10 yıl rehine müzakereciliği yapan polisten çocukları ikna etme tavsiyeleri

    • Yazan, Alex Taylor
    • Unvan, BBC News
  • Okuma süresi: 4 dk

Ebeveyinlikle rehine müzakerecisi olmak ilk bakışta pek benzemeyebilir ama her ikisini de yapmış biri, mesleğinde öğrendiği püf noktalarının evde size yardımcı olabileceğini söylüyor.

Nicky Perfect, 30 yılı aşkın bir süre Londra Metropolitan Polis Teşkilatı'nda görev yaptı ve bunun 10 yılını seçkin Rehine ve Kriz Müzakere Birimi'nde uluslararası rehine ve kriz müzakerecisi olarak geçirdi.

BBC'nin çocuk bakımı podcast'ine konuşan Perfect, müzakerecilik kariyerinden edindiği bilgilerle çocuklara karşı sakin kalmanıza ve kontrolü elinizde tutmanıza yardımcı olacak üç tekniği anlattı.

1. Aslında olmayan seçenekler sunun

Çocuklar sürekli sınırları zorlar ve genellikle söylediklerinizin tam tersini yapmak isterler.

Nicky'ye göre bu gibi durumlarda otoritenizi kullanmak ve "Çünkü ben öyle söyledim" demek yerine, "Başka seçeneğim yok" taktiğini denemekte fayda olabilir.

Yani mevcut tek bir seçeneği çocuğunuza kontrol ve etki hissi sunacak şekilde söylemek.

Örneğin, "Paltonu giyeceksin" demek yerine çocuğa "Paltonu evde mi dışarı çıkarken mi giymek istersin?" diye sormak onun dinlendiğini, saygı gördüğünü ve sürece dahil edildiğini hissetmesine yardımcı olabilir.

Üstelik her iki seçenek de paltosunu giydiği anlamına geliyor.

Bir başka örnek de sebze yemeyi reddeden bir çocuğa brokoli veya Brüksel lahanası arasında seçim yapma seçeneği sunmak olabilir.

Bu her zaman işe yaramayabilir, ancak anlık direnci azaltmaya yardımcı olabilir.

2. Yanıt vermeden önce 90 saniye bekleyin

Nicky hassas konuları ele alırken duygusal tepki vermenin önüne geçmek için 90 saniye beklemeyi tavsiye ediyor.

Bir FBI ajanı Nicky'ye bir keresinde şöyle demiş:

"Hayattaki görevin insanları değiştirmek değil... Bunu yapamazsın... Seçebileceğin tek şey nasıl tepki vereceğin."

Duygular beynimizin mantıklı tarafını ele geçirmek üzere olduğunda bile bunu hatırlamakta fayda var.

Nicky çok sinirlendiğiniz bir an için şu tavsiyeyi veriyor:

"'Biliyor musun? Şu an çok duygusalım. Gidip bunu düşünmem gerekiyor' diyebilirsiniz. Ya da hiçbir şey söylemeyip onların söyleyeceklerini dinleyebilirsiniz."

Nicky kendisi de bu taktiği kullanmak zorunda kalmış. Üvey kızı, Noel Gününü babası ve kardeşleriyle geçirmek istediğini söylediğinde...

Nicky içten içe üvey kızının yanında kalmasını çok istiyordu. Ama kendini tuttu.

O anı şöyle anlatıyor:

"Bir noktada duraklatma düğmesine basmanız ve 'Bu senin Noelin. Sen ne istiyorsun?' demeniz gerekiyor."

Bu durumu kabul etmesi her şeyi kolaylaştırdı. Sonra da üvey kızıyla birlikte Noel'i bir gün önce ya da sonra kutlamanın yolunu buldu.

3. Onların bakış açısını görün

Nicky'ye göre, ister büyük ister küçük olsun, dünyayı diğer kişinin bakış açısından görmek çok önemli.

Bu şekilde elde edeceğiniz sonucun faydalarını karşı tarafa anlatabilir ve aynı zamanda onların da dinlendiğini hissetmelerini sağlayabilirsiniz:

"Buna 'müzakere gücü' deniyor, çünkü insanlara bir şeyin neden olması veya olmaması gerektiğine dair nedenler sunarsanız, kabul etme olasılıkları daha yüksek olur."

"Önemli olan bunu fark etmek ve insanlara karşı gerçekten dürüst olmak. İnsanlar dürüstlüğünüze sandığınızdan çok daha fazla değer veriyorlar."

Örneğin, yatma vakti geldiğinde yaşanan öfke nöbetleri sıkça karşılaşılan bir sorun. Çocuklar, ani bir yatma vakti duyurusunun getirdiği özerklik kaybıyla genellikle buna itiraz ediyor.

Nicky'ye göre çözüm, olaya yetişkin gözüyle bakmak yerine, çocuğun o anki duygularını dikkate almak.

Oyun oynarken keyif aldığı bir anda aniden yatma vakti geldiğini söylüyorsanız bu durum onları doğal olarak üzebilir.

Nicky'nin önerisi, çocuk eve gelir gelmez gece rutinini doğal bir şekilde konuşmanın içine yerleştirmek ve akşam boyunca düzenli olarak pekiştirmek.

"Önce akşam yemeği yiyeceğiz, sonra biraz televizyon izleyeceğiz ve ardından yatma vakti gelecek" gibi bir şey iyi bir çerçeve oluşturabilir.

Bu sayede çocuk, olacaklardan hoşlanmasa bile, olan bitenin daha çok farkında oluyor ve sürece dahil olduğunu hissediyor. Bu da daha az öfke nöbeti anlamına geliyor.