|
AB Anayasası: Sorular-Cevaplar | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği'nin yapılarının 25 üyeli bir yapıda işlerliğini sürdürmesini sağlayacak bir Avrupa Anayasası üzerindeki çalışmalar aylardan bu yana devam ediyor. 2003 Aralık ayında tıkanan anayasa müzakereleri, önümüzdeki günlerde yeniden başlayacak. Avrupalı liderlerin yeni hedefi bu yoldaki müzakereleri Haziran ayı ortasında tamamlayarak, 17-18 Haziran'da yapılacak zirveye yetiştirmek. Avrupa Birliği Anayasası ile ilgili başlıca meseleler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için aşağıdaki sorular üzerine tıklayın. Avrupa'nın neden bir anayasaya ihtiyacı var? Avrupa Birliği'nin üye sayısı 2004 Mayıs'ında 15'ten 25'e yükselecek. Genişlemiş bu yapı içinde yönetim mekanizmalarının artan yük nedeniyle tıkanmaması için sistemi yeniden düzenlemek gerekiyor. Ancak anayasa metninin en erken, genişlemenin ilk dalgasının tamamlanmasından iki sene sonra yürürlüğe girebileceği düşünülüyor.
Anayasa Avrupa Birliği'nin yapılarını şekillendiren ve geride bıraktığımız yakkaşık 50 yıl boyunca imzalanan çok sayıda anlaşmanın yerine geçecek ve Avrupa Birliği'nin ne olduğunu, neleri yapıp yapamayacağını tek bir belge içinde toplayacak. Belgenin kamuoyu tarafından da kolaylıkla anlaşılabilecek şekilde Avrupa Birliği vizyonunu ortaya koyması da mümkün olacak. Hatta anayasa taslağını hazırlayan Avrupa Konvansiyonu'nun başkanı, eski Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard D'Estaing anayasanın ders olarak okullarda da işlenmesini öneriyor. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyük bölümünün zaten yazılı anayasaları var. Yazılı bir anayasası bulunmadığından, İngiltere'de ise halkın anayasa kavramına bakışı daha şüpheci. Anlaşmazlık yaratan başlıca konular neler? En büyük tartışma Avrupa Bakanlar Konseyi içindeki oy ağırlıklarının paylaşımı üzerinde yaşanıyor. Zaten görüşmelerin Aralık ayında kesilmesine de bu konudaki tartışmalar yol açtı. Polonya ve İspanya anayasa taslağında yer alan ve oylamaların AB nüfusunun yüzde 60'ını temsil eden üye ülkelerin, yüzde 50'sinden onay alınca kabul edilmiş sayılacağını öngören bir maddeye kesinlikle karşıydı. Bu iki ülke 2000 yılında imzalanan Nice Anlaşması'nın hükümelerinin geçerli olmasını istiyorlardı. Bu hükümler, bu iki ülkeye diğer üyelerin nüfusları ile karşılaştırıldığında daha fazla söz hakkı verilmesi anlamına geliyordu. Almanya Fransa ve İngiltere'nin başını çektiği diğer üyeler bu nedenle, söz konusu maddenin taslaktaki şekliyle korunması konusunda diretti. Anayasa rafa mı kaldırılıyor sorularının sorulduğu bir sırada İspanya'da yaşanan iktidar değişikliği ise rüzgarın yönünü değiştirdi. İktidara gelen Sosyalist Parti lideri Jose Luis Rodriguez Zapatero, Avrupa ile daha yakın entegrasyonu vurgulayarak, bu alanda itirazların geri çekileceğini ima etti. Polonya da yalnız kalmamak için taviz vermeye hazır olduğunu duyurdu.
Bir diğer sorunlu mesele de Avrupa Komisyonu'nda her ülkenin sahip olacağı üye sayısıydı. Küçük ülkeler 'her ülkeye bir komisyon üyesi' şeklindeki ilkenin, Avrupa Birliği'ne 10 yeni üyenin katılması ardından da geçerliliğini sürdürmesini istiyorlar. Anayasa taslağı, komisyondaki üyelerden sadece 10'unun oy hakkı olmasını ve bu yetkinin 25 üye arasında dönüşümlü olarak paylaşılmasını öngörüyor. Pek çok ülke 25 üyeli bir komisyonun hantal olacağını savunuyor. Ancak bu itirazları taraftar bulmamış görünüyor. Din konusunda ise Polonya, İspanya ve İrlanda gibi ülkeler anayasanın giriş bölümünde Hıristiyanlığa veya bir Hıristiyan-Yahudi geleneğine atıfta bulunulması için baskı yapıyor. Ancak bu öneriye din ve devlet işlerinin ayrı tutulmasını savunan ülkeler karşı çıkıyor. Yeniden düzenlenen veto hakkının, dış politika, savunma ve vergi konularında varlığını sürdürmesi düşünülüyor. Bu, özellikle İngiltere'nin başlıca talepleri arasındaydı. Ancak bu konuda da nihai bir anlaşma sağlanmış değil. Ortak savunma siyaseti konusunda bir maddeye yer verilip verilmeyeceği de uzun süre tartışıldı. Ancak şimdilik bu maddenin metne dahil edilmesi düşünülüyor. Herhangi bir askeri ittifaka taraf olmayan ülkeler, Avrupa Birliği üyelerinden birinin saldırıya uğraması halinde yardımına gidilmesi koşulunun, kendi tarafsızlık statüleriyle bağdaşmadığını vurguluyor. Ayrıca Avrupa Parlamentosu'na verilecek yetkiler konusunda da tartışmalar yaşanabilir. Mesela AB bütçesi hakkında son söz Parlamento'ya bırakılmalı mı? Anayasa taslağına göre evet, ancak üye ülkelerden çoğu bunun o kadar iyi bir fikir olmayacağına inanıyor. Parlamento halihazırda bütçenin yüzde 50 kadar bir bölümü hakkında söz hakkına sahip. Ancak Ortak Tarım Politikası (CAP) gibi bütçenin tartışmalı bazı bölümleri üzerinde etkisi bulunmuyor. Aylar süren pazarlıklarda ne kadar ilerleme sağlandı? 2003 Kasım ayı sonunda yapılan bir toplantıda İngiltere, Almanya ve Fransa savunma alanında işbirliği yapılması konusunda getirdikleri öneriye diğer dışişleri bakanlarının bir bölümünden destek almayı başardılar. Bu öneri Avrupa Birliği'nin küçük çaplı olsa da bir askeri planlama imkanı geliştirmesini öngörüyor. Planlama imkanı AB'nin, NATO'dan bağımsız olarak bazı operasyonlara girişebileceği anlamına geliyor. Ancak anayasada NATO'nun Avrupa savunmasının temel taşı olduğunun altı çizilecek. Avrupa savunması imkanlarının ölçeği, uzun süren tartışmalar ardından baştaki haline göre çok daraltıldı. Fransa ve Almanya başta Avrupa savunması için Brüksel'de ayrı bir karargah kurulmasını öneriyorlardı. Şimdi ise oluşturulacak dar kapsamlı ekip NATO karargahı içinde ve NATO planlama birimleri ile paralel olarak çalışacak. Anayasa taslağında başka neler var? Anayasa, Avrupa'nın geleceği hakkındaki vizyona dair genel ifadelerden, ülkelerin hangi koşullar altına üyelikten ayrılabileceğinin ayrıntılarına kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Ancak bunların büyük bölümü hakkındaki maddeler zaten varolan Avrupa Birliği anlaşmaları içinde yer alıyor. Yeni kaleme alınan bölümlerden bir kaçı ise şöyle: AB Dışişleri Bakanı atanması: Bu yeni makam dış ilişkilerden sorumlu komsiyon üyesi ve dış ilişkiler sorumlusunun görev alanlarını kapsayacak. Dışişleri Bakanı Avrupa Komisyonu'nun üyelerinden biri kabul edilecek ancak Bakanlar Konseyi'ne karşı sorumlu olacak. ("Bakan" ifadesinden hoşnut olmayan bazı ülkeler yerine başka tanımlar öneriyor)
Başkanlık: Anayasa taslağı Bakanlar Konseyi başına daimi bir başkan getirilmesini öngörüyor. Şimdi ise her üye ülke (ülkenin hükümet başkanı) konsey başkanlığını altışar aylık sürelerle dönüşümlü olarak üstleniyordu. Özellikle küçük ülkeler bu önerinin büyük ülkeler çıkarına olacağını savunarak, dönüşümlü başkanlık sisteminin sürmesini istiyorlar. Temel Haklar Sözleşmesi: Temel hakları ortaya koyan ve şu ana kadar siyasi bağlayıcılığı bulunmayan Avrupa Birliği Sözleşmesi'nin anayasanın ikinci bölümünü oluşturması öngörülüyor. Avrupa Parlamentosu: Parlamento'ya tanınan yetkiler genişletiliyor. Böylece Parlamento neredeyse her konuyu oya sunabilecek ve Avrupa Komisyonu Başkanı'nı seçecek duruma geliyor. Anayasa taslağını kim hazırladı? Fransa'nınn eski cumhurbaşkanı Valery Giscard D'Estaing liderliğinde oluşturulan 108 üyeli konvansiyon bir buçuk yıl süren çalışmaları ile taslağı oluşturdu. Konvansiyon, AB hükümetleri, parlamentoları ve Avrupa Komisyonu üyelerinden oluşuyordu. Türkiye de oy hakkı bulunmamasına rağmen, diğer adaylarla birlikte temsil edildi. 'Federal' ifadesi üzerindeki tartışma nedir? Taslak üzerindeki görüşmeler başladığında "Avrupa Birliği'nin federal bir yapısı olacağı"ndan söz edilmesi önerisi, büyük çekişmeler yaşanmasıyla sonuçlandı. Bu şekilde birliğin bir süper devlet haline gelebileceği itirazları vardı. Hazırlanan taslakta Avrupa'ya şüpheyle bakan çevreleri rahatsız etmemek üzere 'federal' ifadesi yer almıyor. Bunun yerine belgede, Avrupa'daki ilişkileri 'bir toplum oluşturacak biçimde" geliştirmekten söz ediliyor. Metinde ayrıca Avrupa halklarının ortak bir kaderi şekilllendirmek üzere gitgide daha da yakınlaşmaya kararlı oldukları kaydediliyor. Anayasa Avrupa Birliği sınırları içinde yaşayanlar için ne değiştirecek? Anayasanın en azından günlük yaşama fazla bir etkisi olmayacak. Başkanlık ve dışişleri bakanlığı zaman içinde önemli görevler olarak sivrilmeye aday olsa da halk, Avrupa Birliği'nin işleyişi açısından fazla bir fark görmeyecek. Anayasa Avrupa'ya dair meselelerin iç gündem içindeki apırılığını arttırabilir. Çünkü bazı ulusal parlamentoların Avrupa mevzuatının belli alanlarında veto haklarını kullanma konusunda oturumlar ve oylamalar yapması söz konusu olacak. Bazı kararlar daha şeffaf biçimde alınacak. Vatandaşlar, hükümetlerinin belli konularda nasıl oy kullandığını daha kolay takip edebilecek. Avrupa projesine şüpheyle yaklaşanlar, Avrupa Birliği'ne çok fazla yetki verildiği ve ülkelerin bazı konulardaki kararları engelleyebilme hakkını kaybettiği gerekçesiyle kaygılı. Başkan ve dışişleri bakanının fazlasıyla güç kazanabileceğinden ve bunun ulusal hükümetlerin çıkarları ile çelişebileceğinden endişe edenler var. Bazıları da yeni Avrupa'nın eskisine göre gerçekten daha demokratik hale gelip gelmeyeceğini sorguluyor. Çünkü Avrupa Birliği şu haliyle demokrasi açısından büyük açıklar verdiği gerekçesiyle eleştiriliyordu. Anayasa ne zaman yürürlüğe girecek? Metin üzerine hedeflendiği gibi Haziran ortasında anlaşmaya varılırsa, liderler belgeyi AB zirvesi sırasında imzalayacak. Bazı üyeler metni onaylamak için referanduma sunacak. Ancak herhangi bir üyeden "hayır" yanıtı alınırsa süreç bir çözüm bulunana dek aksayabilir. Bu gibi bir durumda ülkenin ikinci seferde "evet" oyu vereceği umuduyla ikinci bir referandum düzenlemesinin beklenmesi gerekebilir. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||