|
17 Kasım 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Segolene Royal'in Fransa'da Sosyalist Parti tarafından cumhurbaşkanı adayı olarak seçilmesi İngiltere'de pek çok gazetenin erken baskılarına yetişmemiş.
Ancak Guardian, Royal'in belirleyici bir zafer kazandığını ve ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı olma mücadelesinin asıl bugünden itibaren başlayacağını belirtiyor. "Bayan Royal, Fransız solu için üçüncü bir yolun temsilcisi gibi görünüyor. Tony Blair'e hayranlığını açıkça dile getirmesi, Sosyalist davanın pek çok savunucusu tarafından bir hain olarak görülmesine yol açtı. "Fransızların pek kıymet verdiği haftada 35 saat mesai konusunu gözden geçirmekten ve suç işleyen gençlerin askere gönderilmesinden söz ederek Sosyalistler için kilit unsurları sarstı." Times, Royal'in zaferini değerlendirirken, seçimdeki olası rakibi İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy karşısında durumunu da ele alıyor. Her ikisinin de partileri içinden baskı gördüğünü belirtiyor. "Royal kendini bürokrasi yükünü hafifletecek bir modernleştirici olarak tasvir etse de ticaret ve ekonomi alanında aslında eski moda bir solcu. Taraftarları genç, hareketli üslubunun Sarkozy'nin onun yanında bir dinozor gibi görünmesine yol açmasını umuyor ama Sarkozy, “öfkelenen, metanet gösteremeyen bir rakibi” olduğundan bahsediyor. "Cumhurbaşkanı Chirac'ın müttefikleri ise Sarkozy'nin kampanyasını rayından çıkarmak üzere harekete geçti bile. Savunma Bakanı, bir toplantıda onu cumhurbaşkanlığı sistemiyle oynamak ve tüm gençleri potansiyel suçlu gibi görmekle eleştirdi. Başbakansa, 'geçmişten kopuş'tan söz eden Sarkozy'ye karşı, 'Fransa'nın şok terapisine ihtiyacı yok' demişti." Orta Doğu için üçlü girişim Fransa, İtalya ve İspanya, dün sürpriz bir açıklamayla Orta Doğu barış sürecinde yeni bir girişim başlatılması çağrısı yapmıştı. Independent, bu açıklamanın İngiltere'nin dışlanması ve Blair'e bir darbe olduğu görüşünde... "Üç Avrupa ülkesinin şiddete son vermek ve kalıcı çözüm sağlamak üzere açıkladığı sürpriz Orta Doğu girişimi ardından Fransa ve İngiltere arasındaki uçurum derinleşti. İngiltere'de başbakanlık "bakıp göreceğiz demekle yetindi. İsrail hükümeti, fikirler bizimle koordinasyon içinde geliştirilmedi dedi. "İngiltere, İsrail'i bombardımanlar nedeniyle kınayan bir açıklamanın sulandırılmasıyla Avrupalı ortaklarını kızdırdı. Cumartesi gecesi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde İsrail'i eleştiren bir karar tasarısının oylamasında İngiltere'nin çekimser kalması ise ayrılığı büyüttü." Guardian, hazırlanan beş maddelik planın Aralık ayındaki AB zirvesine sunulacağını ve diğer üyelerden destek isteneceğini anımsatıp ekliyor: "Bu açıklama siyasetleri Washington'a fazla yakın bulunan Tony Blair'i dışlama ve Bush yönetiminin siyaseti darmadağın olmuşken, Avrupa'nın süreçte daha etkin rol almasını sağlama yönünde bir girişim gibi görünüyor." Özel şirketlere akan milyarlar Daily Telegraph, İngiltere'de Savunma Bakanlığı'nın Irak'ta özel güvenlik şirketlerine yaptığı ödemeleri işliyor: "Dışişleri Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlar vergi mükelleflerinin paralarının nerelere gittiğini ilk kez gösteriyor. Hükümet, 2003'ten bu yana Afganistan ve Irak'ta toplam 158 milyon sterlin harcadı. Bunların 112 milyon sterlini tek bir şirkete, Control Risks Group'a gitti. "Bosna'daki BM güçlerinin eski komutanı Michael Rose'un da bir dönem yöneticileri arasında olduğu şirket, Irak'ta İngiliz personelin seyahat güvenliğini, güvenli iletişimi sağladıklarını ve risk değerlendirmeleri yaptıklarını belirtiyor. "Irak'ta özel bir güvenlik çalışanı günde 200 sterlin kazanıyor. Ordudan bir er ise 40 sterlin alıyor." Times ise ilk sayfadan verdiği haberinde, İngiliz ordusunun Irak'ta tutsaklara kötü muameleye "onay" verdiği iddiasını duyuruyor. "Ordunun üst komuta kademeleri Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı şekilde, tutsakların başlarına çuval geçirilmesine ve kötü muameleye tabi tutulmasına izin vermekle itham edildi. İddialar, 2003 yılında Basra'da dokuz Iraklıya kötü muamele ile suçlanan yedi askerin yargılanması sırasında ifade veren bir tanık tarafından gündeme getirildi. "Binbaşı Anthony Royce, komuta zincirinin daha üst seviyesindekilerin, kendisine tutsaklara taktik sorgulama öncesi, 'yumuşatma teknikleri' kullanma talimatı verdiğini söyledi. Bu yöndeki tavsiyenin, üst düzey ordu hukuk danışmanlarından geldiğini belirtti. "Adı verilen her iki danışmanın böyle bir tavsiye vermediklerini söylediği hatırlatıldığında ise "evet verdiler, ama onlar ellerini temizledi, iş bizim başımıza kaldı" dedi. Bush yönetiminde yenilik var mı? Times'ta yazan Gerald Baker, Başkan Bush'un yönetimde yaptığı değişikliklerle babasının daha deneyimli ekibine kulak vermeye başladığı savlarını şiddetle eleştiriyor. "Pek çok yorumcu bugünlerde 'Baba Bush' yönetimini oğlununkinden daha realist ve olgun olduğu görüşünü öne çıkararak övüyor. Oğul Bush'un, babasının ekibine yönelerek James Baker ve (Savunma Bakanlığı'na atanan) Robert Gates gibi isimlerle, ergen bir idealizmin hakim olduğu yönetime realizm ve olgunluk getireceğinden söz ediyor. Ama ben bu savlara katılamıyorum. "Bush'un altı yıl önce etrafına topladığı çılgın yeni muhafazakarlar da şimdiki realistlerle aynı saftan toplanmamış mıydı?" "Peki Baba Bush döneminde Körfez Savaşı sonunda 'Şiilere Saddam Hüseyin'e karşı ayaklanın' demek realizm miydi, olgunluk mu? Gorbaçov 1991'de kaotik bir darbeye hedef olduğunda, darbeyi kınamayıp geçiş dönemine bakalım demek realizm mi, olgunluk muydu?" Financial Times, ABD’de Temsilciler Meclisi Başkanlığı'na seçilen ilk kadın olan Nancy Pelosi’nin erken bir yenilgiye uğradığı görüşünde. Pelosi’nin yardımcılığına gösterdiği aday yerine başka bir isme destek verilmişti. “Beklenmedik ölçüde sert geçen savaş, partinin birliği ve Pelosi’nin ahlaki değerler ve reform konusunda ne kadar kararlı olduğunu sorgulamaya açtı; Kongre'de kavuşulan çoğunluğu kutlayanların keyfini kaçırdı." Lordlar soruşturmasında sıra Blair'de mi? İngiltere'de ise siyasi partilere yapılan bağışların Lordlar Kamarası'na üyelik yolu açtığı suçlamalarına dair soruşturma iç siyaset gündeminde öne çıkıyor. Independent, yetkililerin soruşturmada "önemli ve değerli bilgilere ulaştığı açıklamasını, "Başbakanlık etrafındaki çemberin daraldığı" yani soruşturmaya bilgi verme sırasının bizzat başbakan Blair'e geldiği şeklinde değerlendiriyor. Guardian da soruşturma ekibin 90 kişiyle görüştüğünü, 35'inin İşçi Partisinden, 29'unun Muhafazakarlardan, dördünün Liberal Demokratlardan, 22’sinin ise parti dışından isimler olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre ortaya konan takvim, Başbakan Blair'in bir kaç hafta içinde yani Noel’den önce kendisini heyet önünde bulabileceği anlamına geliyor. Zira Scotland Yard'ın hedefi, Ocak ayında savcılığa bir dosya sunmak. Üniversitelere muhbir mi? Daily Telegraph'ta yer alan bir habere göre, bugün yayımlanacak bir hükümet belgesinde, üniversitelerin öğretim görevlilerinden aşırılığa yönelmiş olduklarından şüphe ettikleri Müslüman öğrencilerini yetkililere bildirmeleri isteniyor. "Belgenin taslağında 'Asyalı görünümlü' ya da Müslüman öğrencileri konusunda kaygılı olan tüm çalışanların bunları kurulan özel birime aktarması isteniyor. Hem Müslüman gruplar, hem öğrenci sendikaları girişimi eleştiriyor, hatta sendika yapılanı MacCarthy'ciliğe benzetiyor. Üniversiteleri bir araya getiren bir kuruluşun başkanı da "bu ne makul ne de yapıcı" diyor. İdamdan kurtulan İngiliz dönüşü bekliyor Pakistan'da bir cinayet işlediği gerekçesiyle 18 yıldır cezaevinde olan İngiliz vatandaşı bir Pakistanlının, Devlet Başkanı Pervez Müşerref'in araya girmesiyle idamdan kurtulması ardından bir kaç gün içinde salıverilmesi bekleniyor. Mirza Tahir Hüseyin'in durumunu yakından takip eden Times, başyazısında Müşerref'in bu konuda attığı adımı övüyor: "Müşerref'in bu cezayı iptal ederek gösterdiği cesaret hafife alınmamalı. Çünkü Pakistan'da şeriat hükümleri dolayısıyla bu çok tartışmalı bir karar. Müşerref, Pakistanlı da olsa bir batılının hayatını bir vatandaşınınkinden daha kıymetli tuttuğu eleştirilerine de uğrayabilir. "Devlet başkanı ise bu vakadaki gibi yasaların ve davaların Pakistan'a ne kadar zarar verdiğini biliyor. General Müşerref'in ılımlılığı savunup uygulama tavrı, onu değerli bir müttefik kılıyor..." Economist'te Türkiye'deki Ermeniler Bugün yayımlanan haftalık Economist dergisi, Türkiye'ye göç eden Ermenilerin durumunu ele almış. Yaklaşık 40 bin Ermeni'nin son dönemde çalışmak üzere Türkiye'ye gittiğini aktaran Economist, bunun büyük bir değişimin simgesi olduğu kanısında... Yazıda Kumkapı'daki temizlikçi Marina Martossian'ın Türk patronlarından "dünyanın en iyi insanları" diye bahsettiğine dikkat çekiliyor. Ermeni soykırımı konusunda alınan kararların diğer ülkelerle ilişkileri zehirlediğinden söz edilirken, Economist durumda değişim sinyalleri olduğu görüşünde. "Türk yetkililer diğer yasadışı işçilerin aksine Ermenilere yumuşak yaklaşıyor. Diaspora Ermenileri arasında, özellikle Türkiye'yi ziyaret edenlerin değişen yaklaşımlarından da memnuniyet duyuyorlar. "Bu ay diaspora mensupları arasında çok dolaşan bir elektronik postada, yakınlarda Kars'ta bir sanat festivaline katılan Amerikalı Ermeni sanatçı Kardash Onnig, "Ermeni şarkıları söyleyen bir Ermeni'nin hiç bu kadar kardeşçe bir yaklaşım göreceğini düşünemezdim" diyor. "Ermeni melodileri eşliğinde dans eden Türkler denizinin ortasındaydım. Ne mutluluk! Gözlerim yaşlarla doluydu." Bu haftaki sayısında 'dünya starlığı'na soyunduğunu söylediği Almanya Başbakanı Merkel'i mercek altına alan Economist, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri konusundaki görüşlerinin Merkel için koalisyon bünyesinde sorun yaratabileceği uyarısına da yer veriyor. Friedman'ın ardından Gazeteler dün ölen Nobel ödüllü ekonomist Milton Friedman'ın ekonomi bilimine katkılarını da enine boyuna tartışıyor... Times onun için "Reagan ve Thatcher yönetimlerini başarıya taşıyan para politikalarının yaratıcısı" derken, Independent'ta şu satırlar yer alıyor: "Friedman, 1970'lerde ve seksenlerde dünyanın ipini koparan enflasyon ve yükselen işsizlik ile mücadele için gerekli entellektüel liderliği sundu ve kalkınmış dünyanın yaşadığı uzun düşük enflasyon ve büyüme döneminin önünü açtı." "Friedmanizm, yani ekonomideki dalgalanmaları para arzındaki değişimin yönlendirdiği düşüncesi, Keynesçiliğin yerini alarak sanayileşmiş dünyanın en baskın ekonomik felsefesi halinde geldi." Gazete, "Komünizmin çöküşünün izlerini Friedman'ın satırlarında arayan yorumcular bile var" diyor... Guardian ise Pinochet'ninki gibi Latin Amerika yönetimleri ile ilişkileri nedeniyle bir dönem eleştiri oklarına uğrayan Friedman'ın "efsanevi ama tartışmalı" bir isim olduğu görüşünde. "Naif Keynesçiliği yıkmadaki başarısı tartışılmaz ama kendi getirdiği somut önerilerin başarısı daha az oldu." diyor. Financial Times ise, Friedman'dan 20. yüzyılın muhtemelen en etkili ekonomi düşünürü, yaygın görüşleri yerle bir eden ve önceliği özgürlüğe veren ekonomist" diye söz ediyor. Gazete, Friedman'ın Thatcher hükümetinin siyasetlerine yön veren bir güç olmasına rağmen, bir aşamada Thatcher'ın orta vadeli stratejisiyle arasına Merkez Bankası'nın para arzını yönlendirmesi stratejisinden rahatsızlık duyduğu için mesafe koyduğunu kaydediyor. "Friedman'ın dünya görüşü ise özünde basitti: bireysel özgürlüklere tutkuyla bağlılık ve bireylerin faaliyetlerini koordine etmenin en iyi yolunun serbest piyasalar olduğu inancı." Financial Times bugünkü manşet haberinde ise Avrupa'nın en büyük yayın kuruluşu olan Alman RTL'nin İngiltere'nin en büyük ticari yayın kuruluşu olan ITV'yi 5 milyar sterlini aşkın bir teklifle satın almayı düşündüğünü duyuruyor. Gazete kablolu yayın şirketi NTL’den de teklif bekleyen ITV’nin, RTL'in teklifi karşısında bağımsız kalmakta zorlanabileceğini belirtiyor. | İlgili haberler 16 Kasım 2006 Basın Özeti16 Kasım, 2006 | Basın Özeti 15 Kasım 2006 Basın Özeti15 Kasım, 2006 | Basın Özeti 14 Kasım 2006 Basın Özeti14 Kasım, 2006 | Basın Özeti 13 Kasım 2006 Basın Özeti13 Kasım, 2006 | Basın Özeti 12 Kasım 2006 Basın Özeti12 Kasım, 2006 | Basın Özeti 10 Kasım 2006 Basın Özeti10 Kasım, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||