|
Lübnan medyası sesini yükseltti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Lübnan'da hükümetin istifasına uzanan süreçte medya etkin bir oynadı.
Lübnan, basın özgürlüğünün bölgedeki diğer ülkelere göre daha yaygın olduğu bir ülke olarak biliniyor. Ancak çok sayıda Lübnanlı, son yıllarda Suriye askerleri ve güvenlik birimlerinin varlığının ifade özgürlüğünü boğmakta olduğundan yakınıyordu. İki hafta önceki Refik Hariri suikastından bu yana bu değişti. Hariri'nin sahibi olduğu ve genel olarak eğlence yayınları yapmakla bilinen televizyon kanalı, kaynaklarını suikastın ardındaki gelişmelere ilişkin haberlere ayırdı. Rakibi televizyon kanalı da benzer bir tutum izledi. Bu aynı zamanda, onlarca muhalifin öfke ve kızgınlıklarını, hükümete ve Suriye'ye karşı canlı yayınlarda dışa vurmaları anlamına geliyordu. Yalnızca muhalifler değil, Hariri ailesi de üzüntüsünü ve öfkesini yansıtma fırsatı buldu. Yalnızca Lübnan'daki televizyon kanalları değil, El Cezire ve El Arabiye gibi Arapça yayın yapan diğer televizyon kanalları da, Lübnan sokaklarındaki gösterileri canlı yayınlarla bölgedeki izleyicilerine duyurdular. Lübnan hükümeti baskılara direnmeye çalıştı, ancak başaramadı. Suriye hükümeti de baskılara direnmeye çalışıyor. Ancak Arap televizyonlarının canlı yayınları Suriye'nin de bu direnişini giderek zorlaştırıyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||