|
20 Kasım 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde bu sabah İngiltere Başbakanı Tony Blair ile gelecek yıl başbakanlık için halefi olarak görülen Maliye Bakanı Gordon Brown'ın İngiltere'nin asker konuşlandırdığı iki tehlikeli bölgeye hafta sonunda yaptıkları ziyaretler öne çıkıyor.
Daily Telegraph, "Teröre karşı savaşın 7 milyar sterlinlik faturasıyla gelen öfke" manşetini atmış: "Tony Blair, İngiliz vatandaşlarının 7 milyar sterlinini kaybedilmekte olan bir savaşa harcadığı yolunda muhalefetteki Muhafazakârlar ve Liberal Demokratların suçlamalarıyla karşı karşıya. Başbakan ve Brown, son üç günde Irak, Afganistan ve Pakistan'a özel fondan yaklaşık 844 milyon sterlin aktarıldığını ilan etti. "Bundan önce Irak savaşı için yaklaşık 5; Afganistan’a İngiliz askeri göndermek için ise 1 milyar sterlin, İngiliz vergi mükelleflerinin cebinden çıktı. "Blair bu fonun açıklanmasından daha iki gün önce; El Cezire'ye çıkıp Irak'ın 2003'teki işgalinin bir "felaket" olduğunu kabul etmişti. "Başbakanlık kaynakları, buna bir dil sürçmesi diyor ama dün Amerika'nın eski dışişleri bakanlarından Henry Kissinger da BBC radyosuna verdiği mülakatta, Irak'ta askeri zaferin imkansız olduğunu vurguladı. Daily Telegraph, Kissinger'ın "Askeri zaferden kastınız, Irak hükümetinin tüm ülkede kontrolü sağlaması, iç savaşı önlemesi ve demokrasinin iktidarıysa, bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum" dediğini hatırlatıyor. Financial Times ise Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi'nde dersler veren John Keegan ve Prospect dergisi editörlerinden Bartle Bull'ın Irak'ta iç savaş üzerine ortak yorumuna yer vermiş. Yoruma göre "İç savaş"ın tanımı, Irak'ın geleceği için hayati önem taşıyor." "İç savaşı basit bir formülle anlatmak gerekirse: öncelikle şiddet ülke içinde yaşanmalı, ortada bir savaş olmalı ve bu savaşın amacı da bir ulusal otorite sağlamaya çalışmak olmalıdır. Yani, bunun için bir tür örgütlenmenin; ne için savaştıklarını anlatan liderlerin varlığı ve otorite gerekiyor. "Kuşkusuz, daha pek çok iç çatışma yaşandı ama tarihte Amerikan, Rus ya da İspanyol iç savaşına benzer fazla örnek yok. "Irak'taki durumuysa iç savaştan çok, radikal uçlarda hizipçilik ve yoğun suç ortamının bileşkesi olarak değerlendirmek gerek. "Ancak Irak'ta önümüzdeki on yılda istenen noktaya gelinmesi düşük bir ihtimal, bu nedenle de Amerika önderliğindeki koalisyon, durum daha iyileşene ya da daha kötüye gidene dek Irak'tan ayrılmayacaktır." 'Destekçileri Bush'a sırt çeviriyor' Independent ise geçtiğimiz günlerdeki Kongre hezimeti ardından Amerikan Başkanı Bush'a bu kez Irak konusunda en yakın destekçileri dahi birer birer sırt çeviriyor" diye yazmış. “Bush'un eski siyasi müttefiklerinden pek çoğu, "Irak konusunda şimdi bildiklerimizi 2003 yılının Mart ayında bilseydik, "işgale karşı" tavsiyede bulunurduk" diye konuştu. 2003'te "Saddam Hüseyin'i devirmek çocuk oyuncağı " diyen Ken Adelman, Bush'u eleştiren seslere son eklenen isim. Anlaşılan Adelman şimdi 655 bin sivilin, 2800 Amerikan 120 İngiliz askerinin ölümüne mâl olan savaşın; yönetimin, bir dizi önlenebilir hatasıyla dolu olduğunu kabul ediyor.” Gazetelerde yine Pakistan Başbakanı Müşerref'in Blair'e ziyareti sırasında Afganistan için İkinci Dünya Savaşı sırasında uygulanan Marshall planı'na benzer bir destek fonu aktarmaya çağırdığı aktarılıyor. Independent yazarlarından Kim Sengupta ise ''Batı beş yıl önce zafer ilan etti ama şiddet, yolsuzluk ve sefalet bu gururlu ulusun peşini bırakmadı'' diyor. Daily Telegraph'ta ise Afganistan'da son dönemde yürütülen operasyonlara ilişkin Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon'a dayandırılan çarpıcı veriler var: Pentagon verilerine göre, Amerikan Hava Kuvvetleri, Afganistan'a son beş ay içinde, Taleban'a yönelik operasyonun ilk üç yılında attığından daha fazla bomba attı. Afgan hükümetinin ismini vermek istemeyen üst düzey bir yetkili, "NATO'nun yaptıklarını takdir ediyoruz, ancak siviller öldükçe Afgan hükümeti zan altında kalıyor. Bu da teröristlerin propagandalarını besliyor." diye konuştu. '90 gün hükümeti böldü' Guardian ise İngiltere'de uzun süredir tartışılan; "terör suçuyla itham etmeden önce gözaltı süresini 90 güne çıkarma" yolundaki tasarı üzerine hükümette ayrılık olduğu haberini sayfalarına taşımış. Başbakan geçen hafta gözaltı sürelerinin uzatılması yolundaki kararından geri dönmeyeceğinin altını çizdi ancak Hukuk işlerinden sorumlu devlet bakanı Lord Goldsmith, böyle bir değişikliğin gerekliliğine ikna olmadığını söyledi. Yakında sunulması beklenen terörle mücadele tasarısı, şüphelilerin herhangi bir suçlama olmaksızın 28 güne dek gözaltında kalma sürelerini daha da artırmayı hedefliyor. Blair bu konuda ilk kez geçen yıl bozguna uğramış, 14 günlük gözaltı süresini sadece 28 güne çıkarabilmişti. Eski KGB ajanını kim zehirledi? İngiliz gazetelerinde göze çarpan diğer bir konu, eski bir KGB ajanı'nın Londra'da bir lokantada zehirlendikten sonra yaşam mücadelesi vermekte oluşu. Putin muhalifi ve ilticacı Alexander Litvinenko'nun kanında bir gramı ölümcül olmaya yeterli talyum denen madde saptandı. Times, "Zehirleme olayı, doğrulandığı takdirde, Rusya'nın uzun yıllardır İngiltere'de işlediği en ciddi ihlallerden biri olmaya aday" diye yazmış. İngiltere, son on yılda Rusya'yla bir dizi diplomatik anlaşmazlık yaşadı, bunların birçoğu casusluk meseleleriydi. Ancak İngiltere Dışişleri Bakanlığı'na yakın kaynaklar, Litvinenko vakasının son derece ciddi olduğunu ve bunun, İngiltere'yi altı yıl önce iktidara gelen Putin'le karşı karşıya getirebileceğini belirtiyor. Guardian gazetesi ise Moskova'da Siyasi Enformasyon Merkezi'nin Başkanı'nın; olayın ardında Rus hükümetinin olmayabileceği yolundaki görüşlerine yer veriyor, Aleksey Mukhin'e göre, şimdilik durumu ağır ancak istikrarını koruyan Rus ajan, kendi kendini zehirlemiş olabilir. Mukhin, "Bu, büyük bir siyasi oyunun parçası, Boris Berezovski'nin yürüttüğü Kremlin'e karşı bir istihbarat savaşı olabilir. Litvinenko'nun, Berezovski'den mali destek aldığı aşikar. Biri çıkıp Litvinenko, gazeteci Anna Politkovskaya'nın öldürülmesinde Rus istihbaratı'nın payı olduğunu gösterdiği söylenen belgeleri şişirmek için kendini zehirledi dese şaşırmam. Bu, bir askerin kendi ayağını vurması gibi bir şey" diye konuştu. Times, dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuarlarından biri olan CERN'de 42 yıllık bir bekleyişin son bulabileceğini müjdeliyor. Avrupalıların ABD'yle deney rekabeti Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı LHC'nin inşa edilmekte olduğu İsviçre Fransa sınırında Avrupalı bilim adamları Higgs boson zerrecikleri ya da bilinen adıyla Tanrı'nın tozunu Amerikalılardan önce bulmayı hedefliyor. LHC'nin ilk denemelere gelecek Mart'ta hazır olması planlanıyor. Deney sırasında birbirine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta alıcılardan gönderilen protonların ışık hızına yakın bir hızla çarpışması, tıpkı evrenin oluşmasına yol açan Big Bang yani Büyük Patlama benzeri bir durum yaratacak. Higgs Boson, maddenin neden kütlesi olduğunu anlamamızı sağlıyor. Deney sırasında süper simetri yani evrende her parçacığın bir eşinin olduğu savı da doğrulanabilir ya da çürütülebilir. | İlgili haberler 19 Kasım 2006 Basın Özeti19 Kasım, 2006 | Basın Özeti 16 Kasım 2006 Basın Özeti16 Kasım, 2006 | Basın Özeti 15 Kasım 2006 Basın Özeti15 Kasım, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||