|
13 Kasım 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
ABD Başkanı George Bush'un Irak siyasetini değerlendirmek üzere bugün Irak Çalışma Grubu ile yapacağı görüşme öncesinde gazeteler Washington'daki yeni dengeleri değerlendiriyor.
Daily Telegraph, 'Demokratlarla Bush arasındaki balayı bitti' derken, Financial Times tarafların kavgaya tutuşmaya hazırlandığı yorumunu yapıyor. Gazeteye göre anlaşmazlık noktaları Irak stratejisi ve BM büyükelçiliğine atanan John Bolton'ın durumuna odaklanıyor ve tartışma eski Kongre'nin bugün başlayan oturumlarında patlak verecek. Gazete, yeni Kongre'deki en etkili görevlerden birini üstlenecek Demokrat Senatör Joseph Biden'ın, Beyaz Saray'ı Bolton'un atamasını yeni Kongre görevi üstlenmeden onaylatma girişimi konusunda uyardığını, "partizan olmayacağız diyorsanız, oyunu kuralına göre oynayın, Sayın Başkan" dediğini yazıyor. Dış politika konusunda dikkatler Irak konusuna odaklanıyor. Guardian, Demokratlardan iki üst düzey senatörün dört ila altı ay içinde Irak'tan aşamalı çekilmeye başlanması çağrısı yaptığına dikkat çekiyor. Amerikan yeni muhafazakar düşüncesinin önde gelen temsilcileri William Kristol ve Robert Kagan, Financial Times'taki makalelerinde çözümün Irak'a en az 50 bin asker daha göndermekten geçtiğini savunuyorlar. "Irak konusundaki başarı eğrisi, Pentagon yetkilileri üç yıl önce Irak'a gerektiğinden çok daha az asker göndermeye karar verdiğinden bu yana aşağıya, başarısızlığa doğru seyir izliyor. Bush, Irak'ta rezil olmadan kaybetmenin yolunu arayacağına, danışmanlarından nihayet kazanmaya yönelik bir strateji talep edebilir. Bu da Irak'taki asker sayısını en az 50 bin daha artırmaktan geçer. Bu yapılırsa, Baker komisyonunun diğer önerileri de anlam kazanıp desteklenebilir." Kagan ve Kristol, İran ve Suriye ile temasa geçme önerisine şüpheyle yaklaşıyorlar ve bu adımın bir anlam taşıması için asker sevkiyle desteklenmesini savunuyorlar: "Kaybederken ve pazarlık için eliniz en zayıf durumdayken yardım istemek bir şeydir, güvenliği artırmak için asker sayısını artırırken diplomasiye de eğilmek başka şey." Daily Telegraph, Bush'un şiddeti dindirmek için İran ve Suriye'den yardım almak üzere perde arkasında bir manevraya giriştiği yorumunu yapıyor. Gazeteler İngiltere Başbakanı Tony Blair'in de benzer bir tavır değişikliğine hazırlandığına dikkat çekiyor. Blair'in bugün yapacağı bir konuşmada Irak'taki çatışmaların tabiatının değiştiğini, stratejinin de değişmesi gerektiğini söylemesi bekleniyor. Guardian'a göre bu konuşma, Irak siyasetinde, hassas ama kritik bir değişikliğe işaret ediyor. "Blair, bölgesel bir çözüm arayışına Suriye hatta İran'ı dahil etmekten söz edecek. Bununla beraber Bush yönetimine yönelik olarak, Orta Doğu'da barışın İsrail Filistin sorununa çözüm gelmeden mümkün olmayacağını vurgulayacak. Blair aynı vurguyu, yarın Irak Çalışma Grubu'na yapacağı açıklamada da dile getirecek. Bu grup, Washington'da Bush'un seçim yenilgisi ardından Irak siyasetinde yön değişikliği yapmasını sağlayacak yol olarak görülüyor." Daily Telegraph, İngiltere'de muhalefetteki liberal demokratların liderinin "Blair'in ülkesinde Irak konusunda bir soruşturma açılması girişimlerini engellerken, Amerika'da açılan soruşturma için bilgi verecek olması çekilir gibi değil" sözlerine dikkat çekiyor. Times ise bu tartışmalar sürerken, Iraklıların Amerikalılara bir an önce çekilmeleri için baskı yaptığını yazıyor. "Irak Başbakanı Nuri el Maliki'nin yakın çevresinden Şii milletvekili Haydar el Ebadi, hükümetin Amerikan askerlerinin Bağdat'tan çekilmesinden yana olduğunu söylüyor. Ebadi Irak tarafının Bağdat için karma Şii-Sünni tugaylar kurulmasını önerdiğini, ön görüşmeler yapıldığını, ancak Amerikan tarafının Şiilerin Sünnilere saldırılarını şiddetlendireceği kaygısıyla isteksiz olduğunu söyledi. "Iraklılar bir yanan de güvenlik denetimi devrinin hızlandırılmasını istiyorlar Ancak Uluslararası Kriz Gurbu'ndan Joost Hiltermann gibi düşünen bazı gözlemciler bu arzunun temelinde, Şiilerin Sünniler üzerindeki denetimi artırma isteğinin yattığına inanıyor. Hiltermann, 'Şiiler Amerikalıların Sünnilerle ittifaka yönelmesinden kaygılı. Güçlüyken konumlarını pekiştirmek istiyorlar' diyor." Irak Başbakanı Nuri el Maliki ise özellikle güvenlik konusunda eleştirdiği kabinesini yeniden düzenlemeye planlıyor. Financial Times, başbakanın basın danışmanına dayanarak, yedi ila dokuz bakanın değiştirilebileceğini yazıyor. Olmert'ten İran'a uyarı Times, Washington'da George Bush ile görüşmeye hazırlanan İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in Newsweek dergisine verdiği bir mülakatta Tahran'ı uyardığını yazıyor: İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'dan 'durdurulması gereken bir kişi' diye söz eden Olmert, şöyle devam ediyor: "İran'ın taviz vermemenin sonuçlarından korkacak durma gelmeden bir tavizi kabul edeceğini sanmıyorum. Yani başka bir deyişle İran'ın korkmaya başlaması gerekiyor." Gazete bazı İsrailli yetkililerin İran'ın nükleer programını 1981'de Irak'a yapıldığı gibi bir bombardımanla durdurma imasında bulunduğunu anımsatıyor. Lübnan'da hükümet bunalımı Lübnan'da hafta sonunda Hizbullah ve Emel hareketi bakanlarının istifasıyla yeni bir siyasi kriz patlak verdi. Independent'ta yazan Robert Fisk, "böylece Lübnan'daki en büyük topluluk olan Şiiler artık hükümette yok, bu ülkenin tarihinde tehlikeli bir dönüm noktası olabilir" diyor. "Beş bakanın istifası hükümeti devirmez. Ama şimdi Hizbullah ulusal birlik hükümeti kurulması sloganı ve aslında yeni bir Suriye yanlısı hükümet kurulması talebiyle gösteriler düzenleyecek. Bu gösterilerin ülkeyi bölebileceği uyarısında bulunuyorlar. Bu ortamda eski başbakan Refik Hariri'ye suikastin sorumlularını yargılayacak uluslararası mahkemenin oluşumu da tehlikeye giriyor." Fransa'da cumhurbaşkanı adayları Fransa'da muhalefetteki Sosyalistler cumhurbaşkanı adaylarını belirlemeye çalışırken, Segolene Royal'in şansı düşüyor. Times, son kamuoyu yoklamalarına göre eski maliye bakanlarından Dominique Strauss Kahn’ın yükselişe geçtiğini ancak arayı kapatmak için sadece üç günü olduğunu belirtiyor. Daily Telegraph ise 1974'ten bu yana beşinci kez yarışa giren Millyetçi Cephe lideri Jean Marie le Pen'in yarattığı tehdidin ciddiye alınması gerektiğini yazmış. "Le Pen'in popülaritesi hiç olmadığı kadar yüksek. Hafta sonu yayımlanan bir ankette Fransızların yüzde 18'i Nisan'daki seçimde kesinlikle ona oy vereceklerini söylemiş. Bu bir önceki seçim arefesindeki döneme göre 9 puan daha yüksek." "Le Pen de hedefinin ikinci tur değil, üçüncü tur, yani cvumhurbaşkanlığı olduğunu söylüyor." Terörle Mücadele Yasaları İngiltere’de terörle mücadele tartışmaları da yine gündemde. Hükümetin ikinci adamı durumundaki Maliye Bakanı Gordon Brown, hafta sonunda, terör zanlıları için gözaltı süresinin 28 günden 90 güne çıkması çağrılarına destek verdi. Times ve Independent da bu hamle ardından maliye ve içişleri bakanlarının terörle mücadele konusunda kimin daha sert tavır takınacağı açısından adeta rekabete girdiği görüşünde birleşiyorlar. Independent, Brown'un tartışmalara "ringin sağ ve popülist kanadından" girdiğini söylüyor; hükümetin telefon dinlenerek elde edilen kanıtların mahkemede kabulü, ırk ve din temelinde nefret yaymaya yönelik yasa gibi terörle mücadele düzenlemelerini sıkılaştırmayı planlamasını kaygı verici buluyor. Independent ayrıca, hükümetin terör yasaları konusundaki icraatını izleyen bağımsız gözlemcisinin uyarılarına yer veriyor. "Lord Carlile Irak'taki savaşın genç İngiliz Müslümanları cihada katılmaya ikna edilmesinde konusunda kolay bir bahane yarattığını belirtiyor. Lord Carlile, İngiltere 7 Temmuz gibi olayları yeniden yaşamak istemiyorsa radikalleşme ve kökenleri ile yüzleşmeli diyor." Aynı gazetede yazan Yasmin Alibhai Brown, pek çok siyasetçinin Müslüman bireyler ya da ailelerle yakın bir ilişkisi olmadığına dikkat çekerek, Müslümanların yanlış anlaşıldığını, hükümetin terörle mücadele konusundaki stratejisinin ise "maçoluk kisvesi altına gizlenen cehaletten ibaret" olduğunu savunuyor. Müslümanların kamuya açık alanda peçe veya çarşaf kullanmasına dair tartışmalar da sürüyor. Anglikan Kilisesi'nin en üst düzey yetkililerinden York Başpiskoposu, Daily Mail gazetesine verdiği mülakatta peçenin adabın gereklerine uymadığı inancını dile getiriyor. Başpiskopos John Sentamu hassasiyetlere saygı gösterilmesini savunarak kendisinin bir sinagog ya da camiye girerken haç takmadığını söylüyor. Başpiskopos, Müslüman din adamlarının peçe kullanılması konusunda üç soruya yanıt vermesini istiyor. "Bu adap kurallarına uyuyor mu? Sizi daha güvenli kılıyor mu? Ve böyle giyinerek nasıl bir İslam öngörüyorsunuz?" İlk ki soruya yanıtı olumsuz olan Başpiskopos, "İngiliz toplumunun bir azınlığa göre şekillenmesini beklemek akılcı değil" diyor. İhalede rüşvet iddiaları Times özel haberinde, İngiliz Havacılık ve Uzay Sistemleri şirketi BAE Systems'ın Tanzanya'ya yaptığı 28 milyon sterlinlik bir hava trafik sistemi satışına rüşvet karıştığı iddialarına yer veriyor. Ciddi usülsüzlüklerden sorumlu birimin, anlaşmayı incelemeye altına aldığını belirten gazete, anlaşmayı bizzat onaylamış olan Başbakan Blair'in o dönemde, kabine üyelerinin kaygılarına rağmen ihaleye destek verdiğini öne sürüyor. El Cezire yayına hazır Arapça yayın yapan El Cezire televizyonu İngilizce yayına hazır... Times, kanalın BBC'nin haber bültenlerindeki yüzü Darren Jordon, işgal sırasında Bağdat'tan geçtiği haberlerle öne çıkan Rageh Omar ve yılların gazetecisi Sir David Frost gibi önde gelen BBC simalarını bünyesine kattığına dikkat çekiyor, Çarşamba günü yayına geçecek kanalın bir yıl geciktiğini belirten Times, El Cezire yetkililerinin kanalın tarafsız olarak algılanması için BBC'ninkine benzer yayın ilkeleri getirdiğini, örneğin terörist gibi sözcüklerin kullanımına dikkat edileceğini belirtiyor. Guardian, Kuala Lumpur, Doha, Londra ve Washington merkezlerinden 24 saat yayın yapacak kanalın 500 çalışanı olacağını ekliyor. Dünyada İngilizce kanal için açılan 18 yeni büro Arapça kanalınınkilere eklenince toplam büro sayısı da 60'a yükseliyor. Google İranlıları öfkelendirdi Google'ın video bölümünde bir turistik filmde verilen bilgilerde İran'ın doğu Azerbaycan ilinin, ülkenin en büyük kentlerinden Tebriz ile beraber Azerbaycan sınırlarına dahil olduğundan söz edilmesi İranlıların tepkisini çekmiş. Guardian'da yer alan haberde, bölgenin dört bin yıldır kendilerine ait olduğunu belirten İranlıların bu durumu toprak bütünlüklerine saldırı olarak yorumladığı belirtiliyor. Gazete "Enformasyon bakanı İranlıları içişlerine müdahale olarak nitelediği bu duruma karşı siteyi protesto yağmuruna tutmaya çağırdı." diye yazıyor. | İlgili haberler 12 Kasım 2006 Basın Özeti12 Kasım, 2006 | Basın Özeti 10 Kasım 2006 Basın Özeti10 Kasım, 2006 | Basın Özeti 09 Kasım 2006 Basın Özeti09 Kasım, 2006 | Basın Özeti 08 Kasım 2006 Basın Özeti08 Kasım, 2006 | Basın Özeti 07 Kasım 2006 Basın Özeti07 Kasım, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||