|
Natanz'da yaşam | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sessiz sakin taşra şehri Natanz'ı çatışmaların ortasında düşünmek oldukça zor.
40 bin nüfuslu kent her öğleden sonraki uzun siestalar boyunca kepenklerini kapatan bir yer izlenimi veriyor. Ancak Natanz'a tepeden bakan ve Büyük İskender'in ordusunun da yürüdüğü sarp dağların arkasında İran'ın en büyük nükleer tesisi bulunuyor. Tesisin büyük bölümü yer altında olsa da uçaksavarlar anayoldan bile görülebiliyor. Eğer İran'a silahlı saldırı olursa Natanz'daki uranyum zenginleştirme tesisinin ilk hedef olması muhtemel. Tesisten 25 kilometre uzaklıktaki Natanz'ın şehir merkezinde ise haftanın en önemli olayı, kurulan Perşembe pazarı. Pazar sebze meyve üreticilerinin mahsüllerini yerlere serip sattıkları mütevazı bir ortam. Tahran'ın 250 kilometre uzaklığında Natanz bir zamanlar kenti çevreleyen şeftali bahçeleriyle ünlüyken, ününü artık yeni bir unsura borçlu. Nükleer enerji Natanz'ın tüm dünyada adını duyurmasını sağladı. 'Gurur kaynağı' "Nükleer tesisler nedeniyle tüm dünyanın şehrimizin adını duyması bize gurur veriyor" diyor sebze satıcısı Rüstami. İran'ın hızla büyüyen tüm kentlerinde olduğu gibi Natanz'da da geleceğe yönelik bir korku hissedilmiyor.
"Burada herşey daha iyi çünkü gençler nükleer tesislerde iş bulabiliyor bu da bizim için önemli bir fark yaratıyor" diyor şehir pazarındaki tüccarlardan biri olan Muciteba. "Bush'a bir sorum var" diyerek soruyor Muhammed Cevad "Neden başkaları bu teknolojiye sahipken biz sahip olamıyoruz. Eğer iyi bir şeyse neden biz de yapmayalım?" Cevad "Eğer İran'ın haklarını korumak için hepimiz ölsek de bunun geleceğe yatırım olduğunu düşünerek fazla üzülmem" diye ekliyor. Ancak pazarda alışveriş yapan ev hanımları farklı düşünüyor. "Allah biliyor, geceleri uyku uyuyamıyoruz. Her an gelip şehrimizi bombalayacaklarını düşünüyorum" diyor siyah çarşafı içindeki Süheyla. Ailesi Natanz'dan Tahran'a 12 yıl önce taşınmış ve şimdi hayatını idame ettirmeye çalışıyor. "Söylemeseler ve göstermeseler de buradaki herkes endişeli" diyor. Başının derde gireceği korkusuyla fotoğrafını çekmemizi istemiyor. "Şehir halkı endişeli ve bitkin" diye ekliyor. "İnsanlar, her an buraya gelip saldırabilme ihtimallerinin olduğunu düşünüyor. Çünkü yabancılar tesisin nerde olduğunu biliyorlar." Süheyla'nın görüşleri diğer kadınlarca da tekrar ediliyor ancak buradakiler oldukça korkmuş ve yanlış bilgilendirilmişler. Kimse bir saldırı olması durumunda radyasyon kaçağı tehlikesinden bahsetmiyor. Halk arasında en azından erkekler cesur bir tavır takınıyorlar. Endişeli olduklarını belli etmeyeceklerdir çünkü bu dindar şehirde, insanlar Allah'ın kendilerini koruyacağına güveniyorlar. |
İlgili haberler AB İran'a öneriler paketi hazırlıyor13 Mayıs, 2006 | Haberler İran konusunda uzlaşma yok09 Mayıs, 2006 | Haberler ABD: İran'ın mektubu saçma09 Mayıs, 2006 | Haberler Mektubun içeriği belli oldu09 Mayıs, 2006 | Haberler Tahran - Washington diplomasisi08 Mayıs, 2006 | Haberler İran: Batı suni kriz yaratıyor05 Mayıs, 2006 | Haberler ABD İran'a sert yaptırım bekliyor02 Mayıs, 2006 | Haberler | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||