Milletvekili seçilen Can Atalay neden tahliye edilmiyor?

Kaynak, TİP
Mahmut Hamsici
BBC Türkçe
Gezi Parkı Davası kapsamında 2022’de tutuklanan Can Atalay, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili seçildi ancak tahliye edilmedi.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin Atalay’ın durumuyla ilgili verdiği farklı kararlar, Türkiye'de bir yargı krizine neden oldu.
Durumu TBMM’de sık sık tartışılan Atalay’la ilgili 16 Ağustos’ta düzenlenen TBMM oturumunda kavga ve arbede yaşandı.
Atalay’la ilgili hukuki ve siyasi süreçte en başından bu yana neler yaşandığını inceledik.

Kaynak, Getty Images
Gezi Parkı davasında tutuklandı
Avukat Can Atalay, Gezi Parkı eylemleriyle ilgili dava kapsamında, 2019'da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başladı.
Dava kapsamında Atalay, 25 Nisan 2022’de “Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım” suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Karar ardından tutuklanarak Marmara Cezaevi’ne (eski adıyla Silivri) gönderildi.

Kaynak, Getty Images
14 Mayıs seçimlerinde milletvekili seçildi
O dönem konuyla ilgili bir açıklama yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, konunun "Adalet Bakanlığı'nın uhdesinde olmadığını" söyledi ve yargı sürecinin devam ettiğini belirtti.
Tunç, Gezi Parkı Davası'nın anayasal düzen ile ilgili olduğunu da ekledi:
“Yargıtay'da görülen bir dava. Yargıtay'da şu anda hükümlü olarak dosyası devam ediyor, hüküm verilmiş. Biliyorsunuz Gezi davası anayasal düzenle alakalı bir konu. Anayasa'nın 14. maddesindeki dokunulmazlık kapsamı dışında olan dosyalardan.”
Anayasa’nın 83. maddesinde "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz" ifadesi yer alıyor.
Aynı maddede, “Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14. maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” cümlesi de bulunuyor.
14. maddede ise “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz” diye yazıyor.
Atalay’ın avukatı Deniz Özen ise AYM’nin bu konuda içtihatları olduğunu savundu:
“AYM, Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu kararlarında Anayasa’nın 14. maddesini tartıştı ve dedi ki ‘Bu maddede muğlak bir ifade var, devletin bütünlüğüne karşı durmaları gibi bir ibare geçiyor, hangi suç tipinin bu madde kapsamına girdiği hangisinin dışında olduğuna dair hiçbir yasal düzenleme yok’. Ve ihlal kararı verdi. AYM’nin yerleşik içtihatı bu.”

Kaynak, Getty Images
Yargıtay kararı ve AYM'ye başvuru
13 Temmuz 2023’te Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Atalay'ın tahliyesi ve hakkındaki yargılamanın durması istemini reddetti.
Bu karara yapılan itiraz da Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından reddedildi.
20 Temmuz 2023'te Atalay’ın avukatları, yargılamaya devam edilmesi nedeniyle "seçilme ve siyasi faaliyette bulunma" hakkının, tahliye talebinin reddedilmesi nedeniyle de "kişi hürriyeti ve güvenliği" hakkının ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesi'ne Atalay adına bireysel başvuruda bulundu.
Başvuru devam ederken 28 Eylül 2023’te Yargıtay 3. Dairesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25 Nisan 2022'de verdiği karara ilişkin temyiz incelemesini tamamladı.
Bu incelemeyle Gezi Parkı Davası'nda aralarında Atalay’ın da bulunduğu beş sanığın mahkumiyeti onandı.
TİP, 1 Ekim’de Hatay’dan yaklaşık bir ay sürecek bir yürüyüş başlattı.
"Özgürlük Yürüyüşü" adlı eylemin en önemli taleplerinden biri Can Atalay’ın serbest bırakılmasıydı.

Kaynak, X (@tipgenelmerkez)
AYM ihlal kararı verdi
AYM, Atalay'ın bireysel başvurusunu 5 Ekim 2023’te görüştü ve başvuruyu Genel Kurul’a sevk etti.
12 Ekim 2023’te Genel Kurul, başvurunun görüşülmesini erteledi.
Genel Kurul 25 Ekim 2023’te ise toplanarak, Atalay’ın “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine oy çokluğuyla hükmetti.
Atalay’ın avukatları, “Bu kararla Can Atalay’ın derhal tahliye edilmesi eksik kalan yeminini ederek Hatay halkının vekilliğine başlaması gerekiyor” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Can Atalay hakkında Yargıtay’ın kararı Meclis’e geldi ancak Genel Kurul’a sevk etmedim, AYM kararı ortadadır, Meclis gereğini yerine getirecektir” diye konuştu.

Kaynak, Getty Images
Yargıtay'dan AYM'ye tepki
AYM, yeniden yargılama ve tahliye için kararını 26 Ekim 2023’te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi.
Avukatları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin AYM kararını uygulayarak Atalay'ı serbest bırakmasını beklerken mahkeme, 30 Ekim’de dosyada karar verme yetkisinin Yargıtay'da olduğunu belirterek dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi'ne gönderdi.
TİP, Atalay AYM kararına rağmen tahliye edilmediği için Hakimler Savcılar Kurulu’na (HSK) soruşturma çağrısı yaptı.
31 Ekim 2023’te Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Atalay'ın tahliye edilmemesini değerlendirdi.
“Yargıtay'ın vereceği kararı hep beraber göreceklerini” söyleyen Tunç, "Yargı bağımsız, tarafsız, en doğru kararı verecektir" dedi.
Tunç, "Yargıtay, adliye mahkemelerinden verilen kararların son inceleme mercidir. Kararları kesindir" diye konuştu.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise 8 Kasım'da yaptığı açıklamayla Can Atalay’ın mahkumiyet kararını onayan bir önceki kararın doğru olduğunu belirterek, AYM'nin ihlal kararını reddetti.
Daire, Can Atalay hakkındaki AYM'nin verdiği ihlal kararına uyulmamasına, Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için karar örneğinin TBMM'ye gönderilmesine ve ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmasına karar verdi.
Atalay'ın avukatları ve muhalefet partileri karara tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 10 Kasım'daki, "yargı krizini" yorumladığı açıklamasında AYM'yi eleştirdi.
Erdoğan, "Her şeyden önce Yargıtay’ın bir yüksek mahkeme olduğunu herhalde kimse inkâr edemez. Anayasa Mahkemesi bu noktada maalesef birçok yanlışları da arka arkaya yapar hale geldi. Bu da bizi ciddi manada üzmektedir. Şu an itibarıyla Yargıtay’ın aldığı karar asla bir kenara atılamaz, itilemez" diye konuştu.

Kaynak, Getty Images
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 14 Kasım'da yaptığı açıklamada, "Yargıtay Can Atalay kararında AYM'ye kafa tuttu. Bu karar, 'Bu Meclis tarafından hızla ele alınmalı' dedik. Numan Kurtulmuş'u aradım, önce olumlu baktı; sonra ne olduysa oldu Danışma Kurulu toplanmadı. Sonra uçaktaki konuşmalarından anlaşıldı ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yargıtay'ın kararına destek veriyor" dedi.
Aynı günlerde konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Atalay'ın tutukluluğu konusunda AYM ve Yargıtay arasında hem kanundan hem de Anayasa'dan kaynaklanan bir belirsizlik yaşandığını söyledi.
Tunç, “Süratle bu belirsizlikleri gidermemiz lazım. Anayasa Mahkemesi’nin yargılama usulleri ile ilgili kanunda değişiklik yapılabilir” dedi.

Kaynak, Getty Images
AYM'den ikinci ihlal kararı
Can Atalay’ın avukatları, Yargıtay’ın AYM'yi hedef alan açıklaması sonrası, 3. Ceza Dairesi'nin kararına itiraz ettiklerini duyurdu.
Avukatlar ayrıca Atalay adına AYM'ye yeniden bireysel başvuruda bulundu.
AYM 13 Aralık'ta itirazı değerlendirdi ve dosyayı Genel Kurul'a sevketti.
21 Aralık'ta dosyayı inceleyen Genel Kurul ise Atalay’ın “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ihlal edildiğine karar verdi.
Böylece AYM, ikinci kez ihlal kararı vermiş oldu.

Kaynak, Getty Images
TBMM’de Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi açıklaması
30 Ocak’ta TBMM Genel Kurulu’nda Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin Can Atalay hakkındaki yazısı okundu.
TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ, "Anayasa'nın 76. maddesi kapsamında milletvekili seçilmeye engel bir husus teşkil eden ve Anayasa'nın 94. maddesinin 2'nci fıkrası gereğince bilgiye sunulan kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay'ın milletvekilliği düşmüştür” dedi.
Hükmün okuması sırasında CHP, DEM Parti, Saadet Partisi ve TİP'li bazı milletvekilleri, Meclis Başkanlık Divanının önüne gelerek kararın okunmasını protesto etti.
Oturum sırasında yurtdışında olan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş sonradan yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İşin en başından itibaren, TBMM Başkanı olarak ve TBMM Başkanlığı olarak, iki yüksek yargı arasındaki bu görüş farklılıklarının, görüş ihtilaflarının tarafı olmamak için özel bir gayret gösterdik.
“Bu süre içerisinde Anayasa Mahkemesinin muhatabı TBMM olmadığı gibi bu anlamda herhangi bir şekilde TBMM, ne Anayasa Mahkemesini ne Yargıtay'ı denetleyen bir kurum değildir."
AYM, Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesini ‘yok hükmünde’ buldu
Anayasa Mahkemesi'nin Atalay'ın vekilliğinin düşürülmesine yapılan itirazlarla ilgili gerekçeli kararı ise 1 Ağustos 2024’te Resmi Gazete'de yayımlandı.
Atalay'ın avukatlarının yanı sıra TİP, CHP ve DEM Parti'den yapılan başvuruları birleştirerek karara bağlayan AYM, açıkladığı gerekçeli kararla Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin “yok hükmünde” olduğunu belirtti.
AYM, 4’e karşı 10 oyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Atalay’la ilgili hak ihlali kararını uygulamamasının hukuki değerden yoksun olduğuna; Yargıtay kararının TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla, Atalay’ın milletvekilliğinin düşmüş sayılamayacağına hükmetti.

Kaynak, Getty Images
TBMM’deki oturumda arbede yaşandı
Bunun üzerine CHP, AYM’nin Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğu kararına ilişkin genel görüşme yapılması için TBMM Başkanlığı’na başvurdu.
Genel Kurul, TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ başkanlığında olağanüstü toplandı.
CHP’nin AYM kararı hakkında “genel görüşmeye gidilmesi önergesi” AKP ve MHP oyları ile reddedildi.
TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık'ın konuşması sırasında Meclis'te gerginlik yaşandı.
AKP İzmir Milletvekili Alpay Özalan, Şık'a saldırdı ve daha sonra Meclis'te milletvekilleri arasında yumruk yumruğa kavga çıktı.
MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı, “Can Atalay konusu tamamıyla kapanmıştır” açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise yaşananlarla ilgili muhalefeti suçladı ve “Milletin Meclisi’nde, milletin kürsüsünde millete hakaret eden, milli iradeye hakaret eden, dilinden kin ve nefret akan bu provokatörü ellerinden gelse demokrasi havarisi ilan edeceklerdi” diye konuştu.
CHP’nin ikinci oturum başvurusuna red
CHP, 16 Ağustos’taki oturumda yaşanan saldırı ve arbede nedeniyle Atalay’ın durumunun ayrıntılı olarak görüşülemediği gerekçesiyle ikinci kez Meclis’i toplantıya çağırma başvurusu yaptı.
Parti, 10 Eylül’de meclisin olağanüstü toplanması talebiyle 3 Eylül’de Meclis Başkanlığı’na başvurdu.
3 Eylül’de Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Atalay’la ilgili TBMM’de okunan hükmün kesin hüküm olduğunu savundu:
"Şu anda Yargıtay tarafından onanan bir dosya söz konusu. Bir kesin hüküm var. Eğer yeniden yargılama dosyası açılır ise mahkeme yeniden yargılamaya karar verirse yeniden yargılama yapılır, ya aynı karar verilir ya da yeniden yargılama neticesinde farklı bir karara ulaşabilir. Yeniden yargılama yapılmadığı müddetçe Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunan kesin hükümdür.”
TBMM Başkanı Kurtulmuş ise 8 Eylül’deki açıklamasında CHP’nin talebinin reddedildiğini belirtti.











