|
'Hem Türkiye hem AB kazançlı' | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de yaz tatilinin ardından bugün başlayan yasama yılında, Türkiye'nin Avrupa'yla müzakerelere başlaması da ilk oturumun gündem maddelerinden birisiydi.
Birliğin dönem başkanı İngiltere'nin Dışişleri Bakanı Jack Straw, Parlamento'da Türkiye ve Hırvatistan'ın üyelik müzakereleri konusunda milletvekillerine bilgi vermek üzere söz istedi. Türkiye'nin, Avrupa Birliği'yle üyelik temelli görüşmelere 42 yıl önce başladığını ifade eden Jack Straw, 1999 ve 2002 yıllarında bu hedefin Avrupa Birliği tarafından daha net ifadelerle tekrarlandığını, geçen yıl Aralık ayındaki zirvede de 3 Ekim'de müzakerelerin başlamasının kararlaştırıldığını hatırlattı. Straw, Türkiye'nin 3 Ekim tarihi için yaptığı hazırlıkları şu sözlerle aktardı Avam Kamarası'na. "Bu tarihe kadar, Türkiye'den altı yasayı yürürlüğe sokması ve Ankara Anlaşması'nın imzalanması bekleniyordu. Bunlar yapıldı. Ayrıca Türkiye hükümeti, Annan Planı çerçevesinde, Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi konusunda yapılan referandumda, Ada'nın Türk kesiminden 'evet' oyu çıkması içim işbirliği içinde oldu. Ankara hükümeti, bütün bunların ardından ve Avrupa'da bazı kesimlerin Türkiye'nin tam üyelik dışında bir seçeneği kabul etmesi gerektiği yolundaki sözlerden ve yeni engellerden sıkıntı duydu. Bu aşamada Avrupa Birliği, Türkiye'ye verdiği sözün arkasında durma, ya da en yakın Müslüman komşusuna sırtını dönme seçeneğiyle karşı karşıya geldi." 36 saat süren pazarlıkların ardından, müzakerelerin başlatıldığını belirten Jack Straw, tüm yetkililere ve İngiltere Parlamentosu'na, bu yolda verdiği destek için teşekkür etti ve bu karadan hem Avrupa Birliği'nin hem de Türkiye'nin kazançlı çıkacağını söyledi. "Bu süreç, Türkiye'de yakın zamanda başlatılan reformların ileriye götürülmesine yardımcı olacaktır. Yasamanın, insan haklarının ve demokratik kurumların daha iyi işlemesine hız kazandıracaktır. Avrupa Birliği için ise bu süreç, yakın bir ortağı daha da yakınlaştıracaktır. Türkiye, Avrupa'nın güvenliğinde kilit rol üstlenmiş bir ülkedir. Birlik ihracatçıları için de önemli bir pazardır. Ayrıca, yasadışı insan kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı ve sınır ötesi suçlarla mücadelede Türkiye'nin önemli rolü vardır. Türkiye'ye verdiğimiz sözü tutarak, Avrupa Birliği'ni daha güçlü, daha güvenli ve daha rekabetçi bir konuma getiriyoruz." Jack Straw, yaklaşık bin yıldır, Avrupa ve Asya arasındaki sınırların çatışma ve kanla çizildiğini belirtti ve Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlayan Avrupa Birliği'nin, bir Hıristiyan Kulübü olmadığını gösterdiğini söyledi. Straw, bu kararın modern Avrupa'yı, temel haklar ve özgürlükler ile, din ve ırk temeline dayanmayan ortak hedeflerin şekillendirdiğini gösterdiğini ifade etti. Jack Straw, bu süreçte Türkiye'nin, Türkiye'nin komşularının ve Avrupa Birliği'nin yerine getirmesi gereken şartlar olduğunu vurguladı.
"Türkiye, tüm diğer aday ülkeler gibi, yasalarını Avrupa Birliği'yle uyumlu hale getirmeli. Bu zorlu görev, yargıdan, içişlerinden ekonomiye kadar 35 farklı bölümde ele alınacak. Bir diğer sorumluluk da Türkiye kadar Kıbrıs ve Yunanistan'a düşüyor. Bu süreç, bölgesel sorunların, Ege Denizi'ndeki hakların ve Kıbrıs'ın birleştirilmesinin önünde yeni olasılıkları gündeme getiriyor. Bu bağlamda tüm tarafların olumlu bir bakış açısı sergilemesi gerekecek. Avrupa Birliği ise bu süreçte, Türkiye'nin tam üyelik için yapacağı hazırlıklara iyi niyetle destek vermek sorumluluğuna sahip. Ayrıca, Avrupa vatandaşlarına, Türkiye'yi üyeliğe kabul etmenin neden kendi çıkarlarına olduğunu da anlatmak gerekmektedir. Avrupa kültürüne gerçek tehdidin kapılarımızı canlı, laik bir ülke olan Türkiye'ye açmaktan değil, küresel rekabete kapalı kalmaktan geldiğini anlatmamız gerekmektedir. Jack Straw konuşmasında Avrupa Birliği'nin, pekçok ülke için çekici bir topluluk olduğunu belirtti ve sözlerini şöyle noktaladı. "Türkiye'nin üyeliği gündeme geldiğinde, daha sonradan Avrupa Birliği'ne dönüşecek bu topluluk altı ülkeye sahipti. Ancak o zamandan bu yana, üye olmayan ancak bu üyeliğin faydalarını gören ülkeler için çok çekici bir hale geldi. Her genişleme dalgası Avrupa Birliği'ni daha güçlü bir konuma taşıdı. Her genişleme, iyi yönetim ve insan haklarına saygının bir örneği haline geldi. Batı Avrupa'da Sovyetler'in uydu devletleri ve Doğu Avrupa ülkeleri, Birliğe üye olduktan sonra, istikrarlı demokrasiler haline dönüştü. Olumlu yöndeki adımlar Türkiye ve Hırvatistan halkalarının da çıkarına olacaktır. Ve eminim Avam Kamarası bu yönde atılan her adıma destek verecektir." |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||