|
Orta Doğu krizinde senaryolar | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İsrail Hizbullah çatışması olarak başlayıp, bütün bir Orta Doğu'yu etkisine alan krize şu ana kadar hiç bir müdahale yapılamadı.
Bundan sonra neler olabilir? Kısaca olasılıkları gözden geçirelim. OLASILIKLAR DİPLOMATİK ÇÖZÜM Lübnan hükümeti ve Hizbullah BM Güvenlik Konseyi'nin 1559 sayılı kararını uygulama konusunda anlaşırlar.
2004 yılı Eylül ayında kabul edilen bu karar, Lübnan'daki bütün milis örgütlerinin dağıtılmasını ve Lübnan hükümetinin ülkenin tümünü kontrol etmesini öngörüyor. Karar uyarınca, Hizbullah'ın Güney Lübnan'dan çekilecek ve İsrail sınırına kadar olan toprakları Lübnan ordusu denetleyecek. Bu, çatışmanın özündeki sorunu ortadan kaldırabilecek bir çözüm. Gerek İsrail gerek Hizbullah ateşkesi kabul ederler ve anlaşmaya Güvenlik Konseyi tarafından alınacak yeni bir karar ile resmiyet kazandırılır. Sınır bölgesine an azından Lübnan ordusu yerleşip kontrolü sağlayıncaya kadar uluslararası bir güç konuşlandırılır. Bu tür bir gücün sayısal boyutları, tam olarak nereye konuşlandırılacağı ve hangi yetkilerle donatılacağı konusunda anlaşmaya varılması kolay olmayabilir. Bu yeni BM gücü, Lübnan'da 1978 den bu yana gelişmeleri gözlemleyen ancak müdahale etmeyen BM gücü UNIFIL'in yerini alır. İsrailliler bir süre tek yanlı olarak bir tampon bölge ilan edebilirler. Ama yapılacak anlaşma mutlaka İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesi koşulunu içermelidir. Son çatışmanın başlangıç noktası olan soruna da yani iki İsrail askerinin Hizbullah tarafından kaçırılması konusuna da bir çözüm getirilmesi gerekiyor. İsrail askerlerinin koşulsuz olarak serbest bırakılmasını istiyor. Hizbullah ise askerlerin İsrail'in elindeki esirlerle değiştirilmesinden yana. Bu arada Lübnan da İsrail'in Hermon dağının eteklerindeki Şeba Çiftlikleri bölgesinden çekilmesini istiyor. Ama BM bu toprakların Suriye'ye ait olduğuna ve buranın geleceğinin de İsrail ile Suriye arasında yapılacak görüşmelerde kararlaştırılması gerektiğine karar verdi. SÜRÜNCEME Bu senaryoya göre, İsrail, Hizbullah'ı Güney Lübnan'dan çıkarıp atma hedefine ulaşamaz. Hizbullah da geri çekilmeyi reddettiği gibi Lübnan hükümetiyle bir anlaşmaya varmayı da kabul etmek. Çatışmalar devam eder.
Bu, İsrail'in amaçlarına büyük ölçüde ulaşamaması anlamına geliyor. Bunun, İsrail hükümeti açısından iç siyasetteki faturası ağır olabilir. Baştan çok büyük konuşulduğu için İsrail kamuoyundaki beklenti de yüksek. Ama İsrail şimdiden askeri olarak hedeflerine ulaşmada güçlük çekiyor. Dağlık, kayalık, mağaralar, uçurumlar ve vadilerle dolu coğrafya gerilla savaşı için ideal. Oysa İsrail ordusu, bu arazide konvansiyonel güçlerini hareket ettirmekte büyük güçlük çekiyor. Dolayısıyla İsrail'in baştan hedef olarak gösterdiği gibi net bir zafer kazanması mümkün görünmüyor. Bu da çatışmanın çok uzun bir süre sürüp gitmesi anlamına gelebilir. İsrail Hizbullah'ın güneye takviye güç göndermesini engellemeye yönelik bombardımanını sürdürür. Hizbullah ise İsraillilerin üzerine roket yağdırmaya devam eder. Bu durumda sivil halktan can kaybı artarak devam eder ve sınırın her iki tarafında yaşayanlar uzun süre normal yaşamlarına geri dönemeyebilirler. Sürünceme durumunda, İsrail tek yanlı olarak sınır boyunda bir tampon bölge ilan edip, orayı kontrolü altında tutabilir. İSRAİL ZAFER İLAN EDER İsrail zafere ulaştığına kanaat getirinceye kadar harekâtını sürdürür. Sonunda ateşkes ilan edebilir de etmeyebilir de. Fakat pratik olarak Güney Lübnan'ın denetimini bir uluslararası güce bırakıp geri çekilir. Zaman içinde sınıra Lübnan ordusu yerleşir. İsrail Hizbullah'a karşı zafer kazandığını ilan eder. Ama muhtemelen kaçırılan iki askerini geri almayı başaramaz. ÇATIŞMALAR DİNER İsrail bir aşamada Hizbullah'ı sınır bölgesinden uzaklaştırma ve bombardımanlar yoluyla amaçlarına büyük ölçüde ulaştığını açıklayabilir. Ateşkes olmaz. Ama bombardıman durur ya da epey azalır. Hizbullah da buna roket saldırılarını azaltarak karşılık verebilir. Ama ara ara çatışmalar çıkabilir. Bu durum, sorunları çözülmemiş olarak bırakır. Kaçırılan İsrail askerleri sorununa da bir çözüm bulunamaz. İsrail askerlerine karşılık Hizbullah'ın en çok üzerinde durduğu isim olan Samir Kantar adlı tutukluyu serbest bırakmayı reddediyor. Kantar, 1979 yılında Naharina'da bir apartmana yönelik saldırıda bir İsrailli baba ile kızını öldürmüştü. İSRAİL İŞGALİNİ GENİŞLETİR İsrail, örneğin Hizbullah'ın yeni bir roket saldırısı ardından, kara harekatını yoğunlaştırmaya karar verebilir. 1978 yılında İsrailliler, sınırın 20 kilometre kadar içlerindeki Litani nehrine kadar ilerlemişler, 1982'de ise Beyrut'a kadar girmişler, 2000 yılına kadar da Güney Lübnan'dan çekilmemişlerdi. İsrail'in o zamanki amacı Lübnan'da üslenen Filistinli savaşçıları bu ülkeden atmaktı. Ve bunu başardı. Filistinlilerin yerini şimdi Hizbullah alıyor. İsrail'in mevcut harekatını genişletip 1978'deki gibi bir büyük taarruza girişmesi ihtimali var. Ancak, böyle bir seçenek, İsrail'i işgalci konumunda ve sürekli saldırı ve tacize uğrayabilecek bir durumda bırakacaktır. Bu anlamda İsrail açısından bu uzun vadeli bir seçenek olarak görülemez. Çekildikleri anda yerlerini Hizbullah yine dolduracaktır. ÇATIŞMA TIRMANIR VE YAYILIR Çatışmalar iyice şiddetlenebilir. Hizbullah saldırılarını diğer İsrail kentlerini de kapsayacak şekilde genişletebilir. İsrail de bombardımanı şiddetlendirip kara harekâtını genişletebilir.
Bu durumda gerginlik bütün bölgeye yayılabilir. Lübnan hükümeti, ülkenin farklı etnik ve dini toplumlarını biraraya getiren hassas bir koalisyon ve içinde Hizbullah da yer alıyor. Eğer Lübnan'daki gerilim devam ederse, hükümetin istikrarı da tehlikeye düşebilir. Bunun faturası sivil halka çıkar, ama Hizbullah muhtemelen bu krizden güçlenerek çıkacaktır. Böyle bir istikrarsızlık ortamında çatışmalar, bir yeni cihad cephesi yaratabilir ve dünyanın çeşitli yerlerinden savaşçıların Lübnan'a akmasına yol açabilir. Ayrıca, Hizbullah'a destek veren Suriye ve İran'ın müdahale etmesi olasılığı var. Lübnan'da son bir iki yıldır etkinliğini kaybeden Suriye bunu bölgede gücünü artırmak için bir fırsat olarak görebilir. İran'ın nükleer faaliyetleri konusu da yeniden gündemin ön sıralarına geçerse, bu batıyla yeni bir diplomatik ve ekonomik çatışma alanı haline dönüşebilir. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||