|
AB zirvesi anlaşmayla sona erdi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Brüksel'de biraraya gelen ve Avrupa Birliği anayasa projesinin yerine geçecek bir sözleşme metni üzerinde uzlaşma arayan AB liderleri gece geç saatlerde bir anlaşmaya vardı.
Özellikle Polonya'nın, çifte çoğunluk olarak adlandırılan sisteme itiraz etmesi nedeniyle kilitlenen görüşmeler yoğun pazarlıklara neden oldu. Çifte çoğunluk sistemi Avrupa Birliği'nde bir kararın onaylanması için hem üyelerin sayıca yüzde 55'inin kararı onaylamış olmasını hem de destek verenlerin nüfusça da birliğin en az yüzde 65'ini temsil ediyor olmasını öngörüyordu. Varılan anlaşma uyarınca, sözleşme metninden tüm 'anayasa' ifadeleri çıkarıldı. Ancak eski anayasa metninde de yer alan ve kurumsal değişimler öngören pekçok madde bu sözleşmeye de eklendi. Anlaşmanın önündeki en büyük engel olan oylama sistemi konusunda da Polonya'nın ititrazlarını dikkate alacak şekilde bir değişiklik yapıldı. Uzun pazarlıkların ardından anlaşmayı açıklayan Avrupa Birliği'nin dönem başkanı Almanya'nın Başbakan'ı Angela Merkel, "Sözleşme taslağını hazırlamak üzere oluşturulacak bir hükümetlerarası konferansın ana çerçevesini kurduk. Ulaştığımız bu sonuçtan çok ama çok mutluyuz" dedi. Görüş ayrılıklarını çözmenin kolay olmadığını söyleyen Merkel, tüm tarafların bazı tavizler vermek zorunda kaldıklarını belirtti. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, bir buket çiçekle karşıladığı Angela Merkel'in gösterdiği çabadan övgüyle sözetti ve "Bu anlaşma Avrupa'nın doğru yönde, doğru adımları attığının göstergesidir" dedi. Brüksel'deki zirvede varılan anlaşma uyarınca, kurulacak hükümetlerararası konferansın yıl sonuna kadar bir taslak sözleşme hazırlaması hedefleniyor. Haziran ayının sonunda Avrupa Birliği dönem başkanlığını Almanya'dan devralalacak olan Portekiz'in Başbakan'ı Jose Socrates, tüm 27 üyenin katılımıyla hükümetlerarası konferansı Temmuz ayının sonlarında toplamayı, sözleşme üzerindeki çalışmaları da Ekim ayına kadar tamamlamayı istediğini söyledi. Avrupa Birliği liderleri, bir aksaklık çıkmaması durumunda, yeni sözleşmenin 2009 yılında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde yürürlükte olmasını umuyorlar. Uzlaşmanın çerçevesi Avrupa Anayasası'nın Hollanda ve Fransa'da düzenlenen referandumlarla reddedilmesi ardından iki yıldır devam eden belirsizlik sonrasında, Avrupa Birliği'nde yapılacak reformlar bu son uzlaşmayla netleşmiş durumda.
Avrupa Anayasası kavramından tamamen vazgeçilmiş olsa da, anayasa taslağında gündeme getirilen reformların pekçoğu bu yeni sözleşmede de yer alacak. Hazırlanacak yeni sözleşmenin onaylanması durumunda, halen yürürlükte olan altı aylık dönem başkanlığı sistemi sona erecek ve Avrupa Birliği'nin daha uzun süreli, daha uzun vadeli öncelikler taşıyan bir başkanlık sistemi olacak. Birliğin bir dış politika yetkilisi olacak ama bu görevi üstlenen kişi bakan olarak anılmayacak. Bu görevli uluslararası platformda, tüm 27 üyenin onayladığı konularda Birlik adına konuşma yetkisine sahip olacak. Avrupa Birliği'nde gündeme gelecek yeni yasalar konusunda ulusal parlamentoların söz hakkı arttırılarak korunacak. Üye ülkelerin veto hakkını içeren sistem Birliğin pekçok temel karar başlığında uygulanmayacak. Ancak İngiltere, polis ve yargı işbirliğinde verilecek kararların dışında kalma imtiyazına ve yasal olarak bağlayıcılığı bulunan Temel Haklar Sözleşmesi'nden muaf tutulma hakkına sahip olacak.
Polonya'nın sert muhalefet gösterdiği oy verme sistemi konusunda ise bir erteleme formülü öngörülüyor. Buna göre, oy verme sisteminde değişikliklerin yedi yıl boyunca yürürlüğe girmemesini ve bunun ardından üç yıllık bir geçiş döneminin sonrasında, planlanan çifte çoğunluk sistemine geçilmesi sözkonusu. Bu anlaşmayla örneğin Almanya'nın yarı nüfusuna sahip olan Polonya, 10 yıl boyunca bu ülke kadar etkin bir konumda olacak. Anlaşma, Rusya'dan gaz ve petrol ithalatına bağımlı olan Polonya ve diğer eski Sovyet Cumhuriyetleri'nin enerji krizinin çözüme ulaştırılabilmesi için daha yakın işbirliği ve dayanışmayı da teşvik ediyor. Avrupa Birliği'ne üye olacak ülkelerin yerine getirmesi gereken şartlar konusuna hiç olmadığı kadar büyük önemli veren sözleşme, birliğin gelecekteki genişlemesinin de çerçevesini hazırlıyor. Avrupa liderlerinin vardığı anlaşma uyarınca, gelecekte birlikten ayrılmak isteyecek üyeler için de ilk kez bir sistem gündeme getiriliyor. |
İlgili haberler Barroso'dan zirve uyarısı20 Haziran, 2007 | Avrupa Polonya anayasa itirazında ısrarlı18 Haziran, 2007 | Avrupa Polonya'nın AB pazarlığı16 Haziran, 2007 | Avrupa Merkel: Anayasa ufukta yok14 Haziran, 2007 | Avrupa Malta'dan AB'ye göç çağrısı12 Haziran, 2007 | Avrupa AP'den Avrupa anayasasına onay12 Ocak, 2005 | Avrupa AB anayasasına tarihi imza29 Ekim, 2004 | Avrupa AB Anayasası: Sorular-Cevaplar29 Ekim, 2004 | Özel Dosyalar | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||