BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 15 Mayıs, 2008 - TSİ 15:03
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
İsrail barışsız yaşamaya alıştı mı?

İsrail'in kuruluşu 60 yıl önce 14 Mayıs 1948 yılında ilan edildi.

İsrail'de 60. yıl kutlamaları
İsrailliler kutlamalarına coşku ve gurur hakimdi

Ülkenin Yahudi vatandaşları, bağımsızlıklarının 60. yılını coşku ve gururla kutluyorlar.

Ancak, İsrail nüfusunun beşte birini oluşturan Arap nüfus için kutlamalar daha farklı bir deneyim.

İsrail içindeki veya işgal altındaki topraklarda yaşayan Arapların bir kısmı, kuruluşu kutlanacak bir vesile olarak değil bir felaket olarak görüyorlar.

İkinci Dünya Savaşının hemen ardından kurulan bu tek Yahudi devleti, geçtiğimiz 60 yılda çok önemli birçok değişiklik yaşadı.

Kuruluşundan bu yana komşularıyla sürekli bir çekişme içinde olan İsrail, kendi sınırları içinde de siyasi, dini ve etnik farklılıklar ve bu farklılıklardan doğan gerilimlerle karşı karşıya?

İsrail'in Yahudi vatandaşları, bir yanda dindarlar, laikler, milliyetçiler, liberaller ve farklı türden Yahudiler arasında bir bölünmüşlük arz ediyor.

Ancak Yahudiler bir yandan da dünyanın en eski uluslarından biri olma iddiasını taşıyorlar.

Peki, 60 yıllık bir devlet deneyiminden sonra İsrail hangi yöne gidiyor? İsrail’in bugününü ve karşı karşıya olduğu sorunları Economist dergisinin Kudüs temsilcisi Gideon Lichfield'la konuştuk.

İsraillileri bir ulus olarak bir arada tutan etmenler

BBC: Bugünün toplumunda, İsrailli Yahudileri bir ulus olarak bir arada tutan ne gibi etmenler var?

Gideon Lichfield: Genel anlamda güçlü bir ulus bilinci söz konusu değil. İsrail'deki ulusal aidiyet hisleri, Filistinli Arap ulusçuluğu ile Yahudi ulusçuluğu arasında bölünmüş durumda.

İsrail bayrağı yakan Filistinliler
İsrail'in kuruluşu'nu, Filistinliler bir 'felaket' olarak nitelendiriyorlar

Geçtiğimiz 60 yılda oluşan bir İsrailli kültürü, daha doğrusu popüler kültürü söz konusu ve bunun da en önemli ortaklaştırıcı noktası İbrani dili.

Ancak bu kültür, bir ulus oluşturmak için son derece zayıf.

Dolayısıyla, İsrail'in karşı karşıya bulunduğu tehditler dışında ülkede ulus bilincini besleyen güçlü bir etken yok.

İsrail’de laiklik ve din

BBC: Laik ve dindar Yahudiler arasındaki çekişmeler hangi düzeyde. 60. kuruluş yıl dönümünü kutladığı şu günlerde, bu farklılıklar da Yahudi İsraillilerin ulusal bilinçlerine zıt bir etki mi yapıyor?

Gideon Lichfield: Dindar ve laik Yahudiler arasındaki çelişkilerin son yıllara oranla günümüzde biraz daha azaldığını düşünüyorum. Çok güçlü bir kültürel farklılaşma söz konusu.

Aşırı dindar Hareydilerin giderek daha fazla dışarıya kapalı olarak kendi toplulukları içinde yaşadıkların görüyoruz.

Dindar Yahudilerin toplumdaki ağırlıkları artıyor

Ülke nüfusu içindeki oranları artıyor ve kendilerine daha güvenli bir topluluk haline geliyorlar.

Bu güvenle birlikte de kendi farklılıklarını ortaya koyma ve toplumda görünür olma ısrarları azalıyor.

Diğer taraftan, laik Yahudiler de, giderek dine daha fazla ilgi duyar hale geliyorlar.

Geçmişte, laik İsraillilerin, dine karşı çok sert tutum takındıkları bir dönem yaşanmıştı.

Şimdi bunun değişmeye başladığını görüyoruz.

Laiklerle dindarlar arasındaki gerilim hala yüksek görünse de ben önümüzdeki dönemde bunun azalacağını tahmin ediyorum.

İsrail’in önündeki tehlikeler

BBC: Ülke içindeki tüm bu farklılıklara bir de bölge ülkeleriyle yaşanan sorunları, savaşları da ekleyince, bazı gözlemciler İsrail'in 60. yılında böylesine görece istikrarı sağlamasını bile büyük bir başarı olarak görüyorlar. Peki, İsrail’i önümüzdeki 60 yılda bekleyen en önemli tehlike nedir?

Gideon Lichfield: Bence ortada iki büyük tehlike var ve İsrail bu tehlikelerin hangisinin kendisi için daha büyük olduğuna karar vermek zorunda.

Tehlikelerin biri, İsrail'in içinde bulunduğu uluslararası ortamın giderek kendisine daha düşman bir hale gelmesi.

Özellikle bölgedeki diğer ülkelerin nükleer silah geliştirebilmeleri durumunda, bu bölge çapında büyük bir istikrarsızlığa yol açacaktır.

Çünkü soğuk savaş yıllarında mevcut olan, her iki tarafın da nükleer silaha sahip olduğu durumlarda var olan karşılıklı caydırıcılığın günümüzde işleyip işlemeyeceği kesin değil.

İsrail'in karşılaştığı diğer tehlike ise içerden ve bence asıl olarak ekonomik. Tehlike, İsrail'in son yıllarda özellikle yüksek teknoloji sektöründe ve ekonominin genelinde yaşadığı büyümeyi, sürdürememe olasılığı.

Bu konuda kaygılanılmasını gerektiren birkaç neden, var; bu nedenlerden biri, bilgiye dayalı bir ekonominin en önemli dayanaklarından biri olan eğitim sektörünün zayıflığı.

İsrail'in iyi eğitim almış bir işgücünü muhafaza etmek için yapması gereken reformları başarıyla gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği henüz net değil.

İsrail toplumundaki farklılıklar ve Filistin sorununa çözüm

BBC: İsrail, göçmenlerin oluşturduğu bir toplum ve ülkeye göçen Yahudiler, Avrupa, Ortadoğu ve dünyanın birçok yerinden geliyorlar. Bunun sonucunda da ortaya çok karmaşık ve çeşitli bir toplum çıkıyor. Bu çeşitliliğin siyasete nasıl bir etkisi oluyor?

Filistin sorunu özelinde düşünürsek, İsrail toplumundaki çeşitlilik, sorunun çözümünde olumlu bir rol oynayabilir mi?

Gideon Lichfield: Böylesi bir rol oynayabileceğini pek zannetmiyorum. İsrail toplumu iki düzeyde çeşitlilik barındırıyor.

İlki, nüfusun yaklaşık olarak beşte birinin Arap olması. Diğer tür çeşitlilik ise Yahudi nüfusun içindeki farklılıklardan kaynaklanıyor. Çok farklı Yahudi gruplar var, kimileri daha dindar, kimileri daha laik.

Ama toplumdaki asıl fay hattı, Arap İsraillilerle, Yahudiler arasında yaşanıyor. Tüm Yahudiler Araplar karşısında tek bir toplum gibi davranırlarken, Araplar da Yahudilere aynı şekilde yaklaşıyorlar.

Çoğunluktaki Yahudi toplumu, ülkedeki Arapların giderek daha fazla, Filistinlilerden yana olduklarını düşünüyorlar. İsrail'deki Filistinlilerin kendileri de parçalı bir bağlılık hissediyorlar.

Araplar bir yandan İsrail vatandaşı ancak bir yandan da yaşadıkları ülkede yabancı oldukları hissettiriliyor. Bence bu durum, İsrail Filistin sorununu çözmeyi daha da zor bir hale getiriyor.

İsrail'deki Filistinlilerin durumunun ortaya çıkardığı bir başka sorun da, İsrail-Filistin sorununun iki devletli çözümü durumunda bu insanların nereye gidecekleri.

‘Ortadoğulu Yahudiler çözüme yardımcı değil, engel’

BBC: Ancak, İsrail'e Orta Doğu'dan göç eden Yahudileri düşündüğümüz de bu insanlar, bölgenin geri kalanının kültürünü biliyor, belki dilini konuşuyorlar. Ülkedeki Orta Doğulu Yahudiler, İsrail ile bölge arasında bir köprü olamazlar mı?

Gideon Lichfield: Ne yazık ki böyle olacağını sanmıyorum. Arap ülkelerinden gelen Yahudilerle, Müslüman ve Hristiyan Araplar arasında çok ciddi bir uzaklık söz konusu.

Arap ülkelerinden gelen bu Yahudiler yüzyıllarca Arap ülkelerinde yaşamış olsalar da, Arap kültürünün bir parçası olup, dili konuşsalar da, birçoğu bu ülkeleri mülteci olarak terk etmiş, ya da zorla yerlerinden edilmişler.

Bu yüzden de diğer Araplarla uzlaşmaz çelişkilere sahip bir hale gelmişler.

İsrail barışsız yaşamaya alıştı mı?

BBC: İsrail geçtiğimiz 60 yılda, Filistinli hareketlerle ve bazı bölge güçleriyle barış yapmadan da yaşayabileceğini gösterdi. Sizce, İsrail'in barış olmadan da varlığını sürdürebileceği fikri, İsrail toplumunda giderek yerleşen bir fikir mi?

Gideon Lichfield: Bence, toplumda, düşük yoğunluklu bir çatışma durumuyla birlikte varlıklarını sürdürebileceklerine dair bir his var. Bu özel olarak Filistinlilerle yaşanan çatışmalar için geçerli.

Çünkü geçtiğimiz yıllarda, Filistinlilerle çatışmadan kendilerini izole edebilmelerinin yollarını öğrendiler. Batı Şeria'da inşa ettikleri duvarla, kendileri için göreceli olarak bir güvenlik ortamı yaratabildiler.

Bir İsrail askeri
'İsrailliler, askeri çözümün mümkün olmadığına inanıyorlar'

Ama öte yandan, İsrailliler şimdiye kadar kapasitesine büyük bir güven duydukları askeri mekanizmalarının, Hizbullah ve Filistinli grupların son zamanlarda arz ettikleri türden bir tehlikeyle baş edebilmek için yeterince iyi donanımlı olmadığını fark etmeye başladılar.

Ordunun henüz bu tehlikeye karşı bir cevabı yok. Toplumda, nükleer silah elde etmedikleri sürece, komşu ülkelerin İsrail'i yok edebileceklerine dair bir kaygı yok.

Ancak, bu düşük yoğunluklu savaşın durdurulamayacağına ve bunun da bir bedeli olacağına dair bir his var.

Çünkü insanlar, soruna askeri bir çözüm sağlanılabileceğine inanmıyorlar.

Olmert’in gidişi ve Annapolis ‘barış süreci’

BBC: Geçtiğimiz Kasım ayında, Amerikan yönetimi tarafından başlatılan bir inisiyatifle Amerika Birleşik Devletleri'nin Annapolis kentinde bir toplantı düzenlenmiş ve 2008 sonuna dek bir Filistin Devleti kurulması hedefi ortaya konmuştu.

Bu plan Gazze Şeridi'nde kontrolü elinde bulunduran Hamas ve İsrail'deki bazı siyasi partiler tarafından desteklenmiyor.

İsrail başbakanı Ehud Olmert ise, Filistin Özerk Yönetimi başkanı Mahmud Abbas'la birlikte, planın hayata geçirilmesi için görüşmeler sürdürüyor.

Başbakan Olmert'in İsrail'de yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya bulunduğunu düşünürsek, bu süreci destekleyen aktörlerden birinin yerini kaybetmesi durumunda, planın zaten düşük olan gerçekleşme ihtimali daha da azalıyor diyebilir miyiz?

Gideon Lichfield: Pratikte Olmert'in görevden gidişi, bugün hâlihazırda yaşananlara oranla büyük bir değişiklik yaratmayabilir.

Çünkü Olmert'in Filistin Yönetimi başkanı Abbas'la yürütmeye çalıştığı süreç, bir Filistin devletinin kurulmasına doğru gidiyor gibi görünmüyor.

Ancak, Olmert'in yerini alması söz konusu olanlardan Binyamin Netanyahu da Olmert'in sürecini devam ettireceğini söylüyor.

O da Filistin yönetimiyle görüşmekten ve Batı Şeria'daki Filistinlilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesinden yana.

Fakat Netanyahu, barış görüşmelerinin dondurulmasını söylüyor, çünkü ona göre, barış görüşmelerinin henüz zamanı değil.

İsrail'in ilk başbakanı David Ben Gurionİsrail'in kuruluşu
60. yılını kutlayan İsrail'in kuruluşuna kadar yaşanan olaylar
İsrail Bayrağıİsrail'in geleceği
60. yılını kutlayan İsrail'in bugünü ve geleceği
İlgili haberler
Filistinlilerin 'Felâket Günü'
15 Mayıs, 2008 | Haberler
Mısır'ın ateşkes arayışı
12 Mayıs, 2008 | Haberler
Olmert'ten Hamas'a tehdit
11 Mayıs, 2008 | Haberler
Olmert: İstifa edebilirim
09 Mayıs, 2008 | Haberler
İsrail 60. yıldönümünü kutluyor
08 Mayıs, 2008 | Haberler
'Yıl sonuna kadar barış mümkün'
05 Mayıs, 2008 | Haberler
Ehud Olmert sorguda
02 Mayıs, 2008 | Haberler
Ülke rehberi: İsrail ve Filistin Yönetimi
12 Ocak, 2004 | Özel Dosyalar
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik