|
Brüksel'de pazarlıklar sürüyor | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Beş yıl önce başlatılan Avrupa Birliği anayasa projesinin yerine geçecek bir sözleşme metni üzerinde uzlaşma arayışının kilitlenmesi üzerine dönem başkanı Almanya, yeni bir metin üzerinde Polonya'nın onayı olmamasına rağmen çalışmaya başlama tehdidinde bulundu.
Bu açıklamanın ardından gece geç saatlerde Brüksel'den muhtemel bir anlaşmaya varıldığı yolunda haberler geliyor. İngiltere heyetinin bir sözcüsü, BBC'ye yaptığı açıklamada, Polonya'nın ititrazlarını dikkate alacak bir anlaşmaya varılmak üzere olduğunu söyledi. Polonya, yeni sözleşme metninde üye ülkeler için öngörülen oy dağılımı sistemini, kendi payını azalttığı ve özellikle Almanya'ya çok fazla ağırlık kazandırdığı gerekçesiyle karşı çıkıyordu. İngiliz sözcünün bahsettiği uzlaşma planında, değişikliklerin yedi yıl boyunca yürürlüğe girmemesini ve bunun ardından üç yıllık bir geçiş döneminin sonrasında, planlanan çifte çoğunluk sisteminin uygulamaya girmesini içeriyor. Polonya'nın itirazları nedeniyle, beş yıl önce başlatılan anayasa projesinin yerine geçecek bir sözleşme metni üzerinde uzlaşma arayışının kilitlenmesi üzerine dönem başkanı Almanya, yeni bir metin üzerinde Polonya'nın onayı olmamasına rağmen çalışmaya başlama tehdidinde bulunmuştu. Almanya'dan rest Brüksel'deki görüşmelere katılan diplomatlar, müzakerelerin kıran kırana geçtiğini ancak bazı ilerleme işaretleri alındığını söylüyorlardı. Liderlerin katıldığı akşam yemeğinde de bir uzlaşma sağlanamaması ardından Almanya, gelinen krizin aşılabilmesi amacıyla Polonya'nın itirazlarını dikkate almayabilecekleri yolunda bir açıklama yaptı. Bunun yanısıra Almanya, diğer sorunlar üzerinde üye ülkelerle bir uzlaşma sağlayarak Polonya'yı sözleşmeye muhalif tek ülke olarak bırakarak baskı oluşturma çabasında. Zirvenin ikinci gününde bu yönde olumlu adımlar atıldığı da gelen haberler arasında. Örneğin birliği temsil edecek bir dış politika temsilcisinin titri, rolü ve yetkileri konusunda ön anlaşmaya varıldığı haber veriliyor. Dönem Başkanı Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel, taslağa itiraz eden dört ülke olan Polonya, İngiltere, Hollanda ve Çek Cumhuriyeti liderleri ile bir dizi görüşme yaptı. Örneğin Merkel ve Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski zirvenin ikinci gününde 12 saatte üç kez biraraya geldi. Merkel, görüşmeleri ardından 'Çok çabalıyoruz. Henüz tüm sorunlar aşılmadı ama herkes elinden geleni yapıyor' dedi. Polonya, oy dağılımı için öngörülen yapıya, kendi payını azaltan sistemin özellikle Almanya'ya çok fazla ağırlık kazandıracağını savunarak karşı çıkıyordu. Lider değişikliğine hazırlanan İngiltere ise dış politika, istihdam ve vergilendirme gibi alanlarda Avrupa'ya çok fazla söz hakkı vermeye yanaşmıyor. BBC muhabirleri yine de kimsenin İngiltere'den veto gelmesini beklemediğini kaydediyorlar. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in bir sözcüsü, diğer ülkelerle tam anlaşma sağlanması durumunda, yeni bir sözleşme metni üzerinde çalışmaların başlayabileceğini, Polonya'nın ise, bu yıl içinde, ilerleyen aylarda 'uzlaşmaya dahil olma şansı' elde edeceğini söyledi. Anahtar Polonya Polonya ise veto tehdidinden geri adım atmıyor. Polonya Başbakanı Jaroslaw Kaczynski, akşam saatlerinde yaptığı açıklamada sundukların her önerinin bir duvara çarptığından yakındı, 'korkarım bir çözüm mümkün olmayabilir' dedi. 2004'te üye olan 10 ülkenin en büyüğü olan Polonya, planlanan oy dağılımlarına itiraz ediyor.
Şimdi terkedilmiş durumdaki anayasa metni, bir kararın onaylanması için çifte çoğunluk olarak adlandırılan bir sistem getiriyordu. Yani hem üyelerin sayıca yüzde 55'inin kararı onaylamış olması hem de destek verenlerin nüfusça da birliğin en az yüzde 65'ini temsil ediyor olması öngörülüyordu. Polonya ise bu uygulamaya karşı. Varşova yönetimi, kendilerine 2000 yılındaki Nice zirvesinde verilen sözlerden dönüldüğünü söylüyor. Bu zirvede, üyelere nüfusları oranında oy hakkı verilmesi düşünülmüş, bu durum Polonya'ya Almanya ve Fransa gibi büyük ve etkili üyeler kategorisine katmıştı. Dolayısıyla Polonya 'Ya Nice, ya ölüm' olarak ifade edilen tutumunda, sadece ara formüllere sıcak bakabileceğini söylüyor. Bu formüllerden birisi dağılımın nüfusa değil, nüfusun kareköküne bakılarak yapılması- ki bu Polonya'nın ağırlığını nispeten azaltıyor. Bir diğeri ise çifte çoğunluk formüllerine yüzölçümü unsurunun da katılması. Polonya birliğin alan itibariyle en büyük üyelerinden. Varşova yönetimi önerilerinin kabul görmemesinden yakınıyor "sürekli veren biz olamayız" diyor. Çek Cumhuriyeti, Polonya'nın bu konudaki taleplerine destek veren tek ülke. Metinde ne vardı, ne kaldı? Almanya Dönem Başkanı Merkel iki günlük zirvede içeriği ne olursa olsun, yeni bir yapı arayışlarını ileriye götürecek bir anlaşmaya varmak istiyor. Bu görüşe, anayasa metnini halkoyunda reddetmiş olan Fransa da dahil, 27 üyenin 23'ü destek veriyor. Örneğin Fransa'nın da, zirve sırasında AB rekabet yasalarında değişikliğe gitme düşüncesinden vazgeçirildiği haber veriliyor. Gelinen son noktada, AB'nin bir anayasa hazırlama hedefinden resmen vazgeçtiği kesinleşti. Hazırlanacak metin, 'anayasa' yerine 'reform sözleşmesi' olarak anılacak. Bir uzlaşmaya varılabilmesi için, hükümet liderlerinin 2004'te imzalamış olduğu anayasa metnine göre pek çok konuda taviz verildiği anlaşılıyor. Taslakta, bir süper devlet çağrışımı yaratabilecek AB marşı ve bayrağı belirlenmesi gibi sembolik unsurlar yer almıyor. Birliğin bir dış politika yetkilisi olacak ama bu görevi üstlenen kişi bakan olarak anılmayacak. Dönüşümlü başkanlık sistemi yerine bir başkanlık divanı oluşturulması planı ise korunuyor.
Eğer Almanya, tüm tartışmalara rağmen yeni bir reform anlaşması planlarına destek bulursa, ayrıntıları hazırlamakla görevlendirilecek hükümetlerarası konferansın Temmuz ortalarında çalışmaya başlayıp, sene sonuna doğru tamamlanması hedefleniyor. Böylece yeni altyapılar, 2009'da ilk kez 27 üyede birden yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde hazır olacak. Bu kez onay sürecinin öncekinden en önemli farkı ise, metin bir hükümetlerarası anlaşma statüsünde kalacağından hiç bir hükümetin bunu halkoyuna sunmayacak olması. 27 üyeli bir Avrupa'nın işleyişini sağlayacak altyapı niteliğinde bir metin hazırlama çabaları, beş yıldır birliğin gündeminde. Valery Giscard D'Estaign liderliğinde Avrupa Konvansiyonu adı altında yürütülen uzun müzakereler ardından hazırlanan metin, 2004 yılında AB liderlerince imzalanmış ve onay sürecine geçilmişti. Ancak iki yıl önce Fransız ve Hollandalı seçmenlerin vetosu, şimdiye dek 27 üyeden 18'i tarafından onaylanmış olan metin için süreci başlangıç noktasına döndürdü. |
İlgili haberler Barroso'dan zirve uyarısı20 Haziran, 2007 | Avrupa Polonya anayasa itirazında ısrarlı18 Haziran, 2007 | Avrupa Polonya'nın AB pazarlığı16 Haziran, 2007 | Avrupa Merkel: Anayasa ufukta yok14 Haziran, 2007 | Avrupa Malta'dan AB'ye göç çağrısı12 Haziran, 2007 | Avrupa AP'den Avrupa anayasasına onay12 Ocak, 2005 | Avrupa AB anayasasına tarihi imza29 Ekim, 2004 | Avrupa AB Anayasası: Sorular-Cevaplar29 Ekim, 2004 | Özel Dosyalar | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||