|
İngiltere istediğini elde etti | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği zirvesinde Polonya’yla birlikte Reform Anlaşması’na en ciddi itiraz İngiltere’den gelmişti.
İngiltere zirveden istediklerini alarak ayrıldı. Çarşamba günü görevini Gordon Brown’a bırakacak İngiltere Başbakanı Tony Blair zirve öncesi bazı alanlarda ‘kırmızı çizgileri’ olduğunu söylemiş, bu alanlarda istediklerini alamamaları halinde veto haklarını kullanacaklarını belirtmişti. İngiltere; AB’nin 2000 yılında bir deklerasyon olarak yayınladığı ve çalışanların haklarını artıran Temel Haklar Sözleşmesi’nin yasal olarak bağlayıcı kılınmasına, AB’nin bir dışişleri bakanı olmasına, adli ve polisiye konularla sosyal güvenlik alanında üye devletlerin veto hakkının kalkmasına karşıydı. İngiltere’ye ilk taviz, oluşturulması tasarlanan ve adının AB Dışişleri Bakanı olması düşünülen makamda verildi. Üzerinde anlaşılan Reform Anlaşması’na göre AB’nin bir dışişleri bakanı değil, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası’ndan sorumlu Yüksek Temsilcisi olacak. Anlaşma isteyen Avrupa Birliği üyelerine; ortak savunma ve dış politika, adli ve polisiye konular, ve sosyal güvenlik alanlarında diğer üyelerle işbirliği sürecine katılmama hakkı tanıyor. İngiltere’yi AB zirvesinde en çok zorlayan konu, ekonomisinin rekabet gücünü olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle karşı çıktığı Temel Haklar Sözleşmesi’ydi. Reform Anlaşması’nda sözleşmenin yasal açıdan bağlayıcı değeri olduğu kabul ediliyor ancak sözleşme metni anlaşma içine alınmyor. Böylece Avrupa mahkemelerinin, çalışma yaşamına ilişkin konularda İngiliz mahkemelerinin kararlarını bozabilmesi önlenmiş oluyor. İngiltere Başbakanı Tony Blair böylece zirve öncesi vurguladığı ‘kırmızı çizgilerden’ taviz vermediğini söylerken, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin anlaşma metninden çıkarttığı bir ifade İngiltere’de tartışma konusu oldu. Sarkozy’nin isteği üzerine, taslak metinden, ‘serbest rekabetin AB’nin temel ilkelerinden biri olduğu’ ifadesi çıkarıldı. İngiltere’de çarşamba günü başbakanlık görevini devralacak Gordon Brown’un bu durumdan rahatsız olması ve bu rahatsızlığını Tony Blair’e iletmesi üzerine, karar metnine, AB’nin ‘serbest rekabetin’ önemine atıf yaptığını belirttiği bir ifade de eklendi. Tony Blair mevcut anlaşma metninin İngiltere’de referanduma sunulmasına gerek olmadığını söyledi. Ancak ülkede ana muhalefetteki Muhafazakar Parti’nin yetkilieri, bu metnin de referanduma sunulması gerektiği görüşünde. |
İlgili haberler AB zirvesi anlaşmayla sona erdi23 Haziran, 2007 | Avrupa Barroso'dan zirve uyarısı20 Haziran, 2007 | Avrupa Polonya anayasa itirazında ısrarlı18 Haziran, 2007 | Avrupa Polonya'nın AB pazarlığı16 Haziran, 2007 | Avrupa Merkel: Anayasa ufukta yok14 Haziran, 2007 | Avrupa AP'den Avrupa anayasasına onay12 Ocak, 2005 | Avrupa AB anayasasına tarihi imza29 Ekim, 2004 | Avrupa AB Anayasası: Sorular-Cevaplar29 Ekim, 2004 | Özel Dosyalar | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||