Salih Müslim: 'Suriye'de yaşananlar Kürtlere karşı komplo, ülke Afganistan'a dönüşüyor'

Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) eski eş genel başkanı ve başkanlık konseyi üyesi Salih Müslim

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) eski eş genel başkanı ve başkanlık konseyi üyesi Salih Müslim
    • Yazan, BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, İstanbul
  • Okuma süresi: 8 dk

Suriye'de Kürtlerin önde gelen siyasi hareketi Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) eski eş genel başkanı ve başkanlık konseyi üyesi Salih Müslim, BBC Türkçe'nin sorularını yanıtladı.

Müslim, Şam güçlerinin Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) yönelik operasyonlarının arkasında, Fransa'nın başkenti Paris'te 5-6 Ocak'ta yapılan toplantının olduğunu iddia etti.

Toplantı, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) arabuluculuğunda Suriye ile İsrail arasında gerçekleştirilmişti.

Son süreçte yaşananları "Kürtlere karşı komplo" olarak yorumlayan Müslim, Şam yönetiminin ele geçirdiği hapishanelerdeki IŞİD'lileri serbest bıraktığını öne sürdü ve "Suriye Afganistan'a dönüşüyor" yorumunu yaptı.

Müslim, ABD'nin son dönemdeki tavrının kendileri açısından "bir dereceye kadar sürpriz" olduğunu söyledi.

Suriye yönetimiyle diyaloğa açık olduklarını kaydeden Müslim, anlaşamamaları durumunda ise "direneceklerini" belirtti.

Müslim, Suriye hükümetiyle müzakere sürecinde en zorlu başlıklar olarak ise "meşru savunma, eğitim sistemi ve kadın haklarını" saydı.

Bir grup Suriye askeri tankın üstünde Halep'in doğusundaki mahallelere giriyor. Tankın yanında ise onları kutlayan siviller görülüyor.

Kaynak, Izz Aldien Alqasem/Anadolu/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 17 Oca'ta Halep'in doğusunda ilerleyen Suriye ordusu güçleri ve onları kutlayan siviller

Türkiye, PYD ve silahlı kanadı Halkın Savunma Birlikleri'ni (YPG), "PKK'nın Suriye'deki uzantısı" olarak görüyor ve "terör örgütü" olarak tanımlıyor.

YPG, Suriye Demokratik Güçleri'nin merkezi gücü konumunda.

Müslim, 2012-2015 yılları arasında Türk yetkililerle temaslarda bulunmuş hatta bunun için Ankara'ya gitmişti.

2018'de ise Müslim'in adı İçişleri Bakanlığı'nın "terörden arananlar" kataloğunda kırmızı listede yer almıştı.

Paris'teki toplantıya eleştiriler

Suriye'de son çatışma süreci, 6 Ocak'ta Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallerinde başladı.

Müslim, SDG ve Şam arasında bir anlaşma olmasına rağmen operasyonların başlamasını eleştirdi, bunlar için "aniden" ve "kalleşçe" ifadelerini kullandı.

Bu süreçte güçlerini Rakka ve Deyrizor'dan çektiklerini belirten Müslim, "Farkına vardık ki bu, ufak bir çatışma değil. Bu, konsept düzeyinde bir şey. Burada Rojava'yı yok etme, özerkliği teslim alma ya da bitirme planı olduğunu gördük" dedi.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Suriye lideri Ahmed Şara 18 Ocak'ta Şam'daki bir görüşme sırasında el sıkışıyor. İki isim de birbirine gülümsüyor.

Kaynak, Syrian Presidency/Anadolu/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Suriye lideri Ahmed Şara 18 Ocak'ta Şam'da biraraya geldi.

Müslim, yaşananların arkasında uluslararası bir mutabakat olduğunu savunuyor:

"Bu sürece uluslararası güçlerin Paris anlaşması start verdi. Hemen sonra bu Eşrefiye, Şeyh Maksud saldırıları başladı."

Paris'teki toplantıdan sonra ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, "Amacımız diyalog ve gerilimi azaltmaktı ve tam da bunu başardık" demişti.

Aynı gün Paris'te bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da toplantıdan sonra Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ve Barack'la görüşmüştü.

ABD'ye bakış nasıl?

Suriye'de 2011'de başlayan iç savaş sırasında YPG ve sonrasında da SDG ile ABD arasında önemli bir işbirliği vardı.

Ancak SDG son çatışmalarda, başta ABD olmak üzere Batı'dan istediği desteği alamadı.

ABD'yle ilişkilerinin geçmişini değerlendiren Müslim, "Amerikalılar hiçbir zaman bizi korumak için söz vermedi. Biz de böyle bir şey istemedik. Bu çıkar meselesiydi, ikimiz de DAEŞ'e (IŞİD) karşı birleştik" diyor.

Müslim ABD'nin son tavrında Türkiye ile ilişkilerinin etkisi olduğu kanısında:

"Paris'in sonuçları bizim için bir dereceye kadar sürpriz oldu ve Amerika da tabi bunun ortağıydı. Oradaydı. Göz yumuyor.

"Amerika herhalde Türkiye'ye karşı durmak istemiyor. Böyle bir hassas denge var. Mesela bu sivillerin bu kadar ölmesine karşı susmaları tabii bizi rahatsız ediyor ama Paris'te bulunanların hepsi de sustular."

2019'da Suriye'nin kuzeydoğusunda çekilen fotoğrafta yüzü kapalı bir ABD askeri, zırhlı bir aracın üstünde görülüyor. İleride arkada ise Kadın Savunma Birlikleri'ni (YPJ) gösteren bir tabela bulunuyor.

Kaynak, DELIL SOULEIMAN/AFP/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 2019 yılına ait bir fotoğrafta, Suriye'nin kuzeydoğusunda görüntülenen bir ABD askeri.

İsrail'le ilişkiler ne düzeyde?

Türkiye son dönemde SDG'yi İsrail ile ilişkiler konusunda eleştiriyor.

Kendilerinin İsrail'le nasıl bir ilişkileri olduğunu sorduğumuz Müslim, "İsrail'le işbirliği durumu yok. Hiç yok" diyor.

Müslim, "(Suriye'nin geçici devlet başkanı) Ahmed Şara kalkıp sürekli İsrail'le anlaşma yapıyor. Türkiye'nin İsrail'le ilişkileri zaten biliniyor. Hala bilmem kaç milyarlık ticareti var" diyerek kendilerinin bu konuda suçlanmalarını eleştiriyor.

Türkiye ise İsrail'le ticaretin sürdüğü iddialarını reddediyor

'Rakka'yı, Deyrizor'u ele geçirme amacımız yoktu'

Son süreçte yaşananların ardından SDG'ye yapılan eleştirilerden biri de iç savaşta Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgelerin dışına da çıkması oldu.

Müslim bu eleştirileri hatırlattığımızda şu yorumu yapıyor:

"Biz Rojava'yı DAEŞ'çilerden temizledikten sonra diğer komşu yerlerden; Mümbiç'ten, Rakka'dan, Tabka'dan, Deyrizor'dan patlayıcı yüklü arabalar gelip Kamışlı'da, Kobani'de ve başka yerlerde patlıyordu.

"O zaman Mümbiç'ten bir sivil meclis 'Bizi de kurtarın, size yardımcı olacağız' diye Kobani'ye geldi. Böylece gidip Mümbiç'i kurtardık. Ondan sonra Tabka'dan da geldiler.

"Bu bizim de işimize geldi. Düşmanlar yerine dostlarımız olsun dedik. Bizimkiler gitti ve orada da meclisler oluşturuldu. O bölgenin çocuklarıydı. Yoksa bizim hiçbir zaman Rakka'yı, Deyrizor'u ele geçireceğiz diye bir amacımız yoktu."

23 Ocak'ta Rakka'da çekilmiş fotoğrafta, kentin Şam'ın denetimine geçmesini kutlayanlar görülüyor. Rakka tabelasının önünde iki kadın selfie çektirirken bir çocuk ise elindeki yeni Suriye bayrağıyla koşuyor.

Kaynak, Abdulmonam Eassa/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Rakka'nın Şam yönetimin denetimi altına girmesini kutlayan bazı Rakka sakinleri

Gelinen aşamada çeşitli Arap aşiretlerinin Şam'ı desteklemesini sorduğumuz Müslim, şu yorumu yapıyor:

"Bunlar cahil insanları toparlamış saldırıyorlardı. Biz de Arap-Kürt savaşı olmasın diye güçlerimizi geri çektik. Ama orada hala temas ettiğimiz birçok insan var. Böyle ağır başlı insanlar var. Demokratik Suriye güçleri içinde de hâlâ Araplar var."

Ateşkesi kim ihlal ediyor?

Suriye'de çatışmaların başlamasından bu yana hem Şam yönetimi hem de SDG birbirini ateşkesi ihlal etmekle suçluyor.

Bu konuda Şam'ın SDG'ye yönelik suçlamalarını sorduğumuz Müslim şu yanıtı veriyor:

"Şam'dan gelip de Kürt köylerine saldırmaları göz önündeyken 'Onlar saldırıyor' demek ne demek? Sosyal medya üzerinde kalkıp katlettiğin insanları, sivilleri gösteriyorsun. Bundan sonra da kalkıp onları suçlamak biraz ayıp."

Haseke'nin güneyindeki Şaddadi hapishanesindeki IŞİD şüphelilerin geride bıraktıları turuncu renk giysiler

Kaynak, Bakr Al Kasem/Anadolu/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Haseke'nin güneyindeki Şaddadi hapishanesindeki IŞİD şüphelilerin geride bıraktıları giysiler

'IŞİDlilerin' tutulduğu hapishanelerde ne oldu?

Tarafların birbirine yaptığı bir diğer suçlama da IŞİD şüphelilerinin tutulduğu hapishanelerden bazı tutukluların kaçması konusu oldu.

Suriye İçişleri Bakanlığı, Haseke'nin güneyindeki Şaddadi Hapishanesi'nden kaçarak serbest kalan ve IŞİD'li oldukları iddia edilen yaklaşık 120 mahkumdan 81'inin yakalandığını açıkladı.

Her şeyin göz önünde yaşandığını belirten ise Müslim, Şam'dan gelen güçlerin IŞİD şüphelilerini serbest bıraktığını öne sürüyor:

"Bu, Şaddadi'de oldu. Zorla girdiler ve bunları serbest bıraktılar. Göz önündeydi. Rakka'da da aynı şey oldu. Tanklarla, toplarla dayandılar. Bizimkiler direndi. Ondan sonra çekildiler, onlara teslim ettiler. Onlar da hepsini serbest bıraktılar."

Müslim, 2014 yılında Avrupa Birliği'nin Brüksel'deki merkezinde bir basın toplantısı yapıyor. Önünde bir mikrofon, arkasında ise AB bayrağı görülüyor.

Kaynak, Dursun Aydemir/Anadolu Agency/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Müslim, 2014 yılında Avrupa Birliği'nin Brüksel'deki merkezinde bir basın toplantısında

Müslim bu konuda ABD'lileri de eleştiriyor:

"Şaddadi'deki hapishane ile Amerikalıların karargâhı arasında iki kilometre var. Kameralarla görüyorlar. Bizimkiler 'Gelin, bunları bırakacaklar' diye çok yalvardılar, ama hiçbir cevap vermediler. Kimse kulak asmadı. Ama Rakka'da hapishaneyi koruyanları çıkarmak için arabuluculuk yaptılar o başka. Bizimkileri çıkardılar."

Müslim bu tutuklular için, "Bunlar bizim için büyük bir yüktü. Hem bunların korunması, hem beslenmesi, hem de bakılması bizim için büyük bir yüktü. Biz en azından bundan kurtulduk" yorumunu yapıyor.

ABD ordusu, Suriye'nin kuzeydoğusundaki son gelişmeler sonrası, buradaki hapishanelerden 7 bin kadar IŞİD tutuklusunu Irak'a transfer etmeye başladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu gelişmeyi yorumlarken, Türkiye'nin yıllardır bu sorunun çözümü için alternatif ve yaratıcı çözümler getirdiğini söyledi ve ekledi:

"DEAŞ'lı mahkumların ülkelerine geri gitmesine çok aracı olduk biz açıkçası, bunu kolaylaştırıcı bir rol üstlendik. Yani devlet kurumlarına da bu yönde hep talimat verildi ki oradaki sayı azalsın, problem giderek daha akut hale gelmekten çıksın."

'Suriye, Ortadoğu içinde bir Afganistan'a dönüşüyor'

Müslim, hapishanelerde yaşananların ardından Afganistan'la ilgili bir yorum yapıyor:

"Ve ispatlandı. Bunlar DAEŞ'in mentalitesidir. Aldılar, bıraktılar. Artık bütün dünya için büyük bir tehlikedir. Ne yapacaklarını bilmiyoruz. Artık Suriye, Ortadoğu içinde bir Afganistan'a dönüşüyor.

"Buradaki teröristler, eski DAEŞ'çiler, bu yeni DAEŞ'çilerle beraber bütün dünyaya büyük bir tehlike oluşturuyor."

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bir basın toplantısında konuşuyor.

Kaynak, Ozan KOSE/AFP/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Ankara SDG'yi PKK ile ilişkilendiriyor ve silah bırakıp Suriye ordusuna entegre olmasını savunuyor.

'Türkiye'ye düşman değiliz, anlatamadık'

Müslim, son sürecin içinde yer aldığını iddia ettiği Türkiye'ye de tepkili:

"Biz hiçbir zaman Türkiye'nin düşmanı değiliz, iyi komşu olmak istiyoruz. Ancak bir türlü anlatamadık bunu."

Müslim, Ankara'dan gelen "SDG Kürtleri temsil etmiyor" yorumlarını da eleştiriyor, "Eğer Suriye'deki Kürtleri SDG temsil etmiyorsa kim ediyor?" diyor.

24 Ocak'ta Haseke'de çekilen fotoğrafta bir Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) mensubu görülüyor. YPJ üyesi, uzun namlulu bir silahla yatarak nöbet tutuyor.

Kaynak, Ethan Swope/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 24 Ocak'ta Haseke'de görüntülenen bir Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) mensubu

'Savunma dışında eğitim ve kadın konusu da kritik'

Şam'la görüşmelerin en fazla hangi başlıklarda tıkandığını sorduğumuz Müslim, üç temel konuya değiniyor.

Bunlardan biri, SDG'nin Suriye ordusuna katılımı.

10 Mart anlaşmasındaki sekiz maddeyle ilgili olarak komisyonlar oluşturulması ve bunlar üzerinde çalışılması gerektiğini söyleyen Müslim, Şam yönetimini suçluyor:

"Bundan kaçındılar. Savaşı dayattılar. En sonunda da askeri meseleye öncelik verdiler. Şimdi bizi savunmasız bırakmak istiyorlar."

Müslim, "Ordunun sizin olduğunuz bölgelerdeki tümenlerinin sizden mi oluşmasını istiyorsunuz?" şeklindeki sorumuza ise şu yanıtı veriyor:

"Doğrudur. Aleviler meselesini gördünüz, Dürzileri gördünüz. Bu niye oldu? Çünkü onların savunma güçleri yoktu. Gittiler binlerce insanı öldürdüler ve aynı kişiler şimdi bizimle savaşıyor. Gidip onların eline kimi bırakacaksın? Kürt kadınlarını mı bırakacaksın? Süryanileri mi bırakacaksın? Asurileri mi bırakacaksın? Ezidileri mi bırakacaksın?"

Kamışlı'da nöbet tutan bir Kürt savaşçı. Yanında ateş yanıyor. Üzerinde çelik yelek ve uzun namlulu silah bulunuyor.

Kaynak, Ethan Swope/Getty Images)

Fotoğraf altı yazısı, Kürt silahlı güçleri kontrollerindeki kentlerde nöbet tutuyor

İkinci kritik konusunun eğitim olduğunu belirtiyor Müslim:

"Eğitim sistemini İslami [yapmak istiyorlar]. İbn Teymiyye'yi koymak istiyorlar. Bizim üniversiteye kadar eğitim sistemimiz var."

13. ve 14. yüzyılda yaşamış din adamı Takıyyüddin İbn Teymiyye, Selefizmin kurucusu olarak biliniyor.

Müslim, üçüncü olarak da kadın haklarından bahsediyor ve ekliyor:

"Görüşmelerde 'Kadın olgusu olmayacak, kadın birlikleri olmayacak' deniyor. Bizde eş başkanlık sistemi var. Bunların hepsini reddediyorlar. Bunların hepsi kırmızı çizgimizdir. Bu mentaliteyle nasıl anlaşacaksın? Ama buna rağmen barış istiyoruz. Ateşkes olsun, konuşalım. Arada bir-iki aracı da olsun."

Müslim, anlaşmak istediklerini ancak anlaşma olmaması durumunda "direneceklerini" söylüyor, "Bütün Suriye'yi mahvetmek istiyorlar ama biz kurtarabildiğimiz kadar bir şeyleri kurtarmaya çalışıyoruz" diyor ve ekliyor:

"Ya insan gibi anlaşırız ya da artık bu savaş nereye kadar giderse direneceğiz."