|
'Türkiye hayalkırıklığı yarattı' | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
AB'nin bu yılki son zirvesinde ele alınacak konular arasında Türkiye yok. Zirveye aday ülkelerden bu kez sadece Bulgaristan ve Romanya katılıyor.
Ancak Türkiye ve Hırvatistan davet edilmediler. Dolayısıyla yarın çekilecek olan aile fotoğrafında da Türkiye yer almayacak. Ancak Türkiye gelecek yılın yine ağırlıklı konularından biri olacak. Zira Ekim ayında başlayan tarama sürecinin Mart ayında tamamlanması bekleniyor. Peki Türkiye'den bu süreçte ne isteniyor? Türkiye beklentileri şimdiye dek ne kadar karşılayabildi? European Policy Center - Avrupa Politika Merkezi'nden siyasi analiz uzmanı Amanda Akçakoca, bu konuda BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlarken, ''Komisyonun yarattığı baskı nedeniyle, Türkiye reformlar konusunda büyük atılım yapmıştı. Ancak müzakerelerin başlaması için tarih almalarından bu yana, büyük bir yavaşlama oldu'' görüşünü dile getirdi. Neredeyse tüm süreç durduğunu ve 2005 yılında büyük bir ilerleme kaydedilemediğini savunan Akçakoca, şu görüşleri dile getirdi: ''Tabii ki Türkiye'nin önceki yılki kadar büyük bir ilerleme sağlaması beklenemezdi, ama Avrupa Birliği ve özellikle de Komisyonun bu durum karşısında hayal kırıklığına uğradığını düşünüyorum.'' AB'yi hayal kırıklığına uğratan bir gelişme de yazar Orhan Pamuk hakkında bir dergiye yaptığı açıklamalar nedeniyle dava açılmasıydı. Pamuk davasının ilk duruşması yarın görülecek. Ve Brüksel'deki birçok göz bu duruşmayı yakından izleyecek. Hatta Avrupa Parlamentosu'ndan bazı yetkililer bizzat duruşmada hazır bulunacaklar. 'Müzakere askıya alınabilir' Brüksel'in davanın düşmesini ve Orhan Pamuk'un özgürce hayatına devam etmesini beklediğini söyleyen Amanda Akçakoca, "Pamuk hakkındaki tüm suçlamalardan vazgeçilmesini umuyorum" dedi ve ekledi: "Eğer bunun aksi olursa, Orhan Pamuk cezaya çarptırılırsa bu Türkiye'nin son derece aleyhinde olur diye düşünüyorum. Ayrıca, Ermeni konferansı nedeniyle haklarında suç duyurusunda bulunulan beş gazetecinin de davaları var.'' ''Dolayısıyla komisyon Cuma günü neler olacağını yakından izleyecek. Eğer dava istemedikleri bir yönde ilerlerse ve bu beş gazetecinin davalarında da aynı durum gözlenirse, Türkiye'nin üyelik müzakereleri askıya alınabilir. " Öte yandan Katılım Ortaklığı Belgesi'nde Türkiye'den tüm üye ülkelerle ilişkilerini bir an önce normalleştirmesi için somut adımlar atması isteniyor. Burada kastedilen ülke Kıbrıs. Amanda Akçakoca, Kıbrıs'ın Türkiye'nin Avrupa Birliği yolundaki en büyük engellerden biri olmayı sürdürecek gibi göründüğünü anlattı:
''Belki de Avrupa Birliği'nin aldığı en kötü dış politika kararıydı bölünmüş bir ülkenin birliğe girmesine izin vermek.'' ''Adanın bölünmüşlüğüne bir çözüm bulununcaya ya da Avrupa Birliği Papadopulos'un müzakere masasına dönmesini sağlamanın bir yolunu buluncaya dek, Kıbrıs konusu, Türkiye'nin müzakere sürecine sürekli yayılacak bir kanser gibi olacak." 'AB daha yaratıcı olmalı' Amanda Akçakoca'ya göre, Avrupa Birliği'nin adadaki sorunu çözmek için daha yaratıcı yöntemler geliştirmesi gerek. "Avrupa Birliği'nin yaptığı ilk büyük hatalardan biri Kıbrıslı Türklere tutamadıkları bir söz vermek oldu. Ticari ve finansal düzenlemeler yapacaklarına dair söz vermelerinin üzerinden iki yıl geçti. Ancak hiçbir şey olmadı.'' ''Avrupa Birliği'nin adadaki her iki lideri yeniden müzakere masasına oturtmak için daha yaratıcı fikirler üretmesi gerek. Kıbrıs, Avrupa Birliği gündeminin üst sıralarında değil, hatta en aşağılarda." "Sadece İngiltere ve Yunanistan bu konuya ilgi gösteriyor. Bu yanlış, çünkü Kıbrıs bir üye ülke. Yani, Avrupa Birliği'nin içinde bölünmüş bir üye ülke var. ''Herkesin unuttuğu, düşünmek istemediği ve "Ne önemi var? Sadece birkaç yüz bin Kıbrıslı Türk.. Ülkeden ayrılmak isterlerse güneydeki havaalanlarını kullanırlar. Gerçekten izole bir halleri yok" dedikleri bir konu Kıbrıs sorunu.'' 'Zorluklara göğüs germeyi öğrenmeli' Peki Türkiye'yi Kıbrıs haricinde ne gibi zorluklar bekliyor? Amanda Akçakoca, müzakere sürecinde açılan 35 başlıktan Türkiye'nin en çok tarım ve çevre konularında zorlanacağı tahmininde bulunuyor. Ancak Akçakoca'ya göre, Türkiye Avrupa Birliği yolunda zorluklara göğüs germeyi de öğrenmek zorunda. "Türkiye demokrasi ve hukuk devletine bağlılığını ve Avrupa Birliği ailesine girmek için kendisinden talep edilen reformları yapmak istediğini göstermek zorunda diye düşünüyorum.'' ''Bunu sadece hükümet değil, halk da göstermeli. Son dönemde halkın AB'ye desteğinin düştüğünü biliyoruz. Ancak Hırvatistan örneğini düşünün mesela..." "Orada halkın kahraman olarak gördüğü bir isim, Ante Gotovina Lahey Adalet Divanı'na teslim edildi ve halkın birliğe desteği yüzde 32 oranına düştü. Türkiye'de de insanlar, daha güvenli ve güçlü bir geleceğe sahip olmak için bazen zor kararlar almak zorunda kalınabileceğini hatırlamalı." | İlgili haberler 'Türkiye yargılanacak'15 Aralık, 2005 | Avrupa Economist: Avrupalı ve farklı07 Ekim, 2005 | Avrupa Rehn'den uygulama uyarısı06 Ekim, 2005 | Avrupa 'Üyelik garanti değil'04 Ekim, 2005 | Avrupa Üyelik müzakereleri başladı04 Ekim, 2005 | Avrupa 'Avrupa'nın sınırları yeniden çiziliyor'04 Ekim, 2005 | Avrupa Türkiye'ye ihtiyaç var mı?30 Eylül, 2005 | Avrupa | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||