|
23 Kasım 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz basını Lübnan'da Hristiyan siyasetçi Piyer Cemayel'in önceki gün öldürülmesi ardından doğan tartışmalara geniş yer veriyor.
Guardian gazetesi, "Cemayel suikasti kimin yararına? " sorusuna yanıt olarak birbirine rakip iki sav olduğunu aktarıyor okuyucularına. "Her iki sav da aslında geçen yıl Şubat ayında eski başbakanlardan Refik Hariri suikastı sonrasındaki dev protestoları takiben Suriye'nin çekilmesinden bu yana, Lübnan'da oluşan derin ayrılıkları yansıtıyor" diye de ekliyor Guardian. Suikastin olası nedenleri Birinci teoriye göre, bu ay içinde altı Şii bakanın istifası ve Sanayi Bakanı Cemayel'in öldürülmesi ardından, hükümetin devrilmesi, Suriye'nin Lübnan'daki casuslarının, hükümetten iki kişiyi daha öldürmesine kaldı. Lübnan anayasasına göre üye yeter sağlanamadığından, hükümet düşecek. Yeni hükümet Birleşmiş Milletler'in Hariri suikastı için kurmak istediği mahkemeyi engelleyecek ve Şam, böyle bir davada yargılanma utancından kurtulmuş olacak. Suriye istihbaratında bazı kesimlerin, Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın bilgisi dışında, Lübnanlı milletvekillerine Birleşmiş Milletler mahkemesini reddetmeleri için gözdağı verdiği yönünde savlar da var. İkinci teoride ise "Cemayel, Hizbullah'ın muhalefetini durdurmak amacıyla Amerika ya da müttefikleri tarafından öldürüldü. Ayrıca bu sayede Şam'ın Irak'la işbirliği ihtimalinin de engellenmesi amaçlanıyor olabilir" deniyor. Guardian, aynı sayfada başka bir haberde de Suriye'nin Hariri suikasti nedeniyle, Birleşmiş Milletler mahkemesiyle işbirliğini reddettiğini duyuruyor. Haberde, dışişleri bakan yardımcısının, "Suriye'de bağımsız ve adil bir yargı sistemi olduğu, bu nedenle de, Suriye vatandaşlarının uluslararası bir mahkemede yargılanmasını kabul etmedikleri" yolundaki görüşüne yer veriliyor. Direnişçilerle temas Irak'ın geleceği ve buradaki koalisyon askerlerinin varlığına ilişkin haberler de İngiliz basınında bu sabah geniş şekilde işlenen konular arasında. Times gazetesi, Irak Başbakanı Nuri el Maliki'nin şiddeti sona erdirmek amacıyla ilk kez isyancılarla görüşme masasına oturacağını aktarıyor. El Maliki, ülkedeki mezhep çatışmalarına dur demek için ülkedeki isyancı grupların temsilcileriyle bir araya gelmeye karar verdi. Ulusal Diyalog ve Uzlaşma Bakanı Ekrem el Hakim'in Times'a verdiği bilgiye göre, bir günlük zirve Şam ya da Amman'da düzenlenecek. Barış girişimi, Birleşmiş Milletler'in, dün Eylül ve Ekim aylarında ölenlerin sayısının 7 bini aştığını açıklaması ardından geldi. Ekim, Irak'ta 2003 yılında bu yana yaşanan en kanlı ay oldu. İngiltere'nin Irak'tan çekilme takvimi Haberde ayrıca zirveye El Kaide gibi dış kökenli örgütlerin katılmayacağı belirtiliyor. Irak'taki koalisyon askerlerinin ne zaman çekileceği yolunda tartışmalar sürerken, İngiltere Dışişleri Bakanı Margaret Beckett'dan bir tarih geldi: Gelecek bahar. Beckett, Basra'nın Irak güvenlik güçlerine teslim edilmesi ardından, buradaki askerlerin yarısının gelecek yıl ortasında evlerine dönebileceklerini söyledi. Times’ın edindiği bilgiye göre, İngiltere, asker sayısını 7 bin 200'den 3 bine düşürmeyi hedefliyor. Plana göre, Basra'da konuşlanmış bulunan İngiliz askerleri, kent dışındaki Şayba üssüne ve havaalanına nakledilecek, ardından altı ile dokuz ay içinde aşamalı olarak İngiltere'ye gönderilecek. Irak'ta 2003 yılının Mart ayından bu yana farklı farklı dönemlerde 105 bin İngiliz askeri görev yaptı. Bu süre zarfında ölen asker sayısı ise 125. 'Irak iç siyaset malzemesi' Daily Telegraph ise başyazılarından birinde, Dışişleri Bakanı Margaret Beckett'ın açıklamalarını değerlendirerek "Irak'ı terketmeyin" diyor. Dışişleri Bakanı'nın İngiliz birliklerinin Irak'ta güvenliği devredeceği yolundaki sözleri, sivil can kayıplarının görülmedik oranda arttığı bir dönemde uygun düşmeyebilir. Ancak Margaret Beckett gibi sağlam bir bakanın bu sözleri ancak Atlantik'in her iki yakasında da mevcut Irak politikalarına karşı esmekte olan rüzgâra duyarsız kalamadığını gösteriyor. Halkın işgal konusundaki görüşlerine önem veren hükümet, askerlerimizin dönüşünün çok da uzamayacağı izlenimini vermek istiyor. Bu anlayış, Zikar ve Muthanna eyaletlerinde sorumluluğun Iraklılara bırakılmasından güç alıyor, Misan'ın da yakında bu iki eyaleti izlemesi bekleniyor. Ancak Basra İngiliz askerlerinin ve nüfusun yoğun olduğu ve siyasi istikrarsızlığın yaşandığı bir yer. Buradaki askeri varlığımızı yarıya indirmekten bahsetmek akıl dışı. Dışişleri Bakanı bu eyaletleri iç siyasete kurban edecek gibi görünüyor. Vatikan'da değişim rüzgarı Guardian manşetten verdiği haberinde, yıllar süren muhalefetin ardından Katolik Kilisesi, prezervatif kullanımına tümden yasak getiren anlayışta tarihi bir değişikliğe gitme yolunda ilk adımı attı. Papa 16'ıncı Benediktus'un sağlık bakanının, kendisini, belli durumlarda, bilhassa AİDS'le mücadele konusunda prezervatif kullanımını onaylaması yolunda teşvik ettiği öğrenildi. Henüz kamuya ilan edilmeyen bu tavsiyelerin, karara bağlanmasından önce, aşırı muhafazakar ve dini değerlerin korunmasından sorumlu Vatikan biriminde görüşülmesi gerekiyor. İnsan hakları örgütleri ve AİDS'le savaşım dernekleri bu konuda Vatikan'a uzun süredir bastırıyordu. Hayatın kitabı Independent gazetesinin manşetten verdiği haberin başlığı: Hayatın kitabı yeniden yazıldı. 13 araştırma merkezinden bilim adamları, insanlığa dair bilinenleri tümden değiştirebilecek bir genetik keşfe imza attıklarını söylüyor. Peki, keşfedilen ne oldu? Afrika, Asya ve Avrupa'dan üç ırkı inceleyen bilim adamları, önceden bilinenin aksine, her bireyin birbirinden çok daha farklı genetik özellikler içerdiğini ortaya koydu. İnsanların birbirlerinden farkı yüzde 99,9 değil, yüzde 99. Ancak bu küçük fark bile insanların farklılıklarını, fiziksel hatta ruhsal farklılıklarını açıklamaya yetiyor. Örneğin, önceden insanların her bir ebeveynden farklı farklı birer gen aldıkları varsayılıyordu. Ancak, şimdi bazı genlerin bir kaç kez tekrarlandıkları anlaşıldı. Uzmanlar, bu sayede anlaşılması en güç, tedavi edilemez hastalıklara çare bulabilir. Çocukluk hastalıkları, kanser ve bunama gibi hastalıkların teşhisinde yeni yöntemler izlenebilir. | İlgili haberler 22 Kasım 2006 Basın Özeti22 Kasım, 2006 | Basın Özeti 21 Kasım 2006 Basın Özeti21 Kasım, 2006 | Basın Özeti 20 Kasım 2006 Basın Özeti20 Kasım, 2006 | Basın Özeti 19 Kasım 2006 Basın Özeti19 Kasım, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||