You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Yahya Sinvar: İsrail'in en çok arananlar listesindeki Hamas liderinin nerede olduğu hala bilinmiyor
Frank Gardner
BBC Güvenlik Muhabiri
Yahya Sinvar'ın nerede olduğu hala bilinmiyor. İnsansız hava araçları, elektronik dinleme cihazları ve muhbirler tarafından desteklenen binlerce İsrail askeri, 7 Ekim'den bu yana konumunu belirlemeye çalışıyor.
Çarpıcı kar beyazı saçları ve simsiyah kaşları olan Sinvar, Hamas'ın Gazze'deki siyasi kanadının lideri. İsrail'in en çok arananlar listesinde.
İsrail, Sinvar'ı, diğer Hamas yetkilileriyle birlikte, 7 Ekim'de ülkenin güneyinde düzenlenen saldırılardan sorumlu tutuyor. Bu saldırılarda yaklaşık 1200 kişi öldürüldü, 200'den fazla kişi de kaçırıldı.
İsrail Ordu Sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari, saldırı sonrası yaptığı bir açıklamada, "Yahya Sinvar (saldırının) komutanı... Ve o artık ölü sayılır" demişti.
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de, 7 Ekim'de yaşananlarla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştı:
"Bu iğrenç saldırıya Yahya Sinvar karar verdi. Bu yüzden o ve onun komutasındakilerin hepsi aslında ölüler ama bundan haberleri yok."
Halevi'nin burada atıfta bulunduğu kişiler arasında, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın lideri Muhammed Deif de var.
Düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin kıdemli politika uzmanı Hugh Lovatt, 7 Ekim'deki saldırıları Deif'in planladığına inanıyor. Ancak Lovatt'a göre Sinvar, "muhtemelen saldırıları planlayan grubun parçasıydı" ve "saldırıların düzenlenmesinde etkili oldu".
İsrail, Hamas'ın, lideri İsmail Haniye'den sonra fiilen iki numaralı ismi olan Sinvar'ın yer altında köşeye sıkıştırıldığına inanıyor.
Şubat 2024'te Suudi haber platformu Elaph, tek bir İsrailli kaynağa atıfta bulunarak Sinvar'ın Gazze'den ayrıldığını bildirdi. Ancak İsrailli yetkililer bunu yalanladı.
İlk kez 19 yaşındayken gözaltına alındı
61 yaşındaki Yahya Sinvar, yaygın olarak Ebu İbrahim adıyla biliyor.
Sinvar, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı'nda doğdu.
Anne ve babası Aşkelonluydu ancak Filistinlilerin "Nakba" (Felaket) olarak adlandırdığı olaydan sonra mülteci oldular.
Filistinliler, İsrail'in 1948'de kuruluşunun ardından çıkan savaşta Filistin'de, atalarının topraklarında, kitlesel olarak yerlerinden edilmişti.
Sinvar, Han Yunus Erkek Ortaokulu'nda eğitim gördü. Gazze İslam Üniversitesi'nden Arap dili alanında lisans derecesi ile mezun oldu.
Düşünce kuruluşu Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü'nden, Sinvar ile hapishanede dört kez röportaj yapan Ehud Yaari, o dönemde Han Yunus'un Müslüman Kardeşler'in "kalesi" olduğunu söylüyor.
Yaari, İslamcı grup için, "mülteci kampında yoksulluk içinde yaşarken camilere giden gençler için kitlesel bir hareketti" diyor. Kampın daha sonra Hamas için de benzer bir önem kazanacağını da ekliyor.
Kahire'deki Amerikan Üniversitesi'nde Küresel İlişkiler Profesörü olan İbrahim Awad, Filistinlilerin haklarından ve "normal bir yaşamdan" mahrum bırakıldığını söylüyor.
Awad, "Uzun süreli ve acımasız işgal olmasaydı Hamas muhtemelen var olamazdı" diyor.
Sinvar İsrail'de ilk kez 1982'de, 19 yaşındayken "İslami faaliyetler" nedeniyle gözaltına alındı.
1985'te yine gözaltına alınan Sinvar o dönemde, Hamas'ın geçirdiği felç nedeniyle tekerlekli sandalyede yaşayan kurucusu Şeyh Ahmed Yasin'in güvenini kazandı.
Tel Aviv'deki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Kobi Michael, ikilinin "çok ama çok yakın" olduklarını söylüyor. Michael'a göre 1987'de kurulan Hamas'ın ruhani lideriyle ilişkisi daha sonra Sinvar'a hareket içinde avantaj sağladı.
Sinvar, Hamas'ın korkulan iç güvenlik örgütü El-Mecid'i kurduğunda sadece 25 yaşındaydı.
El-Mecid, sözde ahlâka aykırı suç işleyenleri (Kobi Michael, Sinvar'ın "seks videoları" stoklayan mağazaları hedef aldığını söylüyor) ve ayrıca İsrail ile işbirliği yaptığından şüphelenilen herkesi yakalayıp öldürmesiyle kötü bir üne kavuştu.
Ehud Yaari, Sinvar'ın, İsrail ile işbirliği yaptığından şüphelenilen çok sayıda kişinin "vahşice öldürülmesinden" sorumlu olduğunu söylüyor:
"Bu kişilerden bazılarını doğrudan Sinvar öldürdü. Sinvar bundan gurur duyuyordu. Bana ve başkalarına bundan bahsediyordu."
İsrailli yetkililere göre, Sinvar daha sonra, muhbir olduğundan şüphelendiği bir kişiyi, erkek kardeşinin onu diri diri gömmesini sağlayarak cezalandırdığını itiraf etti.
Yaari, Sinvar için, "Çevresinde takipçileri, hayranları ve ondan korkup kavga etmek istemeyen pek çok kişiyi toplayabilen türde bir adam" diyor.
Kahire Üniversitesi Ekonomi ve Siyaset Bilimi Fakültesi'nden Mustafa Kemal El Eyyid, Hamas liderlerinin vahşetine ilişkin bazı iddiaların abartılı olduğu uyarısında bulunarak İsrail'in örgütle ilgili iddialarına şüpheyle yaklaşılması gerektiğini söylüyor.
1988'de Sinvar'ın iki İsrail askerini kaçırıp öldürmeyi planladığı iddia edildi. Sinvar aynı yıl tutuklandı, İsrail tarafından 12 Filistinliyi öldürmekten suçlu bulundu ve dört kez ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Cezaevi yılları
Sinvar, 1988'den 2011'e kadar yaşamının büyük bölümünü (22 yıldan fazla) İsrail hapishanelerinde geçirdi. Cezaevinde, bir kısmını hücre cezası olarak geçirdiği zaman onu daha da radikalleştirmiş görünüyor.
Kendisini mahkumlar arasında lider olarak konumlandıran Sinvar, onlar adına cezaevi yetkilileriyle müzakerelerde bulunmuş ve mahkumlar arasında disiplini sağlamış.
Sinvar hapiste İsrail gazetelerini okuyarak İbranicesini geliştirdi, bu dili akıcı şekilde konuşmaya başladı. Yaari de kendisinin Arapçayı akıcı şekilde konuşabilmesine karşın, Sinvar'ın onunla hep İbranice konuşmayı tercih ettiğini söylüyor:
"İbranicesini geliştirmeye çalıştı. Sanırım gardiyanlardan daha iyi İbranice konuşan birinden yararlanmak istiyordu."
Sinvar, 1027 Filistinli ve İsrailli Arap mahkumun, rehin tutulan İsrailli asker Gilad Şalit karşılığında serbest bırakılmasını öngören anlaşma kapsamında 2011'de cezaevinden çıktı.
Şalit, Sinvar'ın üst düzey Hamas komutanı olan kardeşi tarafından kaçırılması sonrası, diğer İsrail askerleriyle birlikte 5 yıldır rehin tutuluyordu. Sinvar o dönemden bu yana daha fazla İsrail askerinin kaçırılması çağrısı yaptı.
O zamana kadar İsrail, Gazze Şeridi'ndeki işgaline son vermişti ve bölgede Hamas iktidardaydı.
Hamas, 2006'da yapılan seçimi kazandı ve rakibi Yaser Arafat'ın El Fetih Partisi'nin birçok üyesini ortadan kaldırdı.
Acımasız disiplin
Kobi Michael, Sinvar'ın Gazze'ye döndüğünde hemen lider olarak kabul edildiğini, "aynı zamanda çok acımasız, agresif ve karizmatik" olduğunu söylüyor.
Bu büyük oranda, onun hayatının uzun yıllarını İsrail hapishanelerinde feda etmesi ve Hamas'ın kurucu bir üyesi olmasının getirdiği prestijden kaynaklanıyordu.
Sinvar, 2013 yılında Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki Siyasi Bürosu'na seçildi. Üyesi olduğu büronun 2017'de başına geçti.
Sinvar'a acımasızlığı ve şiddet konusundaki şöhreti nedeniyle "Han Yunus Kasabı" lakabı takıldı.
Yaari, "O acımasız bir disiplin uygulayan biri. Hamas'ta insanlar Sinvar'a itaat etmeyerek hayatlarını tehlikeye atacaklarını biliyordu ve hala biliyor" diyor.
Sinvar'ın, "zimmetine para geçirmekle" ve "eşcinsellikle" suçlanan Hamas komutanı Mahmud Ishtivi'nin 2015 yılında gözaltına alınmasından, işkence görmesinden ve öldürülmesinden sorumlu olduğu biliniyor.
Sinvar, 2018 yılında uluslararası medyaya verdiği bir brifingde, ABD'nin İsrail Büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşımasına yönelik protestoların bir parçası olarak binlerce Filistinlinin Gazze Şeridi'ni İsrail'den ayıran sınır çitini aşmasına desteğinin sinyalini vermişti.
Aynı yıl, Batı Şeria'daki rakip Filistin Yönetimi'ne sadık Filistinlilerin suikast girişiminden sağ kurtulduğunu iddia etti.
Öte yandan Sinvar'ın İsrail'le geçici ateşkesleri, rehine ve mahkum takasını, Filistin Yönetimi ile uzlaşmayı desteklediği pragmatik dönemleri de oldu.
Michael, Sinvar'ın hatta bazı muhalifler tarafından aşırı ılımlı olduğu gerekçesiyle eleştirildiğini söylüyor.
Sinvar'ın küçük kardeşi Muhammed de Hamas'ta aktif rol oynamaya devam etti.
Muhammed İsrail'in birçok suikast girişiminden sağ kurtulduğunu iddia etti.
Hamas, 2014 yılında onun öldüğünü duyurdu. Ancak medyada 9 yıldır onun hala hayatta olabileceği, Gazze'de tünellerde saklanan Hamas'ın askeri kanadında aktif olabileceği, hatta 7 Ekim'de düzenlenen saldırılara katılmış olabileceğine yönelik haberler yayımlandı.
Filistin davası
Sinvar'ın 7 Ekim saldırılarının arkasında olduğu kanıtlanmadı.
Ancak İsrail ordusu ve bazı diğer kaynaklar Sinvar'ın önemli bir rol oynadığını öne sürüyor.
Kahire Üniversitesi Ekonomi ve Siyaset Bilimi Fakültesi'nden Mustafa Kemal El Eyyid, saldırının, İsrail'in misillemesinin "Filistin davası için bir kazanç" oluşturduğu koşullar yarattığına inanıyor.
"Bunu ahlaki bir bakış açısıyla değil, siyasi bir bakış açısıyla değerlendiriyorum. Dünya kamuoyu Filistinlilerin lehine döndü ve İsrail'in imajı iyice zedelendi" diyen El Eyyid şöyle devam ediyor:
"İsrail, toplu cezalandırma suçu işlediği iddiasıyla Uluslararası Adalet Divanı önünde yargılanıyor."
El Eyyid ayrıca İngiltere ve ABD hükümetlerinin iki devletli bir çözüme desteklerini yeniden ifade ettiklerini vurguluyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise bir Filistin devletinin "tek taraflı" olarak tanınmasına karşı olduğunu dile getiriyor.
Buna karşılık Kahire'deki Amerikan Üniversitesi'nden İbrahim Awad, herhangi bir kişinin ya da Sinvar'ın Filistin davasındaki önemini küçümsüyor.
Awad'a göre Filistinlilerin kendi devletlerini kurabilmeleri için gerekli koşulları yaratabilecek en büyük güç, dünya çapında protesto gösterileri düzenleyen insanlar ve hükümetler.
"Büyük resimde an akatör Hamas bile değil. Filistin Yönetimi de değil. Bunlar halkları ve dışarıdakileri birbirine bağlayan ara kurumlar" diyen Awad şöyle devam ediyor:
"Filistin halkı, yurtdışındaki insanlar ve onlarla dayanışma içinde olan yabancı hükümetler gerçek aktörler."
Hamas'ın popüler olmasının nedeninin İsrail karşıtlığını temsil etmesi olduğunu söyleyen Awadi "Bu bir direniş fikri" diyor.
Bundan sonra ne olabilir?
İsrail'de savunma ve güvenlik çevrelerinde pek çok kişi, rehine ve mahkum takası kapsamında Sinvar'ın hapisten çıkarılmasının ölümcül bir hata olduğuna inanıyor.
Mayıs 2021'de İsrail hava saldırıları, Sinvar'ın Gazze Şeridi'ndeki evini ve ofisini hedef almıştı.
Sinvar, Nisan 2022'de televizyonda yaptığı bir konuşmada insanları İsrail'e her türlü yolla saldırmaya teşvik etti.
Uzmanlar onu, Hamas'ın siyasi bürosu ile İsrail'in güneyindeki 7 Ekim saldırılarına öncülük eden silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları arasında bağlantı kuran kilit bir isim olarak tanımlıyor.
Düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin kıdemli politika uzmanı Hugh Lovatt'a göre Sinvar'ı öldürmek İsrail açısından Hamas'a darbe vurmaktan ziyade bir "halkla ilişkiler zaferi" olacak.
Lovatt, "Doğrusu, Sinvar'ın ölümü bir kayıp olur" diyor ve ekliyor:
"Ama böylesi bir durumda da onun yeri doldurulur. Bunu yapacak yapılar mevcut. Bu, Bin Ladin'i öldürmek gibi değil. Hamas içinde başka üst düzey siyasi ve askeri liderler de var."
Belki de sorulması gereken asıl soru şu: İsrail, Hamas'ı ortadan kaldırma hedefiyle başlattığı askeri harekâtını sonlandırdığında Gazze'ye ne olacak ve bölgeyi kim yönetecek?
Ve İsrailliler Gazze'nin İsrail'e yönelik saldırılar için kullanılmasını, bunun halen gördüğümüz türden devasa bir intikamı ve yıkımı tetiklemesini engelleyebilirler mi?
Bu haber Jon Kelly'nin katkılarıyla hazırlandı