Bahçeli: Boykot maskesiyle ekonomik hayata operasyona kalkışıldı

Okuma süresi: 3 dk

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından CHP'nin organize ettiği protestolara yazılı açıklamalarla tepki gösteriyor.

Bahçeli son açıklamasında, "ekonomik hayata boykot maskesiyle operasyona kalkışıldığını" savundu.

Devlet Bahçeli, "Güya demokrasiyi diline dolayıp düşman taktikleriyle ve organize halde Türkiye'yi zor duruma düşürmenin çabasında olan siyasi hizip ve yolsuzluk şebekesi çok derin hayal kırıklığına uğrayacaktır" ifadelerini kullandı.

6 Şubat'ta kalp kapağı değiştirilen Devlet Bahçeli, o günden bu yana kamuoyu önüne çıkmadı.

Bazı gazetecilerle telefon konuşması yapan Bahçeli, bayram sonrası günlük faaliyetlerine döneceğini söylüyor.

Bahçeli 1 Nisan'da yaptığı değerlendirme de CHP'nin sokak çağrılarını "büyük bir şuursuzluk" olarak niteledi.

Bahçeli, medyanın "yıkıcı yayınlar yapmasının" önüne geçilmesi gerektiğini savundu.

Türkgün gazetesine değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "Bu çağrı, toplumsal huzuru tehdit ettiği için kamu düzenini bozmaya dönüktür" dedi, CHP'yi "kaos ve kargaşa çıkarmakla" suçladı.

"Sokaklar çare değildir" diyen Bahçeli şöyle devam etti:

"Şayet sokağa davet edilenlerin karşısına 15 Temmuz'da olduğu gibi başkaları dikilirse kaçınılmaz çatışma nasıl önlenecek, olayların önüne nasıl geçilecektir?"

'Ülkede kaos çıkarmak için aleni çağrı yapılıyor'

MHP lideri, yazısında medyaya yönelik mesajlar da verdi.

Bahçeli, "Toplumu yönlendirme gücü olan medyanın sadece basın özgürlüğüyle izah edilemeyecek yıkıcı yayınlar yapmasının önüne geçilmesi şarttır" ifadesini kullandı.

Medya yorumcularının "sorumluluk içinde hareket etmesi" gerektiğini ,"toplumu kaosa, şiddete veya isyana yönlendiren" yorumların "hukuki ve ahlaki sorumlulukların ihlali" anlamına geldiğini söyledi.

Medyanın "toplumun güvenini ve huzurunu sarsacak söylemlerle kışkırtıcı bir üslup takınması"nın suç olduğunu belirtti.

Bahçeli, Türkiye'nin sıçrama yapacağı durumlarda "alevi-sünni, Türk-Kürt, laik-antilaik, asker-sivil, devlet-millet, demokrasi-cumhuriyet, yoksul-zengin, işçi-işveren" gibi konuların "ayrışma ve toplumsal kargaşa yaratma" araçları olarak kullanılmaya çalışıldığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra bunlara "'tek adam rejimi' yalanının" da eklendiğini savundu.

Bu alanlar üzerinden "özellikle bazı televizyon kanallarında toplumsal isyana teşvik ... için aleni çağrı yapıldığını" savunan Bahçeli, Cumhur İttifakı hasımlarının, "demokrasi dışı arayışlara zemin oluşturma niyetlerini malum televizyon kanallarında açık ettiklerini" ileri sürdü.

'Çatışmacı değil, uzlaşmacı anlayış'

MHP liderinin önceki gün de Türkgün gazetesinde bir yazısına yer verilmişti.

"Terörsüz Türkiye'den rahatsızlık duyanlar devrededir" diyen Bahçeli, "Gecikmemek, geciktirmemek ve sahip çıkmak öncelikli meseledir"ifadesini kullandı.

Toplumsal barışın güçlendirilmesi ve kutuplaşmanın azaltılması için "siyasi aktörlerin kapsayıcı bir dil kullanması" gerektiğini belirtti.

Bahçeli, "çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen bir anlayış" ihtiyacına vurgu yaptı.

İmralı çağrısında belirtildiği şekilde silahların bırakılması ve süratle kongreyi toplayıp PKK'nın tüm bileşenleriyle tasfiye edilme kararının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Bunun uzun vadeli başarıya ulaşması için "siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan yeni atılımlar ve kapsamlı reformlarla" milli birliğin güçlendirilmesi, "toplumsal uzlaşı, adalet ve eşitliğin esas olması" gerektiğini vurguladı

'Yeni anayasa'

Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin "yönetim istikrarını, temsil adaletini ve uzlaşma kültürünü tesis eden yapısını daha da kurumsallaştıracak atılımlar"ın bu meclisin önemli bir sorumluluğu olduğunu savundu ve "yeni anayasa" önerisinde bulundu.

Devletin kuruluş ilkelerini, Cumhuriyetin temel niteliklerini koruyan, "çatısının başkanlık sisteminin ana ilkelerince örüldüğü, milli ve katılımcı, kapsayıcı demokratik yeni bir anayasa ile darbe kalıntılarının tamamen temizlenebileceği" görüşünü savundu.