BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 15 Ağustos, 2005 - TSİ 13:44
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Orta Doğu'da sınırları çizmek güç

İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilme planını hayata geçirmesi ve bu planı kapsayan "bağları koparma" planı, Orta Doğu'nun siyasi manzarasında pek sık görülmeyen bir değişime işaret ediyor.

Sderot'taki Yahudi yerleşimciler
Şaron yerleşim siyasetinin başlıca mimarlarındandı

Bunun iki devletli çözüm yolunda bir adım mı yoksa İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un eline kalemi alıp İsrail'in nihai sınırlarını tek taraflı çizme girişimi mi olduğu henüz belli değil.

Ama Orta Doğu'da siyasetin seyrini yaşanan olguların belirlediği düşünülürse, Amerika Birleşik Devletleri'nden büyük bir hamle gelmezse ya da iki taraf da büyük bir tavizde bulunmazsa Şaron'un çemberini kurup savunmaya çekilme taktiği, bölgeyi önümüzdeki yıllar boyunca şekillendirecek durum olacak gibi görünüyor.

Daimi sınırlar mı?

Bağları koparma süreci sonunda Şaron, Gazze Şeridi'nden çıkmış olacak.

Ki Gazze Şeridi, yerleşimcilerin çoğu için bile, ek bir prim gibi. Çünkü İsrailliler Batı Şeria'yı Tanrı'nın vaadi sonucu ya da savaşta alınmış olması nedeniyle hakettiklerine inandıkları Judea ve Samaria (Yahuda ve Samiriye) olarak kabul ediyorlar.

Şaron Batı Şeria'nın kuzeyinde de dört küçük yerleşimi boşaltacak. Ama Ariel, Maale Adumim gibi diğer büyük yerleşimlerini iyice pekiştirmiş olacak.

Bush yönetimi de şimdi bu yerleşimlerden vazgeçilmeyeceğini kabul ediyor.

Ayrıca Şaron, bu yerleşimleri çevreleyen seti de tamamlamış olacak. Bu setin bir kısmı da dünyanın geri kalanınca İsrail toprağı olarak kabul edilen bölgeleri içine alarak ilerliyor.

Bu set, gelecekte ya bir fiili sınır ya da en azından bir hat olacak.

Filistinlilerin gelecekteki başkentleri olmasını istediği Doğu Kudüs de bu setin İsrail tarafında kalıyor.

Toplam olarak, 1949 ile 1967 arasında geçerli olan sınırları gösteren yeşil hatta dahil toprakların yüzde 10'u İsrail tarafına geçmiş oluyor.

Belirleyici hamle

Aslında Şaron'un böyle bir hareket tarzını benimsemesi şaşırtıcı oldu.

İsrail gazetelerinden Haaretz'in diplomasi editörü Aluf Benn, Mayıs ayında Foreign Affairs dergisi için kaleme aldığı bir yazıda, Ariel Şaron hakkında yanıldığını belirtti.

Kudüs'ü çevreleyen set
İsrail topraklarını çepeçevre sararken Filistin topraklarına giriyor

"Ben onun siyaseten ayakta kalma becerisini ve statükonun dışına çıkma isteğini hafife almışım" diye yazan Benn, şöyle devam ediyordu:

"Ama bunun işaretlerini aslında her yerde görmek mümkündü. 2002'de yazdığım makalede bile şöyle demişim: 'İsrail, kalıcı sınırlarını tek taraflı olarak çizme ve Filistinlileri çitler ardına hapsetme kararı alabilir.' Bununla birlikte Şaron'un Filistinlilerin canını yakmayı isteyebileceğini düşünebilirdim de, İsrail yerleşim projesinin 'buldozeri'nin hayatının eserini yerle bir edebileceğine kesinlikle inanamazdım."

Fakat, Şaron'un bir general olduğunu ve kalbinin bir yerlerinde zaferi getiren hamleyi yapmak istediğini unutmamak gerek. Bunun işaretleri de halihazırda görülüyor.

Aslında 1950'lerde, Batı Şeria'da Filistinlilere karşı görev yapan 101 No'lu birimin tartışmalı şekilde yürüttüğü komutanlığından, 1956'da Mitla Geçidi'ne izin almadan düzenlediği saldırıya, 1973'te savaşın kazanılmasını sağlayan Süveyş Kanalı'nı geçme kararından 1982'de Lübnan'ı işgaline, Şaron'un tüm hayatı iddialı hamlelerle dolu.

Ama "bağları koparma planı" ile taarruz kadar, savunma açısından da yenilikçi bir düşünce tarzı ortaya koyuyor.

Şaron oldukça pragmatik düşünen bir kişi. İsrailli yerleşimcilerin tamamının da bu yaşam tarzını dini nedenlerle benimsemediğini unutmamalı.

1980'lerin ortasında Batı Şeria'da ücra bir tepe üzerinde bir yerleşimin açılışı sırasında dönemin bilimden sorumlu bakanı Profesör Yuval Neeman ile tanışmıştım.

Çadırdan yapılmış derme çatma bir sinagogda oturuyorduk. Ona yerleşimleri dini nedenlerle mi desteklediğini sordum. Neeman ateist olduğunu ve yerleşimleri "milli nedenlerle" istediğini söyleyerek yanıt verdi. Söylediğine göre, İsrail'in yerleşimlere bir bariyer olarak ihtiyacı vardı.

Yahudi devleti vizyonu

Şaron'un bu planı gündeme getirmesi güvenlik felsefesi anlayışına uygun bir yaklaşım.

Gazze'deki yerleşim birimlerinden birindeki gözetleme kulesi
Gazze Şeridi'nde toplam 21 yerleşim boşaltılıyor

Ona sorarsanız, güvenliğin tanımı 1980'lerden bu yana yeniden yapıldı ve bunun için İsrail'in tavrının de yeniden belirlenmesi gerekli.

Bunu düşündüren sadece Filistinlilerin saldırıları değil.

Bir de nüfus faktörü var. İsrail hiç bir şey yapmazsa, 2025'te Akdeniz ile Ürdün Nehri arasındaki bölgede çoğunluk Filistinli Araplara geçmiş olacak.

Economist dergisinin Kudüs muhabiri Graham Usher, geçtiğimiz günlerde bu konuda şu yorumu yapmıştı:

"Şaron, Ben Gurion'un 1948'de göğüslediği açmazı göğüslüyor. Ben Gurion bu açmazı 'Ya İsrail toprakları olmadan bir Yahudi devletimiz, ya da Yahudi devleti olmadan İsrail topraklarımız olacak' diye tanımlamıştı. "

"Ben Gurion o zaman Yahudi devletini seçti. Şaron her ikisine de sahip olabileceğine inanıyordu. Ama şimdi bunun mümkün olmadığını görüyor. İşte bu nedenle Batı Şeria'nın yeniden paylaşımına yöneldi."

Gazze Şeridi'nden çekilme tamamlandığında ya da bağları koparma planı sonuçlandığında gündeme gelecek asıl soru ise, bunun ardından nihai bir anlaşma için Filistinlilerle müzakerelerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği.

Belirsizlikler

Yani Gazze'den çekilme, müzakere prosedürünü belirleyen yol haritasına bir geri dönüş yolu mu yoksa sadece Gazze'den çekilme ile yetinilecek mi?

Bu konuda kesin bir hüküm vermek güç.

Belirsiz olan o kadar çok unsur var ki...

Hamas yakında gerçekleşecek seçimlerde Gazze'de ne kadar güçlenecek? Taraflar samimi görüşmelere hazır mı? Filistinlilerin temel talepleri mesela yakında duvarın öte yanında kalacak Doğu Kudüs'ün durumu ne olacak? İsrail'in güvenlik talepleri nasıl karşılanacak?

Oysa çok gerilere gitmeye gerek yok, daha 2000 yılında, Bill Clinton'ın başkanlığı sırasında İsraillilerle Filistinliler Kudüs'teki Eski Kent'in çevresindeki son 100 metrelik kesimin denetimini tartışıyorlardı.

Şimdi ise tüm bunlar çok uzak görünüyor.

Başkan Bush ise ilk kez Amerika'nın siyasetinin bir Filistin devleti kurulmasından yana olduğunu söylüyor. Peki görevdeki son döneminde bunu hayata geçirmek için ne kadar çaba sarfedecek?

66Yüzyılın sorunu
İsrail-Filistin anlaşmazlığı nasıl gelişti? Özel dosyamız için tıklayın
66Tecrit sürecek
Filistinliler, İsrail Gazze'den çekilse bile 'hapiste' olacaklarını düşünüyor
İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik