You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Trump'ın Barış Kurulu, zor durumdaki BM'yi devre dışı bırakır mı?
- Yazan, Lyse Doucet
- Unvan, BBC News
- Okuma süresi: 7 dk
"Birlikte, on yıllarca süren acılara son verebilecek, nesiller boyu süren nefret ve dökülen kanı durdurabilecek, bu bölge ve dünyanın tümü için güzel, kalıcı ve görkemli bir barışı kurabilecek konumdayız."
Bu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Davos Ekonomik Forumu'nda, Barış Kurulu'nu dünyaya ilan ederken sarf ettiği iddialı bir cümleydi.
Çok fazla acı ve çatışmanın yaşandığı dünya, ona inanmayı çok istiyor.
Ancak dünyanın dört bir yanından birçok gözlemci ve yetkili, Barış Kurulu'nun, Trump'ın İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası mimariyi yıkıp yerine kendisinin egemen olduğu yeni kurumlar yaratma arzusunun bir başka kanıtı olarak görüyor.
Polonya Başbakanı Donald Tusk sosyal medyadan kısa ve öz bir şekilde, "Kimsenin bizi kandırmasına izin vermeyeceğiz" uyarısında bulundu.
Buna karşın Trump'ın Avrupa'daki en büyük destekçisi Viktor Orban, "Trump varsa barış da vardır" diyerek girişimi övdü.
Peki, Trump'ın sonsuza dek başkanlık edeceği bu kurul tam olarak ne yapacak?
Bu gerçekten de Birleşmiş Milletler'in (BM) bir mini kopyasını oluşturma girişimi olabilir mi?
Başkanının gücü
Geçen yıl ABD öncülüğünde Gazze'deki savaşı sona erdirme amacıyla ortaya çıkan ve BM Güvenlik Konseyi kararıyla da onaylanan bu kurul fikri, şimdi çok daha büyük, çok daha görkemli ve küresel bir amaca sahip.
Ve bu, başkanın etrafında dönen bir kurul.
Taslak tüzüğün sızdırılan ayrıntılarında, Trump görevden ayrılsa bile ömür boyu kurulun başkanı olarak görev yapacağı belirtiliyor.
Aynı tüzüğe göre yetkileri de çok geniş olacak: Üye devletleri davet etme veya etmeme yetkisi, alt organlar oluşturma veya feshetme yetkisi var.
Dahası görevinden ayrılmaya karar verdiğinde veya görevini yerine getiremeyecek duruma geldiğinde halefini atama yetkisi de onda.
Bir ülke kurulun daimi üyesi olmak isterse, dudak uçuklatan bir miktar olan 1 milyar dolar ödemek zorunda olacak.
Bu bomba etkisi yaratan gelişme, zaten baş döndürücü olayların yaşandığı Ocak ayına eklendi.
Sadece birkaç hafta içinde; Venezuela lideri ABD'ye götürüldü, İran askeri harekâtla tehdit edildi. Trump'ın Avrupa içinde ve ötesinde şok dalgaları yaratan Grönland'ı ele geçirme talepleri duyuldu.
Barış Kurulu'nun ilk biraraya gelişi için Davos'ta, Arjantin'den Azerbaycan'a, eski Sovyet cumhuriyetlerinden Körfez krallıklarına kadar, on dokuz ülke bir araya geldi.
Daha birçok ülkenin de "katılmayı kabul ettiği" söyleniyor.
Trump, kurulda veya altındaki yürütme organlarında isimleri bulunan liderlere ve yetkililere bakarken, "Bu gruptaki her birini seviyorum" diyerek tebessüm etti.
Birçok potansiyel üye ise daveti kibarca reddetti.
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, "Putin'in içinde olduğu ve barıştan bahseden bir şeyin parçası olması konusunda da endişelerimiz var" diyerek tavırlarını açıkladı.
Davete yanıtlar
Trump, Rusya'nın da kurula dahil olduğunu söyledi. Ancak Moskova'dan gelen mesaj, "danışman ortaklar" oldukları yönündeydi.
İsveç, "Mevcut tüzüğe göre, katılmıyoruz" yanıtını verdi.
Norveç'in diplomatik dille yanıtı ise, "Bu önerinin yarattığı, cevaba muhtaç sorular için Washington ile daha fazla diyalog gerek" oldu.
Aralarında altı Arap ülkesinin yanı sıra Türkiye ve Endonezya'nın da bulunduğu, çoğunluğu Müslüman yedi ülkeden oluşan bir grup bile, "Gazze'de adil ve kalıcı bir barış" için katıldıklarını açıkça belirtti.
Ancak kurul tüzüğünün sızan ayrıntılarında Gazze'den bahsedilmiyor.
Katılmakta isteksiz bazı ülkeler de dahil olmak üzere, kurulu eleştirenler, bu projeyi, en büyük övgüyü yani Nobel Barış Ödülü'nü alma takıntısını gizlemeyen bir başkanın kibirli projesi olarak niteliyor.
(Barack Obama, Nobel Barış Ödülü'nü Beyaz Saray'daki ilk döneminin başında 2009'da almıştı.)
Dünya liderleri, bu yeni kulübe katılmamanın bir bedeli olabileceğini biliyorlar.
"Şaraplarına ve şampanyalarına %200 gümrük vergisi koyacağım ve böylece katılacak, ama katılmak zorunda da değil."
Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u, sık kullandığı vergi silahıyla tehdit ederken bu cümleyi kullandı.
Sadece Slovenya herkesin sessiz kaldığı şeyi, yüksek sesle dile getirdi.
Slovenya Başbakanı Robert Golob, "Bu, daha geniş uluslararası düzeni tehlikeli bir şekilde bozuyor" diyerek endişesini açıkça belirtti.
Trump bu endişeye açık açık değindi.
Her sözünü dikkatle dinleyen tıklım tıklım dolu salona hitaben, "Kurul tamamen oluşturulduktan sonra, neredeyse istediğimiz her şeyi yapabileceğiz. Bunu Birleşmiş Milletler ile birlikte yapacağız" dedi.
Ancak Trump dünyayı merakta bırakmayı seviyor.
Bir gün önce, Fox televizyonuna verdiği röportajda, "Kurulun BM'nin yerini alıp almayacağı" sorusuna, "Belki de alır. BM pek yardımcı olmadı" diye yanıt verdi.
Ardından da ekledi:
"BM'nin potansiyeline büyük hayranım, ancak potansiyeline asla ulaşamadı. Benim çözdüğüm savaşların her birini BM çözmeliydi."
Barış Komutanlığı için yeni aday mı?
Ülke bazında 193 üyesi olan Birleşmiş Milletler, gerçekten de uzun zamandır "barış komutanlığı" rolünü kaybetmiş durumda.
Güvenlik Konseyi'nin nadir görülen şekilde oy birliğiyle ismini onayladığı BM Genel Sekreteri António Guterres'in, Ekim 2016'da göreve geldiği ilk gün röportaj yapmıştım.
Bu röportaj aracılığıyla, "Barış diplomasisinde atılım yapacağı" mesajını vermişti.
BM'nin barış için uğraşıları son on yıldır, kilitlenen Güvenlik Konseyi, ABD de dahil olmak üzere dünyanın en güçlü ülkeleri karşısında kendi konumunun sürekli aşınması nedeniyle engellendi.
BM'de uzun yıllar görev yapmış bir isim olan Martin Griffiths, kurul fikrinin, "BM Güvenlik Konseyi ve genel anlamda BM'nin başarısızlığının bir yansıması" olduğuna inanıyor ve "Sayın Trump'ın savaşları sona erdirme konusundaki çalışmasını hepimiz memnuniyetle karşılamalıyız" diyor.
Ancak eski BM Genel Sekreter Yardımcısı Griffiths, kurulun "Trump'ın dostları" olarak gözüktüğüne işaret ederek, "Son 80 yılda, sayısız başarısızlık ve beceriksizlikten öğrendiğimiz bir şey de, küresel topluluğun temsiliyeti ve kapsayıcılığın önemiydi" uyarısını yapıyor.
Guterres'in kendisi de yakın zaman önce, "hukukun gücünün yerini, gücün dayattığı hukukun alması gerektiğine inananlar var" diyerek gelişmeler karşısında üzüntüsünü dile getirdi.
BBC'nin Today programında konuşan Guterres, Trump'ın sekiz savaşı bitirdiğine dair tekrarladığı iddiası konusundaki soruya, gayet doğal bir şekilde "Bunlar ateşkesti" yanıtı verdi.
Bu ateşkeslerin bazıları zaten bozuldu.
Ruanda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti arasındaki geçici barış anlaşması kısa sürede bozuldu. Kamboçya ve Tayland yeniden karşı karşıya geldi. Hindistan, Pakistan ile olan çatışmayı sona erdirmede Trump'ın kendisini merkeze koyan rolünü yadsıdı.
İran ve İsrail arasındaki 12 günlük savaşıysa yalnızca Trump'ın güçlü arabuluculuğu sona erdirebilirdi.
Kişisel müdahalesi, geçen Ekim ayında Gazze'deki savaşta ateşkesi sağladı. Hem Filistinlilerin acısını hem de İsrailli rehinelerin ıstırabını hafifletti.
En yakın Arap müttefiklerinin ve İsrailli ailelerin ısrarı üzerine bu felakete tamamıyla odaklanma kararı, onu İsrail Başbakanı Netanyahu ve Hamas'ı bir anlaşma yapmaya zorlamaya itti.
Barış Kurulu'nun daha ilk sınavı oldukça zorlu. İlk aşamadan, Gazze'de savaşı sona erdirecek noktaya ulaşmak.
Bir Filistin devletinin kurulmasını engellemeye yemin etmiş Netanyahu ile sürdürülebilir bir barışa giden tek yolun Filistin özerk yönetimi ve İsrail işgalinin sona ermesi olduğunu savunan Arap liderleri, bu kurulu şekillendiriyor.
Amerika ve tabii Avrupa'nın gündemindeki diğer büyük savaş Ukrayna. Ukrayna lideri Zelenskiy, Moskova ve Minsk ile aynı masaya oturmaktan kaçınıyor.
Kurulun alt kademesinde, çoğu Gazze'ye odaklanan üç katman bulunuyor: Yürütme Kurulu, Gazze Yürütme Kurulu ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi.
Alt kurullar, kıdemli Amerikalı yetkililer ve milyarderlerin yanı sıra, Gazze'yi iyi tanıyan saygın eski politikacılar, eski BM elçileri, Arap bakanlar, istihbarat şefleri ve Filistinli teknokratlardan oluşuyor.
'Zayıf BM liderliği döneminden çıkıyoruz'
Ancak her ne kadar bu girişimi eleştirseler de, bazıları onlarca yıllık bir sorunu masaya getirdiği için Trump'a hakkını teslim ediyor.
Bu, İkinci Dünya Savaşı sonrası kazananların oluşturduğu BM Güvenlik Konseyi'nin, artık dünyanın yeni güçleriyle oluşan yeni siyasi haritayla uyumlu olmaması ve yeniden düzenlenmesi talebi.
Eski BM Genel Sekreter Yardımcısı Mark Malloch Brown,"Belki de Trump'ın yaptıklarının amaç bu olmasa da iyi bir sonucu, bu konuların uluslararası gündemin en üst sıralarına dönmesi" diyerek bu konuya dikkat çekiyor.
"Son derece zayıf bir BM liderliği döneminden çıkıyoruz ve bence bu bir harekete geçme çağrısı olabilir" diyor.
İronik bir şekilde, Trump'ın dünyayı barışa doğru yönlendirme girişimi, Guterres'in bu yılın sonunda ikinci dönemini tamamlamasıyla birlikte, birçok başkentte onun yerine geçecek kişiyi belirleme tartışmalarının hız kazandığı bir dönemde gerçekleşiyor.
Daha önce Ukrayna savaşını bir günde bitirebileceğini ilan eden Trump, ikinci dönemindeki ilk yılında, barış yapmanın uzun ve tehlikeli bir süreç olduğunu öğrendi.
Buna karşın bugün, Ortadoğu'da sadece "küçük yangınların" olduğunu iddia etti.
Ukrayna'da bir çözümün "çok yakında" geleceğini vaat etti.
Ve Barış Kurulu komutanı olarak yeni rolünden keyif alır gibiydi.
"Bu dünya için" diye seslendi.
Ana fotoğraf: Reuters