|
Kıbrıs'ta BM'nin hakemliği tartışması | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği'nin Brüksel zirvesinden bu yana, Kıbrıs sorunu yeniden gündemde.
Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin başlaması için Kıbrıs'ın tanınması şartı getirilmişti. Ancak Türkiye'nin buna razı olmaması sonucunda müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim tarihine kadar konunun askıya alınmasına karar verilmişti. Türkiye'nin beklentisi, 3 Ekim'e kadar Kıbrıs sorununun çözülmesi. Fakat Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un yaptığı son açıklamalar, bunun çok da kolay olmayacağını gösteriyor. Papadopulos, Rum Haravgi gazetesine verdiği mülakatta, Kıbrıs sorununun çözümü için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hakemliğini ya da herhangi bir takvimi kabul etmeyeceklerini söyledi. Peki, Papadopulos'un bu açıklaması ne anlama geliyor? Rum gazeteci Andreas Hacıkiryakos'a sorduk. ''Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümünü hedefleyen yeni bir girişim için üç koşul öne sürüyor. Rumların üç şartı Birincisi, çözümün takvime bağlanmaması. Nisan ayında anlaşmayı görüşmek, halka anlatmak ve referanduma gitmek için önümüzde sadece 3 ay vardı. Papadopulos bunun tekrarlanmasını istemiyor.
Ayrıca, Kıbrıs sorununun Türkiye'nin müzakerelerinin başlayacağı tarihle de ilişkilendirilmesini istemiyor. Bu iki konunun birbirinden bağımsız olmasını talep ediyor. İkinci olarak, Papadopulos hakemliği reddediyor. Üzerinde anlaşılan çözümün, doğrudan referanduma sunulmasını istiyor. Yani, referanduma sunabileceği bir anlaşma istiyor. İkinci kez hayır demek zorunda kalmak istemiyor. Papadopulos'un öne sürdüğü üçüncü koşul ise, her iki tarafın da uzlaştığı bir anlaşma olması.'' Peki bu durumda, Kıbrıslı Rumlar için Annan planı hala masada mı? Andreas Hacıkiryakos, Papadopulos, Annan Planının yeni görüşmeler için temel olduğunu söylediğini anımsatıyor: ''Kıbrıslı Rumların çizgisi de böyle. Başka bir planla, sıfırdan başlamak gibi bir fantazimiz yok. Masada bir plan var. Bu plan Kıbrıslı Rumların büyük çoğunluğu tarafından kabul görmedi. Yani, bazı bölümlerinin değiştirilmesi gerek.'' 'Kıbrıslı Türkler için tehlikeli olur' Kuzey Kıbrıs'tan görüştüğümüz Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü'nden Mete Hatay da, Kıbrıs sorununun Avrupa Birliği'ne havale edilmesinin Kıbrıslı Türkler için çok tehlikeli olacağını söylüyor: ''Papadopulos kendisi Avrupa Birliği'nin üyesi. Karar mekanizmasının içerisinde. Yani AB objektif bir pozisyonda değil Kıbrıs Türküne karşı. Bu da bizim için tehlikeli bir gelişme olur. Eğer biz BM arabuluculuğundan vazgeçersek Kıbrıs üyeli AB'nin tayin edeceği birileriyle müzakereleri götürmek zorunda kalacağız. Bence bu büyük dezavantajlar taşıyor.
BM bu işi 30-40 senedir sürdürüyor. Konuya hakim bir kurum. AB'nin objektif bir tavır almasını, arabulucu olmasını bekleyemeyiz. Bir de siyasi bir kurum olmasına rağmen AB daha çok ekonomik bir kurum. Bu tür çatışmaları ortadan kaldırma konusunda pek bir başarısını bilmiyoruz. Böyle bir tecrübeleri yok.'' Kıbrıslı Türkler Annan planını kabul ettiler, ama somut bir sonucunu görmediler. Acaba Ada'nın kuzeyinda yaşayanlar hala Rum tarafının reddetmesinin ardından Annan planının çözüm getireceğine inanıyorlar mı? Mete Hatay büyük bir kesimin Annan planının çözüm getirebileceğine olan inancını koruduğu görüşünde: ''İnanmak da zorunda. Çünkü başka bir alternatif yok. Ayrı bir devlet olarak tanınmayacaklarını anladılar. Konjönktürün buna izin vermediğini de biliyorlar. Planın içerisinde kendilerini rahatsız edecek bir çok unsur olmasına rağmen iyisiyle kötüsüyle tek çıkış yolu olarak görüyor, pek çok kesim. Annan planında politik eşitliğimiz tanınmış, iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon önerisi var. Bunun daha kötüsü, iki toplumlu, ama iki bölgeli olmayan bir çözüm önerisine kadar gidebilecek manevralar yapabilme ihtimalini gösteriyor Papadopulos. 'Ben, Kıbrıs devletini ortadan kaldırmam' diyor. Yeni bir birleşik Kıbrıs cumhuriyetini istemediğini söylüyor.'' Peki Papadopulos, Kıbrıs'ta bir çözüme varılmasını engellemeye mi çalışıyor? Andreas Hacıkiryakos, Papadopulos'un açıklamalarına gönderme yapıyor:
''Papadopulos, çözümü engellemeye çalışmadığını söylüyor. Hatta tersine, çözüme en kısa zamanda ulaşılmasını istediğini belirtiyor. Fakat uluslararası toplumun kendisinden bazı somut adımlar atması sözlerini icraata dökmesini beklediğini düşünüyorum. Ancak Kıbrıs sorununu kesinlikle Türkiye'nin takvimine bağlamak istemiyor. Eğer, Annan planı üzerinde bazı değişiklikler yapılacağı, en azından bunların görüşülebileceği sinyalini alırsa, belki de 3 Ekim'den önce bir çözüme ulaşılması için harekete geçebilir. Fakat Nisan ayında yapılacak seçimlerden önce bir uzlaşmaya varılabileceğini sanmıyorum.'' |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||