|
24 Nisan 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Rusya'da kalp krizinden ölen eski lider Boris Yeltsin'le ilgili haberler, İngiltere gazetelerinde geniş yer buluyor.
Kimileri övgü, kimileri yergi dolu. Muhazafakar gazete Times'ın başlığı: "Yeltsin, komünizmi gömen adam." Independent da benzer bir başlık kullanmış: "Komünizmi yenen adam." Bu başlık altında gazetenin yazarlarından Mary Dejevsky, Boris Yeltsin'i tarihe geçiren günü anlatıyor: Komünist Parti'nin 1991'de, dönemin Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov'a karşı yaptığı darbe girişimi. Dejevsky'nin satırlarından özetle aktaralım: "Tarihçilerin klasik sorusudur: Halkları kişiler mi, yoksa onlardan bağımsız güçler mi yönlendirir? O gün (benim gibi) Boris Yeltsin'i meclisin merdivenlerinden inip bir tankın tepesine tırmanırken ve Moskovalılardan oluşan küçük kalabalığa hitap ederken gören kimsenin, en ufak bir kuşkusu olamaz bu konuda. "O Pazartesi günü tanklar sabah trafiğiyle birlikte Moskova'ya yayılmış ve stratejik noktaları tutmuştu. Ben meclisin önündeydim. Birdenbire bir hareketlenme oldu: Ufak bir grup merdivenlerden iniyordu. Ortasında Yeltsin vardı; iki yanındaki yardımcıları onu vazgeçirmeye çalışır görünüyordu. "Yavaşça, kararlı adımlarla tanklara yürüdü. Muhafızlarla birkaç kelime hoşbeş ettikten sonra, tankın tepesine çıktı. Elindeki kağıt parçasına bakarak okumaya başladı: 'Ben bu darbeyi tanımıyorum...' "Dünya dikkatinin Yeltsin'in iktidardaki son yıllarına hakim olan sarhoş soytarılığa çevrilmesine izin verene kadar, Yeltsin'i tanımlayan imaj işte buydu. O olmasa Sovyet lidere düzenlenen darbe başarıya ulaşabilir, Sovyetler Birliği giderek daha baskıcı ve korku dolu bir Politbüro'nun yönetiminde düşe kalka yoluna devam edebilirdi." Aynı şekilde Times gazetesi de dünyanın komünizmden kurtulduğu için Yeltsin'e borçlu olduğu görüşünde. 'Yapmadı, yıktı' Guardian gazetesiyse Boris Yeltsin'e karşı tavrını, daha ilk sayfasına koyduğu fotoğrafla ortaya koymuş: İçkiden yüzü kızarmış, bakışları sabitlemiş bir Yeltsin, başında generallerin şapkalarına benzeyen, kaykılmış bir şapkayla görülüyor burada. Gazetenin yorum sayfalarındaki başlıksa: "Yapıcı değil yıkıcı" diyor Yeltsin için. Yine bir özet verelim: "Yeltsin hiçbir zaman demokrat olmadı. O her zaman çabuk düşünebilen bir fırsatçıydı. "Darbe günündeki gerçek başkaydı: Tank komutanları ne yapmaları gerektiği konusunda o kadar kararsızdı ki, kırmızı ışığı görünce hemen durdular. "Rusya'nın demokratik şafağıysa sadece iki yıl sürdü: Yeni lider, Sovyet sistemini yıkmakta kullandığı meclise bu sefer kendi tanklarını yolladı. Bu kez liberal demokrasi adına kan döküldü. "Onun döneminde enflasyon yüzde 2000'e çıktı. Şok terapi diyorlardı, ama şok çok, terapi pek yoktu. Milyonlarca insanın birikimleri bir gecede yok olurken, başkana ve ailesine yakın olanlar müthiş servetler elde etti." Guardian'daki yorumun devamında, Çeçenistan'a tankları ilk yollayanın da Boris Yeltsin olduğu anımsatılıyor. Ayrıca Rusya'da bugün yükselen milliyetçilikten de Yeltsin dönemindeki ekonomik çöküş sorumlu tutuluyor. "Sonuçta" diyor Guardian, "Boris Yeltsin Sovyet sistemini yıkmakta başarılı oldu; Rusya'ya demokrasiyi yerleştirmekte değil." Duvarda Filistin korkusu İngiltere gazetelerinde dünden beri geniş yer ayrılan bir konu, Irak'ın başkentinde inşa edilen duvar. Pekçok gazete, duvar inşaatının durup durmayacağı konusunda gelen çelişkili açıklamalara dikkat çekiyor. Independent'ın deneyimli Irak muhabiri Patrick Cockburn'se dün Ademiye semtinde 2 bin kadar Sünni'nin duvara karşı yürüyüş yaptığını anlatıyor. Bir Ademiyeli, İsrail'in Filistin'deki duvarıyla karşılaştırma yapıp "Bizi Filistinlilere çevirecekler. Bunu kabul edemeyiz" demiş. Independent'a göre Sünnilerin en büyük korkusu, duvarlarla çevrilen semtlerinin giriş-çıkışına Şii asker ve polislerin yerleştirilmesi. Irak'taki adam kaçırma olaylarının ciddi bir bölümünden, içişleri bakanlığına sızan Şii milisler sorumlu tutuluyor. Guardian gazetesiyse duvarların tüm dünyada yaygınlaştığını duyuruyor okurlarına. Gazeteye göre Berlin Duvarı'nın yıkılışından sonra birkaç yıl süreyle yaşanan "Duvarların devri geçti" hissi, yerini korku dolu toplumların desteklediği yeni fiziksel bariyer projelerine bıraktı. Gazete bunlara örnek olarak İsrail'in duvarlarını, Birleşik Arap Emirlikleri'nin göçü engellemek için Umman sınırına, Suudi hükümetinin terör kaygısıyla Yemen sınırına yaptığı barikatları, Amerika'nın Meksika sınırına hem göç hem terör endişesiyle çektiği seti, İtalya'nın Padua kentinde Kuzey Afrikalıların mahallesi etrafına çekilen duvarı, başka ülkelerde Çingeneler için düşünülen duvarları gösteriyor. Guardian ayrıca "Biz bu duvarı geçici olarak yapıyoruz" diyenlere de inanılmamasını istiyor ve bir örnek veriyor: "Belfast'ta silahlar susalı yıllar oldu ama 'barış duvarları' hala yerli yerinde." Çevre adımı Times gazetesi de İngiltere'nin önde gelen şirketlerinin başlattığı yeşil kampanyayı duyuruyor okurlarına. Buna göre her biri kendi alanlarında dev olan sekiz şirket, karbon salımını azaltıp iklim değişimini yavaşlatmak için neler yapacaklarını açıklamış. Habere göre Marks and Spencer, giysilerin yakasına dikilen etiketleri değiştirip, bunların çok daha düşük sıcaklıklarda da yıkanabileceğini hatırlatacak. Kablolu yayın şirketi Sky, alıcı cihazları kullanılmadıkları zaman otomatikman kapatan yeni bir yazılımı müşterilerine bedava dağıtacak. Süpermarket zinciri Tesco, çok az enerji tüketen ama pahalı olan ampülleri yarı fiyatına satacak. Telefon şirketi O2 bedava telefon kampanyalarında yeni telefon istemeyenlere, aylık ödemelerde indirim önerecek. Barclays bankası da, kârının yarısını iklim değişimiyle mücadele projelerine bağışlayacağı yeni bir kart çıkaracak. Çin'den umut yok Çevre için pek iyi olmayan bir haberse, Financial Times'ın sayfalarında. Gazeteye göre Çin bugün açıklaması beklenen iklim değişimiyle mücadele planını bilinmeyen bir tarihe erteledi. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na göre Çin'in karbon üretimi bu yıl ya da gelecek yıl dünya birincisi ABD'yi geçecek. Ülkenin Tibet'teki buzullardan tarım yapılan geniş ovalara, Yangtze gibi dev nehirlerin havzasından deniz kıyısındaki önemli kentlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan coğrafyası, uzmanlara göre küresel ısınmadan müthiş zarar görecek. Ama bir yandan da hızlı bir ekonomik büyüme hamlesi yapan Çin, bu gelişime ket vurmamak için, karbon üretimini kısıtlama konusunda kendisine kesin hedefler belirlemiş değil. | İlgili haberler 22 Nisan 2007 Basın Özeti22 Nisan, 2007 | Basın Özeti 20 Nisan 2007 Basın Özeti20 Nisan, 2007 | Basın Özeti 19 Nisan 2007 Basın Özeti19 Nisan, 2007 | Basın Özeti 18 Nisan 2007 Basın Özeti18 Nisan, 2007 | Basın Özeti 17 Nisan 2007 Basın Özeti17 Nisan, 2007 | Basın Özeti 16 Nisan 2007 Basın Özeti16 Nisan, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||