BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 09 Eylül, 2005 - TSİ 17:03
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
'Sivil toplum yastık görevi görür'
Türkiye'de hükümet cuma günü 47 sivil toplum kuruluşunun temsilcisiyle biraraya gelerek AB müzakere sürecini ele aldı.

Başbakan Erdoğan
Erdoğan: AB sürecini sahiplenin

Toplantıya Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve müzakerelerden sorumlu Bakan Ali Babacan'la birlikte katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB sürecinin sahiplenilmesini istedi.

Erdoğan "Avrupa halklarındaki olumsuz yaklaşım tarzının sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla değişeceğini" söyledi.

Toplantıya katılan sivil toplum örgütleri arasında KESK, TOBB, TÜSİAD, Türk-İş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, MAZLUM-DER, Sakatlar Konfederasyonu, TEMA, İnsan Hakları Derneği, Tarih Vakfı, MÜSİAD, TİM, Hak-iş, Memur-Sen, Kamu-Sen, Türkiye Avrupa Vakfı, İnsan Hakları Vakfı ve Türk Tanıtma Vakfı yer aldı.

Bu örgütler, AB müzakerelerini yürütecek heyete aktif katılım istiyor.

Sivil toplum kuruluşlarına müzakerelerde düşen rolü, İktisadi Kalkınma Vakfı İKV'nin Brüksel temsilcisi Haluk Nuray'la konuştuk.


BBC: AB'yle müzakerelere giren diğer adaylar, sivil toplum kuruluşlarına ne şekilde yer vermiş?

Haluk Nuray: Sivil toplum örgütleri genellikle müzakere pozisyonlarının oluşmasında bir aşama olan çalışma gruplarında yer almışlar; yahut da yer almamışlarsa dahi, belli noktalarda görüşlerine başvurulmuş.

Türkiye için de muhtemelen benzer birşey planlanıyor - ya danışma grupları içinde yer alıyor sivil toplum örgütleri, yahut da alt komitelerde.

Ekstrem bir örnek var: Slovenya.

Slovenya hükümeti Odalar Birliği temsilcisini, yani özel sektörün bir temsilcisini doğrudan doğruya en üst müzakere heyetinin içine almış ve iş dünyasıyla ilgili beş başlığın müzakere sorumluluğunu da bu şahsa vermiş.

Yahut da Macaristan'da gördüğümüz gibi, komiteleri ve müzakere sistemini tamamen bürokratlardan seçen örnekler var.

Bunlar da danışma komiteleri aracılığıyla ya da uygun görüldüğünde çağırıp dinlemek, yazılı görüş almak suretiyle sivil toplumdan görüş almışlar.

BBC: Müzakerelerde sivil toplum örgütlerinin ne tür bir etkisi vardır?

Haluk Nuray: Müzakere aslında biliyorsunuz hükümetler arasında oluyor.

Son tahlilde 25 hükümet ve karşısında da Türk hükümeti oturacak ve müzakereyi onlar yapacaklar.

Ancak Türk hükümeti buradan müzakereye giderken, her başlık için elinde bir müzakere pozisyonuyla gidecek.

Bu müzakere pozisyonu esas itibariyle, AB'nin o alandaki mevzuatına hangi zaman çerçevesi içinde ve hangi usullerle uyulacağını belirten bir belge olacak.

Ama Türk tarafı hemen arkasından eklemeler yapacak.

"Bu müzakere dosyası altındaki konularda Türkiye'nin şu, şu, şu alanlarda problemleri vardır. Biz bu gerekçelerle istisna istiyoruz. Geçiş süreci ya da özel düzenleme talep ediyoruz," deme hakları var.

Müzakere pozisyonu hazırlamak, zaten bu belgeyi ortaya çıkartmak demek.

Buraya yazacağınız istisna ve özel taleplerinizi Türkiye içinde tespit etmek demek.

İşte bunu yaparken hükümetler büyük sorunla karşı karşıya, çünkü geri dönüp sektör bazında sormaları lazım bir kere.

 Zaten diyorlar ya "Müzakerelerin yüzde 95'i ülke içinde cereyan ediyor" diye, işte bunu kastediyorlar

"Bizim Türkiye olarak talebimiz ne olmalıdır?" sorusunu sormaları lazım.

Bunu sorarken, sivil topluma da soracaklar. Sivil toplumun rolü bir kere burada.

Örgütlü sivil toplumun, özellikle iş dünyası içindeki kesimlerin burada talepleri hakkında doğru sinyaller vermesi lazım.

Hükümetin de gerçekten doğru yerlere bu soruyu sorması lazım.

Bu birinci aşama.

Hükümet bunları topluyor. Topladığı zaman diyelim ki 100 tane talep çıkıyor ortaya, çünkü farklı kesimler farklı taleplerle ortaya çıkıyorlar.

Hükümet burada bir eleme yapacak; bu 100 taneyi diyelim ki 10 taneye indirecek ilk önce.

Arkasından da bu 10 taneyi bir sıralamaya tabi tutacak, çünkü en fazla bunun üç tanesi, bilemediniz beş tanesi kabul edilecek.

İşte sivil toplumun önemi bu noktada ortaya çıkıyor.

Şimdi hükümetin bir rolü gidip bu beş talebi Brüksel'de kabul ettirmek, ikinci rolü geriye dönüp halka 95 tanesinin niçin kabul edilmediğini ve bu konuda neler yapılabileceğini anlatmak.

Zaten diyorlar ya "Müzakerelerin yüzde 95'i ülke içinde cereyan ediyor, sadece yüzde 5'i dışarda cereyan ediyor" diye, işte bunu kastediyorlar.

Burda sivil toplum örgütlerine, iş dünyası örgütlerine büyük rol düşüyor.

Bunların, sürekli temas halinde oldukları kesimlere bunu aktarmaları lazım.

Hem aşağıdan aldıkları sinyalleri doğru şekilde hükümete iletmek, hem de hükümetin aldığı müzakere kararlarını geri dönüp geniş kesimlere kabul ettirmek gibi bir rol oynuyorlar.

Yani adeta bir yastık rolü oynuyorlar ve siyaseten müzakereyi kolaylaştırıyorlar.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik