Sedat Peker videolarının yayınlanmasından bu yana neler oldu, kim, ne dedi?

SEDAT PEKER

Kaynak, YOUTUBE.COM

Okuma süresi: 6 dk

Türkiye'de organize suç örgütü lideri olmak suçlamasıyla hakkında arama kararı bulunan Sedat Peker, yurtdışından yaptığı video paylaşımlarıyla bir dizi iddia ortaya atıyor ve itiraflarda bulunuyor.

Bir süredir yurtdışında bulunan Peker, ilk videosunu 2 Mayıs'ta YouTube kanalına yükledi. O tarihten bu yana da toplamda yedi video yayınladı. Peker'in yayınladığı videoların tamamı 5 milyonun üzerinde izlenirken, en çok izlenen 23 Mayıs tarihli yedinci video 12 milyondan fazla kere görüntülendi.

Ayrıca açtığı Twitter hesabı üzerinden de yaşanan gelişmelere göre paylaşımlar yapıyor.

1990'lardan bu yana 'mafya operasyonlarının' en önemli isimleri arasında yer alan Peker'in ortaya attığı iddia ve yaptığı itiraflarla ilgili henüz bir soruşturma açılmış değil.

Ancak paylaşımlarında ismini verdiği bazı kişilere yönelik operasyonlar düzenlendi, ev ve işyerlerinde aramalar yapıldı.

Bununla birlikte, başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere bazı kişi ve barolar da Peker'in açıklamalarıyla ilgili çeşitli suç duyuruları yaptı.

Peker'in ilk videosundan bu yana geçen üç haftayı aşkın bir sürede neler yaşandı?

Süleyman Soylu

Kaynak, Getty Images

Soylu iddialar hakkında ne dedi?

Peker, ilk yayımladığı videolarda kendisine Nisan ayında Türkiye'ye dönebileceği sözünün verildiğini ifade ederken, bazı kişi ve kurumlarla ilgili de birtakım iddialar ortaya attı.

Peker'in videolarına ilk resmi tepki İçişleri Bakanlığı ve Soylu'dan geldi. Bakanlığın 9 Mayıs'ta yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu iddialar "iftira ve itham" olarak nitelendirildi ve bunların "güvenlik güçleri ile devlet üzerine yeni bir organize suç faaliyet olarak değerlendirildiği" aktarıldı.

Ancak Peker'in Bakanlığın ve Soylu'nun iddialarına tepkisi çok sert oldu. Bu açıklamaların üzerine çektiği videolarda Soylu hakkında çok sayıda iddia ortaya attı ve hakaretler yöneltti.

Peker, Soylu'yu "Türkiye'ye dönüş biletimdi" sözleriyle tanımladı ve hakkındaki soruşturmaların ilerlemesi halinde kendisine haber verme vaadinde bulunduğunu ima etti.

Soylu, iddialar hakkında 19 Mayıs'ta önce TRTHaber'de, 24 Mayıs'ta HaberTürk kanalında canlı yayında soruları yanıtladı.

Soylu, Peker'in iddialarını "saçmalık" olarak nitelendirdi ve Türkiye üzerine "bir operasyon düzenlendiğini" öne sürdü.

Soylu, Peker'e koruma verdiği iddialarını da reddetti ve bu korumanın kendisinden önceki dönemlerde verildiği, kendi zamanında ise geri alındığını söyledi.

Soylu, "İddiaları ve iftiraları tamamen boş olsa da devleti hedef alıyor. Türkiye'ye güya kendi adına bir vesayet ortaya koymaya çalışıyor, neredeyse herkese 'İpiniz elimde' diyor ve bir sessizlik hakim (…) 17-25 Aralık, 6-7 Ekim, 15 Temmuz bütün süreçleriyle Türkiye bir operasyona tabii tutuluyor. Türkiye'nin üzerine getirilmeye çalışılan tam da budur" diye konuştu.

Soylu, yaşananlar üzerine istifa etmeyeceğini belirtti.

Soylu'ya Millyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli destek verdi. Bahçeli, partisinin 25 Mayıs'taki grup toplantısında, İçişleri Bakanı'nın yalnız olmadığını belirterek, "Türkiye, sosyal medya iftiraları ile ele geçirilemez. Türkiye'nin gündemi video kayıtları ile rehin alınamaz" dedi.

İçişleri Bakanı ayrıca, Peker'in videolarıyla ilgili farklı suç duyurularında da bulundu. İlk olarak Peker hakkında "hakaret ve iftira" gerekçesiyle suç duyurusunda bulunan Soylu, kendisine yönelik iddiaların araştırılmasını talep etti.

Soylu'nun bir diğer suç duyurusu da internethaber.com Yönetim Kurulu Başkanı Hadi Özışık ve kardeşi Süleyman Özışık hakkında oldu.

Hadi Özışık ve Sedat Peker görüntülü telefon görüşmesi.

Kaynak, TWITTER

Özışık kardeşler konuya nasıl dahil oldu?

Soylu'nun haklarında suç duyurusunda bulunduğu Özışık kardeşlerin konuya dahil olmaları Peker ile İçişleri Bakanı arasında "aracılık yaptıkları" iddiasıyla başladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, 18 Mayıs'ta Halk TV'de katıldığı bir televizyon programında Özışık kardeşleri işaret ederek, bu iki ismin Soylu'nun mesajlarını Peker'e iletip iletmedikleri sorusunu yöneltti.

Hadi Özışık, bu iddiaları çok net bir dille yalandı. Gazeteci Cüneyt Özdemir'in YouTube programına katılan Hadi Özışık, "Sedat Peker'e ben Süleyman Soylu, senin için işte Berat Albayrak'ın videosunu yayınlama gibi bir ifade bir mesaj götürmüşsem ya da Süleyman Soylu bana böyle bir mesaj vermişse, ben şerefsizim haysiyetsizim" sözlerini sarf etti.

Bunun üzerine Peker de Hadi Özışık ile Facetime üzerinden yaptığı ve kaydettiği iki farklı görüşmenin kaydını Twitter üzerinden yayınladı.

Peker'in yayımladığı ilk videoda Hadi Özışık'ın Soylu ile görüştüğünü ve o görüşmeye dair diyalogları anlattığı görüldü. Hadi Özışık da "iki sevdiği dostu arasında arada kaldığını" söyledi.

Yayımlanan ikinci videoda ise Hadi Özışık, Peker'in YouTube için çektiği videoda adının çıkarılmasını istedi ve "Süleyman Bey'le görüşmeye giden Süleyman Özışık" dedi.

Özışık daha sonra Twitter hesabından yaptığı paylaşımla Soylu'dan ve kamuoyundan özür diledi.

X paylaşımını geçin
X içeriğine izin veriyor musunuz?

Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.

Uyarı: Üçüncü tarafların sağladığı içerikte reklam bulunabilir.

X paylaşımının sonu

Soylu, Hadi ve Süleyman Özışık hakkında "hakaret", "iftira" ve "örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım" iddialarıyla suç duyurusunda bulundu ve TRTHaber'de katıldığı programda Hadi Özışık için "keklemişler" ifadesini kullandı.

Bu gelişmelerin ardından Özışık kardeşlerin evinde ve sahibi oldukları internet sitesinin ofisinde arama yapıldı. Aramalarda "telefon ve dijital materyallere" el konulduğu açıklandı.

mehmet agar

Kaynak, AFP

Mehmet Ağar'ı gündeme getiren iddialar neler?

Peker'in videoları, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın da yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Ağar, 1996'daki Susurluk skandalıyla gün yüzüne "mafya-siyaset-devlet" üçgenindeki karmaşık ama karanlık ilişkilerle ilgili ortaya atılan iddia ve yapılan araştırmaların odağında bulunan bir isim.

Bir dönem Doğru Yol Partisi genel başkanlığı yapan Ağar, 2011 yılında "suç örgütü yöneticisi" suçlamasıyla yargılandığı davada beş yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 1 yıl 4 gün cezaevinde yattıktan sonra denetimli serbestlikle tahliye edildi.

Peker'in iddialarının odağında Ağar'ın tahliye olmasının ardından yönetim kurulu başkanı olduğu Bodrum Yalıkavak'taki marina yer alıyor. Peker ayrıca, Mehmet Ağar'ın oğlu, şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili olan Tolga Ağar'ın da bazı suçlara karıştığını ancak bunların örtbas edildiğini öne sürdü.

Ağar, Peker'in suçlamalarını reddetti. Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk'e konuşan Ağar, şu anda dokunulmazlığı olmadığını ve devletin kendisiyle ilgili istediği araştırmayı yapabileceğini söyledi.

Yalıkavak'taki marinayı zorla ele geçirdikleri iddialarıyla ilgili de, "Bizi buradan uzaklaştırınca yapılacak olan da belli, buraya mafya çökecek. Bugün eğer mafya buraya giremiyorsa bizim burada olmamızdandır" dedi.

Ancak Ağar, Soylu'nun bu sözlere tepki göstermesinin ardından özür diledi ve kendini yanlış ifade ettiğini aktardı.

Soylu, 24 Mayıs'ta HaberTürk kanalında yaptığı açıklamada, "Sayın Ağar'ın marinada görev alması doğru mu? 48 saat içinde ben olsam ayrılırım. İçişleri Bakanı olarak söylüyorum. Bu tip insanlar bir yerde bulunduğu zaman bunları bu meselenin üzerinden yormak kolaydır" dedi.

Uğur Mumcu

Kaynak, CUMHURIYET

Fotoğraf altı yazısı, Uğur Mumcu, henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü almıştı

Kutlu Adalı ve Uğur Mumcu suikastları neden tekrar gündeme geldi?

Peker'in 23 Mayıs'ta yayınladığı videolarda Ağar'ın adını vererek gündeme getirdiği bir diğer konu da 1990'larda işlenmiş iki suikast oldu.

Bunlardan ilki Kuzey Kıbrıs'ta 6 Temmuz 1996'da öldürülen gazeteci ve yazar Kutlu Adalı suikastı. Peker, Ağar'ın, Adalı'yı öldürtmek için kendisinden tetikçi talep ettiğini öne sürdü.

Peker, bu talep üzerine kardeşi Atilla Peker'i Kıbrıs'a gönderdiğini, ancak sonradan o dönemin Emniyet Genel Müdür Müşaviri Korkut Eken ile görüştüğünde "başka bir ekibin Adalı'yı öldürdüğünün söylendiğini" aktardı.

Bu açıklamalarda adı geçen Atilla Peker, Pazar günü gözaltına alındı. Soylu, HaberTürk'te yaptığı açıklamada, Atilla Peker'in Adalı cinayetiyle ilgili yapılan itiraftan değil, ruhsatsız silah bulundurma ihbarı nedeniyle gözaltına alındığını söyledi.

Sedat Peker'in gündeme getirdiği ikinci cinayet de Uğur Mumcu suikastı oldu. Peker, suikastın ardından olay yerine giden ilk kişinin Ağar olduğuna dikkat çekti.

Mumcu'nun eşi, TBMM eski Başkanvekili Güldal Mumcu, konuyla ilgili bilgi sahibi herkesin konuşması ve sonuna kadar gidilmesi çağrısını yineledi. Mumcu, "Çekin tuğlaları yıkılsın duvar, altında kim kalırsa kalsın" dedi.

Eski başbakan Yıldırım, Peker'in sözlerine karşılık olarak, "İddialar kesinlikle iftiradır, şiddetle reddediyoruz. Bizimle uyuşturucuyu yan yana getirmek tümüyle hakarettir" açıklamasında bulundu.

Kaynak, TWITTER

Binali Yıldırım oğlu hakkında iddialara ne yanıt verdi?

Peker'in 23 Mayıs Pazar günkü videosunda gündeme getirdiği bir diğer iddia da kokain ticareti rotasının Kolombiya'dan Venezuela'ya döndüğü ve Adalet ve Kalkınma Partisi Başkanvekili ve eski Başbakan Binali Yıldırım'ın oğlu Erkam Yıldırım'ın da bu yeni güzergahı oluşturmak için Venezuela'ya gittiği yönünde.

Binali Yıldırım, videodan kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada, bu iddiaları net bir dille yalandı.

Yıldırım, "İddialar kesinlikle iftiradır, şiddetle reddediyoruz. Bizimle uyuşturucuyu yan yana getirmek tümüyle hakarettir" dedi.

Yıldırım, oğlunun Aralık 2020'de Venezuela'ya gittiğini ve ziyaretinin amacının da Covid-19 salgını nedeniyle bu ülkeye test kiti ve maske gibi malzemeler dağıtmak olduğunu belirtti.

Binali Yıldırım, ""Oğlum Venezuela'ya gitmiştir. Orada bahsedildiği gibi Ocak'ta, Şubat'ta değil; geçen sene Aralık ayında gitmiştir. Beraberinde de Covid ile mücadele amacıyla orada ihtiyaç sahiplerine test kiti, maske gibi birtakım malzemeler götürüp dağıtmıştır. Ziyaret amacı da bundan ibarettir. O esnada Venezuela'da seçim olduğu için Türkiye Dostluk Grubu da oradaydı, o münasebetle onlarla da birlikte oldu. Bazı sosyal medya paylaşımlarında resmi heyet ile gittiği ifade ediliyor, bu da gerçek dışıdır. Kendi biletini alarak, kendi imkanlarıyla, masraflarını karşılayarak o ziyareti gerçekleştirmiştir" dedi.