|
Hizb-üt Tahrir'in kalesi Kırgızistan | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Londra saldırılarının ardından, faaliyetleri İngiltere hükümeti tarafından yasaklanan aşırı İslamcı örgüt Hizb-üt Tahrir'in en güçlü olduğu bölge Orta Asya. Temel hedefleri olan hilafetin ilk adımını burada atmayı umuyorlar.
Kırgızistan'ın yoksul dağlık bölgelerindeki bir köyde, hareketin yerel liderlerinden, sakallı, sert bakışlı Nur Muhammed ile sohbet ediyoruz. "Bu köyde insanlar hükümete değil bize güvenir" diyor ve ekliyor; "Gayet iyi biliyorlar ki, onların sorunlarını çabucak ve Kuran'a sıkı sıkıya bağlı yöntemlerle çözeceğiz. Ağır, bürokratik ve çoğu zaman maliyeti yüksek resmi yollara başvurmaktan ise, insanlar bunu tercih ediyor." Arslanbob dünyadan yarı kopuk yaşayan küçük bir köy. En yakın kasaba iki saat uzaklıkta. Yol varla yok arası. Otobüs yolculuğu saatler sürüyor. Dolayısıyla buradaki insanlar genelde kendi başının çaresine bakıyor. Nur Muhammed, "Fuhuş, alkol ve hırsızlık gibi sorunları çözdük bile" diyor. "Tek yaptığımız insanlara Kuran'dan bahsetmek. Bazen ikna etmek güç oluyor. Ama sonunda başarıyoruz. Şimdi artık köyde kimse, gece yatarken kapısını kilitlemiyor. İnsanlara birbirlerine güvenmeyi ve şeriat yasalarına saygı duymayı öğrettik." Arslanbob gibi küçük köylerde taraftar kazanmak, Hizb-üt Tahrir için sıradan bir faaliyet. Örgüt çok daha fazlasının peşinde. 100 kilometre ötedeki Karasu kasabasına, Hizb-üt Tahrir'in Güney Kırgızistan'daki sözcüsü Dilior ile buluşmaya gidiyoruz. Çok yüksek ve kalın duvarların arkasında, geniş bahçeli bir evde yaşıyor. Örgüt Kırgızistan'da yasa dışı olsa da, her hafta bir sürü gazeteci ziyaret ediyor bu evi.
"Dünyadaki tüm Müslümanlar zaten şeriat kurallarına göre, hilafet altında yaşamak istiyor" diyor ve ekliyor; "Devasa, son derece güçlü bir devlet olacak bu. Şimdiden bizden korkuyorlar. Amerika, İsrail ve tabii İngiltere. Kısa bir süre önce bölgede örgütün propagandasını yapacak bir televizyon kanalı kurmuş Dilior. Ancak 3 gün sonra kapatılmış. Şimdi yetkilileri dava etmeye hazırlanıyor. Bölgede bu tür bir televizyona ihtiyaç olduğu yönündeki savına kanıt olarak da, yüzlerce Karasu sakininden imza toplamış. Demokrasinin insanlara hiçbir şey vermediğini savunan Dilior şöyle devam ediyor; "İngiltere mesela. Homoseksüel çiftlere evlenmesine izin veriyorsunuz. Bunu hayvanlar bile yapmaz. Bu mu demokrasi dediğiniz? "Kuran herşeyin yanıtını veriyor. Arkadaş ve komşularla ilişkilerden, çocuk yetiştirmeye, tuvalet kullanmaya kadar. İnsanların merak ettiği sorular bunlar." Ne kadar radikal olursa olsun, şiddeti reddediyor Hizb-üt Tahrir. Büyük İslam devletinin devrimle değil, evrimle kurulacağına inanıyorlar. Örgütün Orta Asya'daki etkisi giderek yayılırken, hükümetler bu yeni "Tehdit" ile başetmenin yollarını arıyor.
Kırgızistan Dışişleri Bakanı Rosa Otunbayeva, "Bağımsızlığımızın ilk yıllarındayız henüz" diyor ve ekliyor; "Güçlü, köklü kurumlarımız yok. Devletimizin temelini oymaya çalışan bu gruplar bizim için büyük bir tehdit." Osh kentindeki polis merkezinin bodrum katı, rutubetli, pis hücrelerden oluşuyor. Hizb-üt Tahrir militanları burada tutuluyor. Ancak Nur Muhammed, burada geçirdiği günleri, hayatının en güzel günleri olarak hatırlıyor. "Benim gibi bir Müslümanı demir parmaklıklar arkasına atarsanız, Allah'tan başta kimsesinin olmadığının ayırdına varır. Benim gerçek bir inanan olmam, demir parmaklıklar arkasındadır." Bazıları ise, grubun gücünün abartıldığı kanısında. Savaş ve Barış Muhabirliği Enstitüsü'nün Orta Asya editörü Filip Noubel, örgüte desteğin sadece yüzde 5 ile 10 arasında olduğunu belirtiyor. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||