|
COREPER'de uzlaşma çıkmadı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği Daimî Temsilciler Komitesi'nin (COREPER), bugün Brüksel'de yaptığı haftalık toplantısında, Türkiye'nin Kıbrıs deklarasyonuna verilecek yanıt konusunda bir uzlaşma sağlanamadı.
Bir Avrupa Birliği sözcüsü, "Büyükelçiler bugünkü tartışmalarda önemli ilerlemeler sağladılar ancak bir anlaşma sağlanamadı" dedi. Sözcü, henüz bir anlaşma olmamasına rağmen, Türkiye'yle müzakerelerin 3 Ekim'de başlamayacağını düşünmeye gerek olmadığını söyledi ve görüşmelerin 21 Eylül'de süreceğini ifade etti. Görüşmelerde Kıbrıs açmazı Türkiye Avrupa Birliği'ne verdiği deklarasyonda, protokolü imzalamasının, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmediğini vurgulamıştı. Karşı deklarasyonun dün basına sızan taslağında, Türkiye'nin tek taraflı bir deklarasyonda bulunduğu ve bunun, Türkiye'nin yükümlülüklerini etkilemeyeceğine dikkat çekiliyor. Ayrıca Türkiye'nin ek protokol gereği limanlarını Rum gemilerine açmasının, 2006'de Konsey tarafından denetlenmesi öngörülüyor. Taslak metinde, Kıbrıs'ta çözüm için Birleşmiş Milletler'in çabalarına destek verildiği de vurgulanıyor. Bu Türkiye'nin istediği ancak Kıbrıslı Rumların itiraz ettiği bir koşuldu. Brüksel'den gazeteci Zeynel Lüle, BBC Türkçe Servisi'nin sorularını yanıtlarken, Kıbrıslı Rumlar'ın son ana kadar itirazlarını sürdüreceklerini belirtti. Lüle, "Son dakikaya kadar bu çabayı sürdüreceklerini söylediler. Lefkoşa'dan gelen haberler o şekilde. Hükümet sözcüsünün bir açıklaması var. Eğer, üzerinde 25 üyenin onayıyla uzlaşılamayan bir metin olursa müzakereleri veto edebileceklerini söylüyorlar" dedi. Rum yetkililerin deklarasyonu kabul etmeyebileceklerini belirten Zeynel Lüle, bu kararın bir deklarasyonun yayınlanmaması anlamına geleceğini ifade etti. Gazeteci Lüle, "Türkiye'nin deklarasyonuna karşı bir deklarasyon yayınlama kararı var. Bu durumda Avrupa Birliği bu karara uymamış olacaktır. İster istemez Rum kesimi de biraz esnek davranmak zorunda." dedi. Peki Rumların itiraz ettiği noktalar neler? Yine Brüksel'den Kıbrıslı Rum gazeteci Mirya Antoniadu'ya göre Rumların bu deklarasyona temelde üç noktada karşı gelmeleri bekleniyor. Antoniadu bu itiraz noktalarını şöyle anlattı. "En fazla kaygı yaratan nokta, Kıbrıs'ın Türkiye tarafından tanınması konusu. Bu konu, deklarasyonda olduğu şekliyle korunmuş, halbuki Rumlar Kıbrıs'ın derhal tanınmasından yanaydılar, dolayısıyla bu onları memnun etmedi. Ayrıca, Kıbrıs sorununun çözümünün, Birleşmiş Milletler nezdinde destekleneceği ifadesinden de hoşnut değiller. Üçüncü olarak ise Ankara Antlaşması ek protokolünün uygulanmasını koruyacak mekanizmanın yetersiz olmasından kaygılılar." Antoniadu'ya göre Kıbrıslı Rumlar, özellikle İngiltere ile Fransa arasında varılan uzlaşma sonrası, kendilerini dışlanmış hissediyorlar.
Acaba bir sonraki adımlarının ne olacağı konusunda bir işaret verip vermediklerini sorduğumuzda Antoniadu "Sanırım, COREPER'de ne olacağını beklememiz gerek. Kıbrıslı Rumlar bu deklarasyonu reddetmeye meyilli görünüyorlar ama Avrupa Birliği içinde işler böyle yürümüyor, karşılıklı tartışmanız gerek." diye yanıt veriyor. Kıbrıs tartışmaları arasında gündeme gelmeyen bir diğer konu ise müzakere çerçeve belgesi. COREPER'de bu belgenin gündeme gelip gelmeyeceğini sorduğumuz gazeteci Zeynel Lüle "Başlıca sorun bu. Tamamen Kıbrıs deklarasyonuna odaklandık. Belki Fransa'nın istediği de buydu. Fransa Kıbrıs konusunu, hiçbir ilgisi olmamasına rağmen çok önemli bir sorun haline getirdi. Müzakere çerçeve belgesi tartışılmadı bile. Belki de diplomatik bir oyun bu. Çünkü çerçeve belgesine Fransa ve Avusturya'nın dahil etmek istediği imtiyazlı ortaklık seçeneği var." diye yanıt veriyor. "Bugün yapılacak tartışma, Kıbrıs konusunda çok çabuk şekilde sonuçlanırsa, sanıyorum müzakere çerçeve belgesi de daimî temsilciler tarafından da ele alınır. Çünkü önümüzde 3 Ekim'e üç haftadan az bir süre kaldı. 26 Eylül'de Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının belki de olağanüstü bir toplantı yapması söz konusu. Çünkü İngiltere, müzakere çerçeve belgesinin onaylanmasını 3 Ekim sabahına bırakmak istemiyor." diyen Lüle, bunun sebeplerini ise şöyle açıklıyor. "Türkiye'nin itirazlarının olabileceği bazı maddelerle böyle bir belgeyi 3 Ekim sabahı masaya koymak hoş olmayacaktır. 26 Eylül'deki olağanüstü toplantı yapılırsa, çerçeve belgenin orada onaylanma ihtimali var. Bu toplantı olmazsa, 2 Ekim'de bir başka toplantı yapılması olasılığı da var. İngiltere bu konuda oldukça hassas. Çünkü, müzakere çerçeve belgesinin görüşülmesi ve onaylanması son güne kalırsa, bir kriz çıkabilir ve belki de müzakereler başlamadan o toplantı sona erer." |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||