|
26 Nisan 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Independent gazetesinin yorum sayfalarındaki bir makalenin başlığı: "Peçe takmak ne zaman yenilikçi bir adımdır?"
Başlık İngiltere'de geçtiğimiz aylarda hararetle sürdürülen "Öğretmenlerin peçe takmasına izin verilsin mi?" tartışmasına atıfta bulunuyor. Ama makalenin içinde peçe değil, başörtüsü takmaktan söz ediliyor -- çünkü konu Türkiye. Gazetenin yazarlarından Adrian Hamilton'ın imzasını taşıyan yorum şu sözlerle başlıyor: "Avrupa'nın ve kendilerinin başına sürekli dert açma konusunda Türklere güvenebilirsiniz. "Tam da Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimleri Elysee Sarayı'na Türkiye'nin AB üyeliğine sert şekilde karşı çıkan bir ismin, Nicolas Sarkozy'nin gelmesi olasılığını gündeme getirdiği bir sırada, Türkler kendi cumhurbaşkanlığı krizlerini yarattı. "Bu kriz görünürde Avrupa'nın laik kapılarının İslamcı bir devlet tarafından kuşatılacağı korkularını doğrular nitelikte." Independent'taki yorumun devamında, cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan tartışmaların sebepleri aktarılıyor. Ve bu krizin sadece Türkiye değil, Avrupa açısından da önemli olduğu söyleniyor. Yazara göre Avrupa'nın Müslüman hareketleri doğası gereği gerici olarak görmekte haklı olup olmadığı ve Türkiye'nin AB ile yaptığı müzakereleri durdurup durdurmama konusunda önemli ipuçları var bu krizde. Yazı şöyle devam ediyor: "Bu başörtüsü kavgasının garip tarafı modernleşme yanlılarının geleneksel giysiyi savunması, muhafazakar güçlerinse karşı çıkması. "İktidardaki son dört yıllarında Erdoğan ve İslamcı partisi ülkede ekonomiyi ve genel tavırları kökten değiştirdi. Kısmen AB'ye katılma arzusunun verdiği hızla piyasalar açıldı, yasalar değişti, kurumlar modernleşti. "Değişime karşı çıkan ve Ermeni katliamlarıyla ilgili sayfayı açan yazarların yakın takibe alınmasından sorumlu olansa, ordu ve yargıydı. Muhafazakarların da haklı olduğu noktalar var. Ama Türkiye'deki İslamcı partinin yüzü Batı'ya dönük, yenilikçi bir güç olduğu da bir gerçek. "Çağımızda İslam'ın orta sınıflar eliyle yeniden canlandırılmasını anlamak istiyorsanız, Türkiye'den iyi örnek bulamazsınız. Nüfusun yaklaşık yarısı İslam'ın gereklerini yerine getirdiğini söylüyor ama yüzde 10'dan azı şeriatla yönetilen bir İslam devleti istiyor. "Türkiye, Avrupa'ya doğusunda ve güneyinde yatan yeni dünyayı anlama ve onu kabullenme fırsatı veriyor. Sarkozy ve onun gibilerse hala Türkiye'yi fırsat değil, tehdit olarak görmek istiyor." En mutlu mağlup Independent gazetesi Fransa seçimleriyle ilgili haberindeyse, ilk turda üçüncü sırada kalarak yarıştan çekilen François Bayrou'yu 'bugüne dek seçim kaybeden adayların en mutlusu ve en önemlisi' diye tanımlıyor. Sebep Bayrou'nun ilk turda aldığı yüzde 18,5 oyun, ikinci turun kaderini belirleyecek olması. Independent'a göre Bayrou dün kelimelerinin üzerine basa basa, keyfini çıkararak yaptığı konuşmada iki adaya da açık destek vermedi. "Ancak," diyor gazete, "Merkez sağ aday Sarkozy'den daha az hazzettiği belliydi. En sert, en şahsi eleştirilerini Sarkozy'ye yöneltti. Onu yenik İtalyan Başbakanı Silvio Berlusconi'ye benzetti. 'Sindirmekten ve tehditten hoşlandığını' söyledi. Ve eğer Sarkozy seçilirse medya ve iş dünyasıyla olan bağlantıları sayesinde Fransa'da iktidarın daha önce görülmedik ölçüde tek bir elde toplanacağını belirtti." Bayrou'nun partisi Financial Times gazetesiyse François Bayrou'nun konuşmasındaki bir başka noktaya dikkat çekiyor: Fransa'yı geleneksel sol-sağ kutuplaşmasından kurtaracak, merkezci bir parti kuracağı açıklamasına... Bayrou'nun Haziran ayında yapılacak genel seçimde her seçim bölgesinden aday çıkarma sözü verdiğini hatırlatan gazeteye göre amaç, birinci partinin çoğunluğu sağlayamadığı, dolayısıyla da Bayrou'nun merkezci partisine ihtiyaç duyduğu bir meclis yaratmak. "Bu senaryo" diyor Financial Times, "Cumhurbaşkanını programını sulandırmak zorunda bırakabilir." İngiltere'den yeni Irak stratejisi Guardian gazetesi, Başbakan Blair'in görevden erken ayrılacağı açıklandığından beri tüm dünyanın merak ettiği bir soruya hükümetin de yanıt aradığını duyuruyor: Blair'den sonra İngiltere'nin Irak politikası ne olacak? Hatırlatalım, 1-2 aya kadar Tony Blair'in yerine başbakan olması beklenen Maliye Bakanı Gordon Brown, dış politika konusunda pek ateşli görüşler savunmayan, savunduğu zaman da daha çok Afrika'nın kalkındırılması ve başka sosyal projelerden bahseden bir lider. Guardian'a göre yeni hükümet politikasına yön vermek için üst düzey diplomatlardan oluşan bir grup kuruldu. ABD'deki Irak Çalışma Grubu'na benzetilen bu heyette İngiltere'nin eski Bosna temsilcisi Lord Ashdown ve eski Irak Büyükelçisi Sir Jeremy Greenstock gibi isimler var. Guardian bu isimlerin hazırlayacağı raporun, Irak'tan saygın bir çıkış stratejisi arayan Gordon Brown üzerinde etkili olacağını söylüyor. Tasarım bebekler Son haberimiz Times gazetesinin manşetinden. "Meme kanserine karşı ilk tasarım bebekleri" diyor gazete başlığında. Buna göre ailelerinde meme kanseri yaygın olan bir çift tarama yaptırıp, meme kanseri geni taşımayan bir embriyo seçecek ilk ebeveynler olmak üzere başvuruda bulunmuş. Times buna karşı çıkanların sözkonusu genin kansere yol açacağının yüzde 100 kesin olmadığına, bebek ilerde kansere yakalanacak olsa bile önce uzun mutlu yıllar yaşayacağına dikkat çektiğini söylüyor. Bu çevreler gelecekte bebeklerin fizikleri ya da zekalarına bakılarak seçileceğinden de endişeli. Ancak ilk tasarım bebek için başvuruda bulunan anne adayı, kendi annesinin, anneannesinin ve onun annesinin meme kanserinden öldüğünü söyleyerek, seçim hakkını kullanmakta ısrar ediyor. | İlgili haberler 25 Nisan 2007 Basın Özeti25 Nisan, 2007 | Basın Özeti 24 Nisan 2007 Basın Özeti24 Nisan, 2007 | Basın Özeti 23 Nisan 2007 Basın Özeti23 Nisan, 2007 | Basın Özeti 22 Nisan 2007 Basın Özeti22 Nisan, 2007 | Basın Özeti 20 Nisan 2007 Basın Özeti20 Nisan, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||