|
Suikast Suriye'ye baskıyı artırıyor | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Lübnan eski başbakanı Refik Hariri ve beraberindeki en az dokuz kişinin ölümüne yol açan saldırı ardından dikkatler önce, olaya karışmış olabileceği öne sürülen Suriye'ye döndü.
Ancak daha sonra, şaşırtıcı bir şekilde, El Cezire televizyonunda yayımlanan bir video bantıyla saldırı İslamcı bir grup tarafından üstlendildi. Açıklamada Hariri'nin öldürülmesi Suudi Arabistan ile yakın bağları nedeniyle "haklı bir ceza" olarak nitelendi. Suudi kraliyet ailesinin El Kaide'nin başlıca hedeflerinden olduğu biliniyor. Ancak ansızın dengeler değişmiş görünüyor. İslamcı şiddet, Lübnan siyasetine de giriyor mu? Bunun yanıtı evet ise tüm bölgeye de büyük etkisi olabilir çünkü bu durumda Suriye de hedefler arasında yer alabilir. Devlet Başkanı Beşar Esad'ın babası, Hafız Esad, kendi iktidarı sırasında İslami köktencileri hedef alıp katletmişti. Ya da acaba- "Suriye ve Lübnan'da Cihad ve Zafer" adlı grup adına yapılan açıklama gerçek değil miydi? Mesela, bu açıklama saldırıdan çıkar sağlamak isteyen ama dikkatin kendilerinden uzaklaşmasını arzulayan kesimlerin bir komplosu da olabilir. Şu aşamada yanıtı bilmiyoruz. Ancak Lübnan'da Suriye'ye yönelen öfkenin arttığı belli. Bu yaklaşım, dün Suriyeli muhalefet liderleri Suriye ve Beyrut'taki Suriye destekli hükümetin olaydan sorumlu olabileceğini öne sürünce iyice suyüzüne çıktı. ABD'nin tepkisi Gelişmeler ardından ABD'nin Suriye'ye yönelik baskıyı yeniden artırması da olası.
Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Bush yönetiminin Hariri'nin ölümü ardından yaptığı ilk açıklamada, Suriye'nin de adını geçirdi. Sözcü, "Bu cinayet, Lübnan halkının kendi arzularını takip edip, kendi siyasi geleceğini şiddet ve sindirmeye maruz kalmaksızın, Suriye'nin işgali olmaksızın tayin etme imkanına kavuşması gerektiğini korkunç bir şekilde anımsatıyor." dedi. Amerikalılar şüphelerini Suriye'ye çeviriyor çünkü Hariri, kısa süre önce, Lübnan'daki yaklaşık 16 bin Suriye askerinin çekilmesinden yana olduğunu açıklamıştı. Bu askerler 1976'dan bu yana, ülkedeki iç savaşın sona ermiş olmasına rağmen Lübnan'daki varlıklarını sürdürdü. Askerlerin varlığını savunanlar Suriye'nin ülkenin istikrarını sağladığını belirtirken, muhaliflere göre bu bir işgal. Bu konu Lübnan'da son derece hassas bir mesele. Çekilme çağrıları Suriye'nin ülkedeki varlığına karşı çıkanların eli, geçen yıl Eylül ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararla güçlendi. 1559 sayılı bu karar, "Lübnan'daki tüm yabancı güçlerin çekilmesi" çağrısı yapıyordu. Tasarıyı ABD ile bölgede bir süre sömürge gücü olarak bulunan Fransa hazırlamıştı. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın da Hariri'nin destekçisi olduğu biliniyordu. Tüm bunlara, ABD'nin Şam yönetimine duyduğu antipati çerçevesinden bakmakta da fayda var. ABD Başkanı George Bush, bu yıl yaptığı "Ulusa Sesleniş" konuşmasında, Suriye'den sert ifadelerle söz etti: "Suriye hükümetinin terörü desteklemeye son vermesini ve özgürlüğe kapıyı açmasını istiyoruz." "Teröre destek" ifadesiyle, Suriye'nin Filistinli militan gruplara verdiği iddia edilen destek ve Güney Lübnan'dan Hizbullah'ın İsrail'e yönelttiği saldırılar kastediliyor. Bush Suriye'yi, "şer ekseni" içinde göstermedi. Bu 'onur' İran, Irak ve Kuzey Kore'ye aitti. Irak'ın şimdi bu listeden çıkmış olmasına rağmen, Suriye şimdilik bu yeri almaya aday görünmüyor. ABD yaptırımları Geçen yıl Mart ayında Bush, gıda ve ilaç dışında Amerika'dan Suriye'ye mal satışını yasakladı, Suriye ile uçuşları durdurdu ve ABD Kongresi'nin 2003'te geçirdiği bir yasayı ihlal ettiğinden şüphelenilen Suriyelilerin mal varlıklarını dondurdu.
Sözü edilen, 'Suriye'nin Hesap Vermesi ve Lübnan'ın Egemenliği Yasası'nın amacı, "Suriye'nin teröre desteğini, Lübnan'ı işgalini, kitle imha silahları üretmesini durdurmak ve bu şekilde, Suriye'nin Orta Doğu'da güvenlik sorunları yaratan siyasetleri için hesap vermesi" olarak ilan edildi. ABD'nin Suriye'ye yönelttiği bir diğer suçlama da Irak'ta ABD'ye karşı savaşan Saddam Hüseyin zanlılarını koruduğu. Suriye halen, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "terörü destekleyen devletler" listesinde yer alıyor. Suriye, Bush yönetimi açısından Orta Doğu'da çözümü engelleyen ve demokratikleşmeye direnen bir ülke. Yani bu olayların gerisinde uzun bir geçmiş var ve Hariri'nin ölümü, Amerika'nın düşmanca tavrını ancak yoğunlaştıracaktır. Suriye'nin tavrı Suriye, Lübnan'da olup bitenleri kendi güvenliğinin bir parçası olarak görüyor. Ancak daha önce, bölgedeki güçlerini seyreltmek ve askerleri daha doğuya, kendi sınırlarına doğru kaydırmak çin bazı adımlar atacağını açıkladı. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Hariri'nin ölümü ardından, "Suriye hükümeti ve halkı, kardeş Lübnan halkının bu tehlikeli zamanlarda yanında yer alacağını bildirir ve Refik Hariri ve diğer kurbanlara en içten başsağlığı dileklerini iletir" diye konuştu. Esad, saldırıyı "Lübnan'ın ulusal birlik ve barışını hedef alan hain bir suç" olarak niteledi. Suriye Ameirka'nın tüm suçlamalarını reddediyor, iddialara tepki gösteriyor ve kendisini Arap birliği ve Filistin çıkarlarının bayrağını taşıyan güç olarak görüyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||