hükümetini öfkelendirdi" diyor. Bu gazete de diğerleri gibi 1915'teki olaylar için soykırım sözcüğünü kullanmamaya dikkat ediyor. Gazetenin Washington muhabiri oylama sırasındaki havayı şöyle anlatıyor: "1915'te başlayan kitlesel cinayetlerden kurtulan dört kişinin de katıldığı oturumda duygusal bir hava vardı. Kaliforniyalı Cumhuriyetçi üye Brad Sherman 'Yapalım bu işi, bitsin' diye konuştu, 'Ankara'dan birkaç gün birkaç öfkeli laf gelir, sonra biter." Financial Times buna karşılık Bush yönetiminin Irak'taki askerlere giden sevkiyatın yüzde 70'inin Türkiye'den geçtiğini vurgulayarak, ilişkilerin ciddi zarar göreceği uyarısında bulunduğunu söylüyor. Ayrıca eğer tasarı meclis genel kurulundan da geçerse, Türkiye'yi Irak'a askeri müdahalede bulunmamaya ikna etmenin çok daha zorlaşacağını belirtiyor. Milliyetçi öfkenin fitili Times, Amerika'daki tasarıya değil, Türkiye'nin Irak'la olan gerginliğe geniş yer ayırmış bugün. Gazetede Irak sınırına tank taşıyan üç tırı gösteren kocaman bir fotoğrafın altında görülen başlık "Türkiye, Kürt isyancılara saldırmak üzere Irak'a girmeye hazır" diyor. Times'a göre "Türk askerlerine hafta sonunda kurulan pusu ve başka bir saldırıda iki askerin daha ölmesi, Türkiye'de milliyetçi öfkenin fitilini ateşledi. Oysa Erdoğan askeri bir bataklığa dönüşebilecek ve diplomatik alanda ciddi sorunlar yaratabilecek bir eyleme kalkışmakta bugüne dek isteksizdi. "Ayrıca Türkiye'nin liderleri, AB'yle müzakerelere ivme kazandırmaya çalıştıkları bir dönemde, bir de askeri operasyonun getireceği zorluklarla uğraşmamayı tercih eder. "Ancak Ankara, Amerikan Temsilciler Meclisi'nin soykırım suçlaması yapan bir tasarı hazırladığı bir dönemde, Amerika'yı öfkelendirmekten kaçınmayabilir." Operasyonun tehlikeleri Times başmakalelerinden birinde de olası bir operasyonun tehlikelerine dikkat çekiyor. Özetle aktaralım: "Türkiye'nin Irak'taki maceraperestliği tam bir felaketle sonuçlanabilir. Irak'taki Kürt bölgesinde yapılacak kapsamlı bir operasyon, ülkenin yaygın şiddetten uzak kalabilen tek bölümüne kargaşa getirebilir. "Türkiye'nin AB'ye katılma çabalarında en önemli destek kaynağı olan ABD'yle stratejik ilişkiler tehlikeye girebilir. Türkiye'nin Kürt ayrılıkçılıkla mücadelesinde uluslararası toplumdan gördüğü destek riske girmiş olur. Ayrıca rakip Kürt örgütleri birleştirme tehlikesi taşıdığı için Türk askerlerini de riske atar. "Irak savaşından önce Kürt ayrılıkçılığı sönmekte olan bir güçtü. PKK, Irak'ın geçirdiği zor günleri sınırötesi misileme kaygısı olmaksızın Türk hedeflere yeniden saldırılar düzenlemekte kullandı. Türkiye'nin eylem talebi anlaşılabilir ama olgunluk ve sabır göstermesi lazım. Karşılığında Irak da, gerekirse ABD'nin desteğiyle, PKK'ya sığınak olmama sözünü tutmalı. Orta Doğu'da yeni bir çatışma kimsenin çıkarına değil..." Ankara Times'ın Türkiye'yle ilgili haberleri bununla da bitmiyor; gazetenin ekonomi sayfalarında da başkent Ankara'daki ekonomik gelişmeyi anlatan bir haber var. Gazeteye göre bugüne dek İstanbul'un gölgesinde kalan kent, perakende sektörünün öncülük ettiği ekonomik patlama sayesinde büyük değişim geçiriyor; birbiri ardına dev alışveriş merkezleri açılıyor. Times, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün yabancı yatırımcılara yaptığı çağrıya da yer vermiş: "İsterseniz İstanbul'a gidin, ama trafikte takılır kalırsınız." Başörtülerin anlamı ne? Independent gazetesinin İstanbul'a giden yazarı Mary Dejevsky'yse bambaşka bir tablo çiziyor. "Başörtüleri Avrupa'dan çekilişin işareti mi?" başlıklı yorumda Dejevsky, 2003'ten beri her yıl bir kere gittiği İstanbul'u bu seferki ziyaretinde farklı bulduğunu yazıyor. Dejevsky "Yanılıyor olabilirim ama bana daha fazla genç kadın başını örtüyor gibi geldi. Bir de sokaklarda daha az kadın vardı" diyor. Peki bunun nedeni ne olabilir? Independent'taki yorumdan özetle aktaralım: "Gözlemlediğim değişimlerin, eğer gerçekten doğru gözlemlemişsem, AKP'nin iktidara gelmesiyle ya da Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığıyla doğrudan ilgisi olduğunu sanmıyorum. "Bunlar, Atatürk'ün ölümünden 70 yıl sonra pekçok Türk'ün, ülkenin modernleşmesini tehdit eden geri kalmışlıkla İslam'ı özdeşleştirmekten vazgeçtiğini gösteriyor. "Merkezinde din olsun ya da olmasın, Türkiye en azından bir sosyal ve kültürel değişim dönemine giriyor. "Başları açık olan kadınlar, başörtüsü konusunu tehlike olarak görmekte haklı. İstanbul sokaklarına bakarken başörtüsü takmakla, kadının ikinci sınıf vatandaş olması arasında bir bağlantı bulunduğuna inanmak kolay. "İdeali, Türkiye'nin laikliğin yasalarla zorlandığı bir ülke olmayı aşıp, eşitlik ve başörtüsünün yanyana yaşayabileceği, çoğulcu bir toplum olmaya terfi etmesi. Ne yazık ki bu, o kadar kolay değil." | İlgili haberler 10 Ekim 2007 Basın Özeti10 Ekim, 2007 | Basın Özeti 9 Ekim 2007 Basın Özeti09 Ekim, 2007 | Basın Özeti 8 Ekim 2007 Basın Özeti08 Ekim, 2007 | Basın Özeti 7 Ekim 2007 Basın Özeti07 Ekim, 2007 | Basın Özeti 05 Ekim 2007 Basın Özeti05 Ekim, 2007 | Basın Özeti 04 Ekim 2007 Basın Özeti04 Ekim, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||