BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 18 Ocak, 2007 - TSİ 05:55
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
18 Ocak 2007 Basın Özeti
Tüm gazetelerin manşetlerinde ya da ilk sayfalarında aynı konu görülüyor bugün: Televizyonda ırkçılık tartışmaları.

İngiltere gazeteleri

Ünlü yarışmacıların bir eve kapatıldığı ve 24 saat boyunca tüm hareketlerinin izlendiği Big Brother adlı yarışma programında sarfedilen sözlere tepkiler o denli büyüdü ki, konu dün İngiltere parlamentosunda tartışma konusu oldu, hatta uluslararası ilişkilerde dahi pürüz yaratma tehlikesi doğurdu.

Tepkilerin nedeni, yarışmacılardan bazılarının Hintli bir Bollywood yıldızı olan bir diğer yarışmacıya sınırları ırkçılığa varan sataşmalarda bulunması, yarışmacının İngilizce aksanıyla, yemek yapış şekliyle dalga geçmeleri, yarışmacıya kendi adı yerine "Hintli" diyerek hitap etmeleri gibi tutumları.

Konu Independent gazetesinin manşetinde:

"Şikayetler artıyor. Shilpa Shetty'nin saldırılara maruz kalması 21 binden fazla şikayete yol açtı. Hintliler gösteriler düzenliyor. Ülke Shetty'ye davranılış biçimine öfkeyle tepki gösterirken, Patna'da yarışmacıların resimleri yakıldı. Başbakan Tony Blair'in sözcüsü, İngiltere'de ırkçılığın mazur görüldüğü yönündeki herhangi bir kanıdan esef duyulması gerektiğini belirtti. Yarışmayı yayımlayan kanal ise programı eleştirilere karşı savunurken, ratinglerdeki patlamanın keyfini çıkarıyor."

Independent, başyazılarından birini de bu konuya ayırıyor:

"Big Brother'da görülen çirkin davranışlar, maalesef, toplumumuzda hâlâ çok yaygın. Vicdansız siyasetçiler ve popülist gazeteler, göçün nasıl kâbuslara yol açacağı iddialarını savunurken, bu eğilime; yabancı göçmenlerin işlerimizi, evlerimizi, kadınlarımızı çalmak için burada oldukları korkusuna oynuyorlar. İngiltere'deki bu örtülü yabancı düşmanlığı hâlâ toplumumuzda önemli bir fenomen."

Financial Times gazetesi de, Big Brother'daki ırkçılık tartışmalarının Maliye Bakanı Gordon Brown'ın Hindistan ziyaretine gölge düşürdüğünü yazıyor:

"Hindistan Ticaret Bakanı Kemal Nath, Gordon Brown'la görüşmesinde, konuyu gündeme getirdi ve Brown, programı 'saldırgan' olarak nitelendirerek kınamak zorunda kaldı. Brown, Hintli gazetecilere, 'İngiltere'nin adalet ve hoşgörü ülkesi olarak görülmesini istiyorum ve itibarını zedeleyen herşeyi kınıyorum' açıklamasında bulundu."

'Yahudi soykırımını inkâr yasağı sakıncalı'

Almanya'nın Yahudi soykırımının inkârının Avrupa genelinde yasaklanması yönündeki girişimi, Guardian gazetesinin yorum sayfalarında Timothy Garton Ash tarafından iredeleniyor bugün.

Ash, Almanya iyi niyetli olsa dahi, böyle bir yasağın olumsuz sonuçları olacağını yazıyor.

"Herşeyden önce böyle bir yasa kabul edilirse, bu ifade özgürlüğünü - zaten birçok çevreden tehdit altında olduğu bir zamanda - daha da sınırlandıracaktır. Yahudi soykırımının inkârına karşı polis karakollarında ya da mahkemelerde değil; okullarda, üniversitelerde, medyada mücadele edilmelidir. Ayrıca bu tür yasaklar, Yahudi gücü hakkında komplo teorilerine ve çifte standart suçlamalarına yol açabilir. Stalin altında ezilen Baltık ülkeleri neden sadece Yahudi soykırımının inkârının suç haline getirildiğini sorabilir. Ermeniler ekler: 'Neden atalarımızın Türklerin elinde uğradığı soykırımı inkar yasaklanmıyor?' diye. Müslümanlar da, 'Neden Muhammed Peygamber karikatürleri yasaklanmıyor?' der."

Ermeni 'soykırımı' filmi

Independent gazetesinde ise, yakında Rocky serisinin son filmiyle beyaz perdeye taşınacak olan Sylvester Stallone'nin Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili bir film çekme hazırlığında olduğu hatırlatılıyor ve şu yorumlar yapılıyor:

"Sylvester Stallone, Avusturyalı yazar Franz Werfel'in 1934 yılında kaleme aldığı 'Musa Dağı'nda 40 Gün' adlı romanını temel alan filmin, 'bir medeniyetin tamamen yok edilmesi hakkında epik bir öykü' olacağını söylüyor. Stallone, 'Siyaseten hassas bir konu. Türkler 85 yıldır bu konuyu öldürüyor.' diyor. Mel Gibson'ın 'Tutku: İsa'nın Çilesi' adlı filmine gösterilen tepkiler, buna gösterileceklerin yanında az bile kalabilir."

'Soğuk savaş önlenebilir'

Guardian gazetesinin yorum sayfalarında eski Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov'un bir yazısına yer veriliyor.

Gorbaçov, "Tarih önceden takdir edilemez: Yeni bir soğuk savaş önlenebilir" diyor.

"Dünyanın yeniden bölünmesi yönünde ciddi bir tehlike var. Yeni bir soğuk savaş ihtimali sıkça tartışılıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Irak'ı işgal etti ve bu felaket sonuçlara yol açtı. Askeri gücün verdiği kibir, büyük bir krize ve ABD'nin rolü ve etkinliğinin azalmasına neden oldu. Değişim şansının hâlâ olduğunu düşünüyorum. Orta Doğu'yla başlamalılar. ABD'nin kendini Irak batağından çekmeye başlaması yetmez, bölgede yapıcı bir siyaset anlayışına da dönmelidir. Orta Doğu barış sürecinin yeniden başlatılmasının yanı sıra, Irak'ın komşularıyla ciddi diyalog içine girilmesi de gerekmektedir."

'Silah olsa, şiddet azalırdı'

Times gazetesinin manşetine ise Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'yle yapılmış bir mülakat yerleşiyor.

"Irak Başbakanı, ABD'nin Bağdat'taki güvenlik güçlerine yeteri miktarda silah ve mühimmat vermeyi reddetmesinin çok sayıda hayata mal olduğunu söyledi. El-Maliki, Times'a yaptığı açıklamada, ABD'nin gerekli silahları vermesi halinde, Amerikan askerlerinin sayısının üç ila altı ay içinde büyük oranda azaltılmasının mümkün olacağını ifade etti."

Clinton'ın adaylığı tehlikede

Guardian gazetesinde yer alan bir habere göre, ABD'de başkanlık yarışına katılması beklenen New York senatörü Hillary Clinton, Irak savaşını kınamaması nedeniyle ağır bedel ödeyebilir.

"Demokrat Parti'de başkan adaylığı için adı geçen isimlerden biri olmasına, şimdiden topladığı büyük kampanya fonlarına ve deneyimli seçim ekibine rağmen, Hillary Clinton halkın ne denli büyük bir hızla savaş karşıtı bir tutum aldığını ve Demokrat Parti'de savaş karşıtı hissiyatın ne denli güçlendiğini hesaplayamama tehlikesi altında. Irak'ta askerlerin sayısının arttırılmasına karşı çıktı ama savaşı kınamaması adaylığına malolabilir."

İngiltere AB anayasasına karşı

Independent gazetesinde yer alan bir habere göre, Almanya ile İngiltere Avrupa Anayasası hakkında sert görüş ayrılıklarına girmiş durumda.

Almanya Başbakanı Angela Merkel'ın dün AB dönem başkanı olarak önceliklerini anlattığını ve bu öncelikler arasında Avrupa Anayasası'nı 2009'da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerine dek canlandırma planları olduğunu yazan gazete, haberinde özetle şu bilgilere yer veriyor:

"İngiltere, olası bir referanduma gidilmesini önlemek için, mevcut sistemde mümkün olan en az sayıda değişikliğin yapılmasını istediğini açıkça belli etti. Ayrıca yeni bir anlaşmaya gerek olup olmadığını da sorguladı. Üst düzey bir İngiliz yetkili, İngiltere'nin önümüzdeki birkaç yıl zarfında referanduma gitmek istemeyeceğini söyledi. Eğer anayasa geri dönerse, dönemin başbakanı olması beklenen Gordon Brown'ın, metnin referanduma sunulmasına gerek olmadığını savunması bekleniyor."

İlgili haberler
17 Ocak 2007 Basın Özeti
17 Ocak, 2007 | Basın Özeti
16 Ocak 2007 Basın Özeti
16 Ocak, 2007 | Basın Özeti
15 Ocak 2007 Basın Özeti
15 Ocak, 2007 | Basın Özeti
14 Ocak 2007 Basın Özeti
14 Ocak, 2007 | Basın Özeti
11 Ocak 2007 Basın Özeti
11 Ocak, 2007 | Basın Özeti
10 Ocak 2007 Basın Özeti
10 Ocak, 2007 | Basın Özeti
9 Ocak 2007 Basın Özeti
09 Ocak, 2007 | Basın Özeti
8 Ocak 2007 Basın Özeti
08 Ocak, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik