|
AB Anayasası: Sorular-Cevaplar | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği'nin 25 üyeli bir yapıda işlerliğini sürdürmesini sağlayacak Avrupa Anayasası, aylar süren çalışmalar ardından 29 Ekim 2004'te imzalandı.
Avrupa Birliği Anayasası ile ilgili başlıca konular hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için, aşağıdaki sorular üzerine tıklayın. Anayasa üzerinde nasıl uzlaşma sağlandı? Avrupalı liderler, birliğin ilk anayasası üzerinde 18 Haziran'da, Brüksel'de uzlaşma sağladı. Ancak belgenin yürürlüğe girmesi için, 25 üyenin tamamında parlamentolardan onay alması gerekiyor. 11 ülke bu konuyu referanduma götürmeye hazırlanıyor. Başta İngiltere olmak üzere, bazı üyelerin kamuoyları bu projeye şüpheyle yaklaşıyor. 25 üyenin liderleri anayasaya Roma'da düzenlenen bir törenle imza koydu. Tören için Roma'nın seçilmesi sembolik önem taşıyordu. 1957'de, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg, Hollanda ve Belçika'nın imzaladığı Roma Anlaşması, birliğin temel taşlarından birisi. Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), bu anlaşmayla kuruldu. Avrupa'nın neden bir anayasaya ihtiyacı var? Avrupa Birliği'nin üye sayısı 2004 Mayıs'ında 15'ten 25'e yükseldi. Genişlemiş bu yapı içinde yönetim mekanizmalarının artan yük nedeniyle tıkanmaması için sistemi yeniden düzenlemek gerekiyordu.
Anayasa Avrupa Birliği'nin yapılarını şekillendiren ve geride bıraktığımız yakkaşık 50 yıl boyunca imzalanan çok sayıda anlaşmanın yerine geçiyor ve Avrupa Birliği'nin ne olduğunu, neleri yapıp yapamayacağını tek bir belge içinde topluyor. Bu belgeyle Avrupa Birliği bir serbest ticaret bölgesinden ibaret olmayan bir yapı kazanıyor. Ancak bu yapı henüz 'Avrupa Birleşik Devletleri' diye anılacak bir statüye gelmiş değil. Belgenin kamuoyu tarafından da kolaylıkla anlaşılabilecek şekilde Avrupa Birliği vizyonunu ortaya koyması hedeleniyor. Hatta anayasa taslağını hazırlayan Avrupa Konvansiyonu'nun başkanı, eski Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard D'Estaing anayasanın ders olarak okullarda da işlenmesini öneriyor. Anayasanın uygulamaya konmasıyla, ülkelerin ulusal veto kullanabildiği alanlar azalıyor. Ayrıca üyeler arasında işbirliğine nezaret edecek bir AB başkanı ve dışişleri bakanı atanıyor. Anayasayı onaylama süreci nasıl işleyecek? 25 üyenin her biri onay takvimini kendisi belirleyeceği için bu sürecin uzun sürmesi bekleniyor. Ancak tüm üyelerin Bulgaristan ve Romanya'nın da birliğe katılması öngörülen 2007 yılına kadar bu onayı vermiş olması gerekiyor. Anayasa ancak 25 üyenin tamamından onay alırsa yürürlüğe girecek. Üyelerden herhangi birinin belgeyi reddetmesi halinde izlenecek yol ise tam olarak belli değil. Ret kararı alan ülke çekince oluşturan konulara şerh koyduktan sonra anayasayı ikinci kez referanduma sunabilir, birlikten ayrılmayı seçebilir ya da anayasa metninde en baştan değişikliğe gidilmesi gerekebilir. Geçmişte de İrlanda ve Danimarka bazı AB anlaşmalarını reddetmiş, halkın desteği ancak ikinci oylamada sağlanabilmişti. Ancak anayasa devreye girmeden AB kurumlarının genişleme sonrası dönemdeki ihtiyaçları karşılayacak biçimde çalışamayacağından kaygı duyuluyor. Ulus-birlik sınırı nerede başlıyor? Anayasa federal yapıda bir birlik yapısını öngörmüyor. Anayasa taslağı üzerindeki görüşmeler başladığında "Avrupa Birliği'nin federal bir yapısı olacağı"ndan söz edilmesi önerisi, büyük çekişmeler yaşanmasıyla sonuçlandı. Bu şekilde birliğin bir 'süper devlet' haline gelebileceği itirazları vardı.
Şimdi metinde 'federal' ifadesi yer almıyor. Bunun yerine, Avrupa'daki ilişkileri 'bir toplum oluşturacak biçimde" geliştirmekten söz ediliyor. Anayasa ulus-devletlerin hak ve yetkilerinin büyük bölümünü koruyor. Ancak devletlerin iç pazarlarını düzenlemede, dış ticarette, tarım, balıkçılık ve çevre alanlarında bazı haklarından vazgeçerek AB normlarına uymasını gerektiriyor. Anayasa birliğin ortak bir dış politika geliştirmesini hedefliyor. Ancak böyle bir siyaseti geliştirmek için uygulanacak yöntemler karmaşık ve üye devletlerin bunun dışında kalmayı seçme imkanı var. Anaysa ilk kez bir AB Dışişleri Bakanı makamı da yaratıyor. Ancak birliğin siyasetini belirleyecek olan bu bakan değil, üye ülkelerin oybirliğiyle alacağı kararlar. Savunma ve vergilendirme konularında da her üye kendi seçtiği siyaseti uygulayacak. Bu bağlamda yapılacak işbirliğinin sınırları ise 2003 Kasım ayı sonunda yapılan bir toplantıda çizildi. İngiltere, Almanya ve Fransa'nın getirdiği öneri Avrupa Birliği'nin küçük çaplı olsa da bir askeri planlama imkanı geliştirmesini öngörüyor. Ancak anayasada NATO'nun Avrupa savunmasının temel taşı olduğunun altı çiziliyor. Ayrıca oybirliği yerine oyçokluğuyla karara bağlanacak konuların sayısı da artıyor. Göçmenlik ve sığınma kuralları bu alanlardan biri. Anayasa, Avrupa'nın geleceği hakkındaki vizyona dair genel ifadelerden, ülkelerin hangi koşullar altına üyelikten ayrılabileceğinin ayrıntılarına kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Ancak bunların büyük bölümü hakkındaki maddeler zaten varolan Avrupa Birliği anlaşmaları içinde yer alıyor. Yeni kaleme alınan bölümlerden bir kaçı ise şöyle: AB Dışişleri Bakanı atanması: Bu yeni makam dış ilişkilerden sorumlu komsiyon üyesi ve dış ilişkiler sorumlusunun görev alanlarını kapsayacak. Dışişleri Bakanı Avrupa Komisyonu'nun üyelerinden biri kabul edilecek ancak Bakanlar Konseyi'ne karşı sorumlu olacak. ("Bakan" ifadesinden hoşnut olmayan bazı ülkeler yerine başka tanımlar öneriyor)
Başkanlık: Anayasa taslağı Bakanlar Konseyi başına daimi bir başkan getirilmesini öngörüyor. Şimdi ise her üye ülke (ülkenin hükümet başkanı) konsey başkanlığını altışar aylık sürelerle dönüşümlü olarak üstleniyordu. Özellikle küçük ülkeler bu önerinin büyük ülkeler çıkarına olacağını savunarak, dönüşümlü başkanlık sisteminin sürmesini istiyorlar. Temel Haklar Sözleşmesi: Temel hakları ortaya koyan ve şu ana kadar siyasi bağlayıcılığı bulunmayan Avrupa Birliği Sözleşmesi'nin anayasanın ikinci bölümünü oluşturması öngörülüyor. Avrupa Parlamentosu: Parlamento'ya tanınan yetkiler genişletiliyor. Böylece Parlamento neredeyse her konuyu oya sunabilecek ve Avrupa Komisyonu Başkanı'nı seçecek duruma geliyor. Anayasanın hazırlanması neden bu kadar uzun sürdü? AB Anayasası taslağını Fransa'nın eski cumhurbaşkanı Valery Giscard D'Estaing liderliğinde oluşturulan 108 üyeli konvansiyon, bir buçuk yıl süren çalışmaları ile hazırladı. Konvansiyon, AB hükümetleri, parlamentoları ve Avrupa Komisyonu üyelerinden oluşuyordu. Türkiye de oy hakkı bulunmamasına rağmen, diğer adaylarla birlikte temsil edildi. Anayasa metni üzerinde uzun süren tartışmalar yaşandı hatta anayasa üzerindeki çalışmaların tamamlanmış olması gereken 2003 Aralık ayında, görüşmeler kilitlenme noktasına geldi. Fakat liderler müzakereleri ardından 2004 Haziran ayında, anayasanın son hali üzerinde uzlaşma sağladı. En büyük tartışma Avrupa Bakanlar Konseyi içindeki oy ağırlıklarının paylaşımı üzerine odaklanıyordu. Polonya ve İspanya'nın gündeme getirdiği itirazlar çifte çoğunluk adı verilen bir öneriyle çözümlendi. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||