|
26 Haziran 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ülkenin genelini dün etkisi altına alan yağışların neden olduğu seller İngiltere gazetelerinde bu sabah geniş yer buluyor.
Independent gazetesi, 200 nehrin ciddi taşma riskleri yarattığına dikkat çekiyor. Independent yazarlarından Michael McCharty ise, ''bu olağan dışı meteorolojik olayların olağanlaşmasına hazırlamalıyız kendimizi'' diyor: ''Dünkü sağanak yağışlar sıradışı gelse de hiçbir bilimadamı, dünkü yağış iklim değişikliğinin bir göstergesi demeyecektir. Geçmişte de seller yaşandı, yıkıcı da oldular.'' ''İklimin değişken yapısının içinde bu tür aşırı durumlar da beklenebilir. Ama eğer süper bilgisayarların iklim modellerine ilişkin tahminleri doğruysa, dün alışılmadık şiddette yağışların gelecekte İngiltere'de hava durumunun doğal parçası olduğunu göreceğiz.'' ''Dahası dünkü yağışlar, Avrupa'da son 10 yıldır daha net bir şekilde gözlenen meteorolojik yapıya ve iklim değişikliği tahminlerine de uymaktadır.'' Blair'in yeni işi ne olacak? Tony Blair, yarın başbakanlık görevinden ayrıldıktan sonra ne iş yapacak? İngiliz siyasetinde, basınında yanıtı aranan sorulardan biriydi bu. Guardian'a göre, Blair, geçen hafta da basına sızdığı gibi Orta Doğu dörtlüsünün temsilcisi olacak. Karar da bugün açıklanacak yine Guardian'ın haberine göre. Blair'in görevi ise, Filistinlileri İsrail'le müzakerelere hazırlamak olacak; çoğunlukla da güvenlik, ekonomi ve yönetim konularıyla ilgilenecek İngiliz başbakan. Times gazetesi ise, ''bu görevde ısrar etmesinin bir nedeni de Blair'in, Orta Doğu'da yıpranan imajını parlatma arayışı'' diyor. ''Blair'in yaz sonundan itibaren bu görevi üstlenmekte ısrarlı olduğu; zira Orta Doğu sorununa bir çözüm bulmanın küresel düzeydeki aşırı akımlarla mücadelenin esas unsuru olduğuna inandığı anlaşılıyor.'' ''Böyle bir rol, ayrıca Irak savaşında Bush'un baş müttefiki olduğu gerekçesiyle nefretine hedef olduğu bölge Müslümanlarının gözünde kendisi için ikinci bir şans oluşturacak.'' ''Ancak işte bu rolü nedeniyle Blair'e kuşkuyla bakanlar da var. Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyal Demokratların lideri Martin Schulz, 'Irak savaşına ön ayak olan isimlerden Blair'in Orta Doğu'da nasıl güven kazanmak istediğini anlayamıyorum' diyor.'' Irak savaşı petrol ilişkisi Irak savaşı ve Blair'in rolüne ilişkin bir makale de Guardian'ın yorum sayfasında yer alıyor. ''Son petrol şoku'' adlı kitabın yazarı David Strahan imzalı yazıda, Irak savaşına gidilen süreçte Washington-Londra hattında yaşanan petrol pazarlıklarına ilişkin değerlendirmelere yer veriliyor. Savaşın mimarlarından Amerikan Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in 2001 yılında Orta Doğu'yu hem petrol rezervleri hem de düşük maliyetleri nedeniyle bir ödül olarak nitelediği konuşmasına gönderme yapan David Strahan, Blair'in de Kuzey Denizi'ndeki petrol arzını sürdürülebilir kılma gerekliliği nedeniyle, kaygılı olduğuna dikkat çekiyor. ''İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nin korkuları, Irak planlamaları sürecinde formüle edildi. Blair'in Irak savaşına destek taahhüdünün Bush'la Teksas'ta buluştuğu 2002 yılının nisan ayına uzandığı biliniyor.'' ''Ancak daha az bilinen aynı zirvede Blair'in Bush'a Amerika ve İngiltere arasında daimi temas ekibi, bir enerji diyalog grubu kurmayı teklifi ve Bush'un da bunu kabul etmesidir. Bu grubun varlığı daha sonra bilgi edinme hakkı girişimleri çerçevesinde ortaya çıkarıldı.'' ''Her iki hükümet de, grubun toplantı tutanaklarını açıklamayı reddediyor. Ama grubun şubat 2003 tarihli belgelerinden birinde, küresel talebi karşılayabilmek için Orta Doğu'nun petrol üretiminin 2030'da iki katına çıkması yani üretimin günde 50 milyon varile ulaşması gerektiği belirtiliyor.'' ''Yani, Irak işgalinin arifesinde İngiliz ve Amerikalı yetkililer, bölgedeki petrol üretimini arttırmanın yollarını tartışıyor. Bizden de bunun bir tesadüf olduğuna inanmamız bekleniyor.'' 'Yabancılara satışa denetim' Financial Times'ın birinci sayfasından duyurduğu habere göre, Almanya hükümeti, yabancı yatırımcıların özellikle de ulus devletlerin sahip oldukları nakit rezervleri uluslararası piyasalarda değerlendirmek için kurdukları fonların, Almanya'da şirket satın alma girişimlerini incelemek üzere bir kurum oluşturmayı hedeflediğini yazıyor. Ayrıntılar şöyle: ''Alman maliye ve hazine bakanlıklarıyla başbakanlık, bu satın alma işlemlerinin ulusal güvenlik riski yaratmasından endişeli. Özellikle kaygı duydukları konu ise, Alman bankalarının satın alınmasının yaratabileceği tehdit.'' ''Çin, Rusya ve petrol zengini bazı ülkelerin mali gücü endişe yaratıyor. Berlin'in Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yabancı yatırımlar komitesi benzeri bir kurumu Almanya için oluşturabileceği belirtiliyor. Bu kurum, Amerikan başkanına bir yabancı doğrudan yatırımı engellemesi tavsiyesinde bulunabiliyor.'' Başlık vetosunun anlamı Financial Times'ın iç sayfalarındaki bir başka haberde de, Fransa'nın dün Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle tam üyelik müzakerelerinde başlıklardan birinin açılmasını engellemesine yer veriliyor. Fransa lideri Sarkozy'nin üç başlıktan ikisinin açılmasına izin verdiğini, ekonomi ve para birliği başlığının açılmasını engelliyerek Türkiye'nin ''euro bölgesine doğru adımlarını önlediğini'' anımsatan Financial Times'a göre ''bu karar Sarkozy'nin Avrupa Birliği içinde artan etkinliğini'' gösteriyor. İstatistik ve mali kontrol konusunda Türkiye'nin kendini geliştirmesinde bir sorun yok, ama Sarkozy'ye göre, para birliği başlığını müzakere etmek Türkiye'nin bir gün birliğe tam üye olarak alınabileceğine işaret ediyor. Sarkozy, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde yeri olmadığını savunuyor. Haberde görüşlerine yer verilen başmüzakereci Ali Babacan ise, birliğin Türkiye'yi kabul edeceği güne hazırlıklı olmak için reformlarını sürdüreceğini söylüyor. Daily Telegraph'ın Kuzey Irak izlenimleri Daily Telegraph gazetesi bugün iç sayfalarında, Kuzey Irak'ın Türkiye sınırına yakın Kaşan Vadisi'ne giden muhabiri Damien McElroy'un izlenimlerini aktarıyor. Haberde görüşlerine yer verilen bir köylü, bir gece Türkiye tarafından bölgeye açılan topçu ateşi sırasında kardeşinin yaralandığını söylüyor. 70 yaşındaki Cemal Osman Muhammed de, topçu ateşi nedeniyle Türkiye sınırından uzağa, Kuzey Irak'ın içlerine göç etmek zorunda kaldıklarını, çadırlarda yaşadıklarını aktarıyor. Köylülerin ''burada PKK varlığı yok'' sözlerini aktaran Daily Telegraph muhabiri, Kürt ordusunun kilometrelerce güneydeki son kontrol noktasındaki bir Kürt komutanın ise, kendilerine, ''Bundan sonrası PKK bölgesi. Oraya pek gitmeyiz. Güvenliğinizi garanti edemeyiz'' uyarısında bulunduğuna dikkat çekiyor. Gazetenin haberinde, Türkiye'nin Irak'ın egemenliğini ihlal ederek asker indirdiği, ancak köylüleri asıl etkileyenin topçu ateşi olduğu aktarılıyor. Amerikan yönetiminin PKK'yle mücadele koordinatörü Joseph Ralston'un, PKK'ya Kürt yönetiminin baskı yapması gerektiği görüşüne yer veren Daily Telegragh'ın haberinde, 'bölgesel yönetimin, Türkiye'ye tehdit olarak görmediği, kardeşleri Kürtlere karşı harekete geçmeyi reddettiğine' dikkat çekiliyor. Kürdistan bölgesel makamlarına danışmanlık yapan eski bir İngiliz subay, Türk ordusunun meseleyi iç siyasi gerekçelerle alevlendirdiği görüşünde. Aynı İngiliz yetkiliye göre, ''Türk ordusu ve PKK, sinbiyotik şekilde birbirlerine muhtaç.'' PKK olmazsa ordunun bir milyon kişiyi silah altında tutamayacağını savunan eski İngiliz subay, ordu olmasa ''PKK da kuruyup gidecek'' diyor. | İlgili haberler 25 Haziran 2007 Basın Özeti25 Haziran, 2007 | Basın Özeti 24 Haziran 2007 Basın Özeti24 Haziran, 2007 | Basın Özeti 22 Haziran 2007 Basın Özeti22 Haziran, 2007 | Basın Özeti 21 Haziran 2007 Basın Özeti21 Haziran, 2007 | Basın Özeti 20 Haziran 2007 Basın Özeti20 Haziran, 2007 | Basın Özeti 19 Haziran 2007 Basın Özeti19 Haziran, 2007 | Basın Özeti 18 Haziran 2007 Basın Özeti18 Haziran, 2007 | Basın Özeti 17 Haziran 2007 Basın Özeti17 Haziran, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||