Kılıçdaroğlu: "Selahattin Bey, 'Seni başkan yaptırmayacağım' dediği için içeride"

    • Yazan, Hatice Kamer
    • Unvan, Diyarbakır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Diyarbakır ziyaretinin üçüncü gününde Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezinin (DİTAM) Tigris Diyalogları adıyla düzenlediği toplantıda, bölgedeki sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi.

Toplantı sırasında Kılıçdaroğlu'na çok sayıda soru soruldu.

Bu sorulardan birine yanıt verirken anayasa değişikliği ile CHP'ye kumpas kurulduğunu savunan Kılıçdaroğlu, AKP'nin tek adam stratejisine karşı çıktıkları için dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay verdiklerini anlattı:

"Selahattin Bey dokunulmazlığı kalktığı için değil, 'Seni başkan yaptırmayacağım' dediği için içeride. Çıksın desin ki, 'Seni başkan yapacağım, Kürtlerin sana oy vermesini sağlayacağım', ertesi gün onu hapisten de çıkarırlar, ona madalyon da takarlar. Selahattin Bey de bunu biliyor."

Kılıçdaroğlu, konuşmasının ilk bölümünde ülkenin ekonomik krizle kan kaybettiğini, gelir kaybının temel nedeninin üretimsizlik, tarım alanında geriye düşme olduğunu söyledi.

2002'de Diyarbakır'da 50 bin kişinin tarımla uğraştığını belirten Kılıçdaroğlu, sayının 16 bin 918'e düştüğünü söyledi. 2017'den sonra batıya göç eden şirket sayısının da 120 olduğunu kaydetti.

Tüm iş dünyasının önünü göremediğini ve endişeli olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, ''Bu ülkede demokrasinin olmamasının sonucunu yaşıyoruz'' dedi.

Hakaret içermediği sürece düşünce suçu diye bir suçun bu topraklardan kalkması gerektiğini vurguladı.

"Eğer demokrasi olsaydı"

Demokrasi olsaydı herkesin özgürce konuşacağını, medyanın özgürce eleştirebileceğini, düşünce, ifade özgürlüğü ve yargının da bağımsız olacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: ''Eğer demokrasi olsaydı, AİHM kararlarını alt mahkemede sıradan bir hakim ben uygulamam demezdi.''

Türkiye'de demokrasinin olmadığını ama anayasa değişikliği konusunda en samimi ve tutarlı davranan partinin CHP olduğunu savundu:

''O anayasa değişikliğine biz ısrarla karşı çıktık, demokrasi ve hesaplaşma hepimiz için olmalı. Demokrasi hepimizin ortak alanı, Altı benzemez nasıl bir araya geldi diyorlar ama demokrasi konusunda ortak hedefimiz var. Ak tabanında da demokrasi beklentisi var, onlarda da ciddi bir oy kaybı var. Demokrasi ortak payda olarak kabul edilmeli."

Siyasi partilerin demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, parti kapatılmalarına karşı olduklarını söyledi ve "Anayasa Mahkemesi birilerinin babasının çiftliği değildir'' dedi.

"Kayyum atanmasına karşıyız"

Kayyum atamasına da karşı olduklarını yineleyen Kılıçdaroğlu ''Seçimle gelen seçimle gitmeli'' dedi, OHAL'in toplumun her kesimini mağdur ettiğini söyledi.

Altı siyasi partinin güçlendirilmiş parlamenter sistem için hazırladığı Bilkent Deklerasyonu'nun detaylarına ve önemine de vurgu yaptı ve ''Sorun demokrasi sorunu, eğer inşa ederseniz demokrasiyi, o zaman her şeyi çözmüş olursunuz'' dedi, bu amaçla bir araya geldiklerini söyledi.

Helalleşme tanımını ise şu şekilde yaptı: ''Helalleşmek, gücü elinde tutanın yaptığı haksızlıkları kabul edip onunla yüzleşmektir. Roboski'de gençler öldürülürken evet burada bir hata var en azından ailelerinden özür dilemek lazım. Eğer ülkeye barış ve huzuru getireceksek toplumsal kucaklaşmaya ihtiyacımız var. helalleşmek siyasi kurumun olgunlaşması demek, eğer öyle olursa zaten toplumda kavga olmaz.''

Dün akşam Diyarbakır Cezaevi mağduru beş kişiyle görüştüğünü söyleyen CHP Genel Başkanı , beş kişinin de yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamadıklarını söyledi, Diyarbakır Cezaevi'nin insan hakları müzesi olması gerektiğini belirtti.

''Bunlarla nasıl yüzleşeceksiniz, Oturup yüzleşip biz hata yaptık dememiz lazım, yüreğimizdeki yaranın kabuk bağlaması için yüzleşmemiz lazım. Sadece 12 Eylül Diyarbakır değil, Ziverbey köşkünde yapılan işkenceler var, toplumun bunlarla yüzleşmeniz lazım, yüzleşmekten korkmamak lazım. Yapanların topluma özür borcu var, geçmişi kan davasıyla sürdürmenin anlamı yok sözü doğru, önemli olan samimi bir yüzleşmenin gerçeklemesi lazım."

Kürt sorunu çözümüne yaklaşım

Kürt sorunun çözümü sürecine neden karşı çıktıkları eleştirisine Kılıçdaroğlu şu örnekle yanıt verdi:

''İlk düğmeyi yanlış iliklerseniz sorun çözülmez, ben o zaman da yanlışları söyledim, sorunun nasıl çözülmesi gerektiğiyle ilgili konuştum. Kürt sorununun çözümü için beş ilke belli: Kürt sorununda çözümün yeri TBMM olmalı, sorunun çözümünde samimi, dürüst olmalı, kişisel bir ajanda olmamalı, süreç devam ederken millete karşı şeffaf olmalı, uzlaşma komisyonları ve akil adamlar olmalı.''

Deklarasyonu HDP'ye de gönderdik

Altı muhalefet partisiyle yapılan görüşmelerde HDP'nin neden yer almadığı sorusu da Kılıçdaroğlu'na çokça yöneltildi.

HDP'nin farklı bir ittifak çalışması içinde olduğu için bu çalışmada yer alamadığını, HDP ile en çok görüşen siyasi lider olduğunu belirtti:

"HDP üçüncü bir ittifak kuruyor, toplantı yapıyorlar. Biz 1,5 yıllık bir çalışma sonuncunda altı parti bir araya geldik. Yoksa deklarasyonu HDP'ye de gönderdik, onlara da bilgi verdik, kimseden gizli saklımız yok."

Ana dilde eğitim konusundaysa siyasilerin değil pedagogların buna karar vermesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, bu konuda 'çocuğun üstün yararı ilkesine göre' hareket etmek gerektiğini ifade etti.

Diyarbakır ziyaretinin son ayağında Tahir Elçi Vakfı'nı ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şanlıurfa'ya hareket etti.