Bazı kediler neden yüksek sesle miyavlar?

Kaynak, Karen Warren/Houston Chronicle via Getty Images
- Yazan, Grace Carroll
- Unvan, BBC Future
- Okuma süresi: 3 dk
Evinizi birden fazla kediyle paylaştıysanız, aralarında ne kadar büyük farklar olduğunu görmüşsünüzdür. Bazıları sevdiği mama için mutluluk belirtileri gösterir, kucağınızda mırlar, eve gelen misafiri kapıda karşılar. Bazıları uzakta yatarak sessizce olan biteni izler.
Peki neden kedilerin bazıları çok cana yakın ve hareketliyken bazıları daha içine kapanık gibi görünür?
Vahşi hayat alanında araştırmalar yapan Yume Okamoto'nun öncülük ettiği; Japonya'daki Kyoto Üniversitesi'nde kısa süre önce yapılan bir çalışma, bunun nedeninin kısmen kedilerin genleri olduğunu ortaya koydu.
Japonya'da kedi sahiplenmiş olan kişilere kedilerinin karakteriyle ilgili detaylı sorular soruldu. Ardından aynı kedilerin ağızlarından tükürük örnekleri alınarak DNA'ları incelendi.
Bu araştırma sırasında, kedilerin X kromozomunda yer alan AR (androjen reseptör) geni üzerinde çalışıldı.
Bu gen, vücudun testosteron gibi hormonlara verdiği tepkiyi düzenliyor ve DNA diziliminin tekrarlandığı bir bölümü içeriyor. Ve omurgalı hayvan biyolojisinin hayati bir parçası.
AR'nin en eski hali, tüm çeneli omurgalı hayvanların atası olan ve 450 milyon yıl önce yaşamış olan bir hayvan türünde görüldü.
Erkek üreme organlarının, ikincil cinsel karakterin ve üreme alışkanlıklarının oluşumunu kontrol eden AR'deki DNA dizilimi, genin duyarlılığını da belirliyor.
Daha kısa aralıklarla tekrarlanan dizilim, geni androjene daha duyarlı hale getiriyor.
Örneğin köpeklerde veya insanlarda, AR'de daha sık tekrarlanan dizilimlerin, agresif yapıyla ve dışa dönük karakterlerle bağlantılı olduğu düşünülüyor.
Araştırmada, kısa AR dizilimine sahip 280 kısırlaştırılmış kedinin daha sık mırladığı; bunların arasında erkek olanların belli bir sebebe odaklı yüksek ses çıkarma özelliğinin daha belirgin olduğu saptandı.
Örneğin erkek olanlar yemek ya da dışarı çıkmak istediğinde yüksek sesle miyavlıyor.
Aynı türdeki dişi kedilerin ise yabancılara karşı daha agresif olduğu gözlemlendi.
Öte yandan daha uzun dizilime sahip kedilerin daha sessiz olduğu; yumuşak başlılığıyla bilinen ve bu amaçla çoğaltılan tür kedilerde bu gen dizilimine daha sık rastlandığı görüldü.
Evcilleştirme genellikle kedilerin daha insan canlısı hale getirilmesiyle ilişkilendirilir.
Bu sebeple, bu iletişimi artıran genin daha çok vaşak gibi vahşi kedi türlerinde görülmesi biraz şaşırtıcı gelebilir.
Ancak bu çalışma doğrudan evcilleştirmenin sosyalleşme özelliklerini etkilediğine dair bir veri sunmuyor. Daha karmaşık bir resim çiziyor.
Örneğin kedilerin atalarında görülen agresif davranışların, bugün hâlâ gergin veya yiyecek, su gibi kaynakların kısıtlı şekilde sağlandığı ortamlarda kedilerin işine yaradığını ortaya koyuyor.
Bazı kediler, kendi türlerinden olan hayvanlardan ziyade insanlarla daha sık vakit geçirmeyi tercih eder.
Bunun sebebi de insanların sunduğu yiyecek, içecek gibi kaynakların çekiciliği.

Kaynak, Serhat Cagdas/Anadolu Agency via Getty Images
Şehirde yaşayan martılar da bize, insanlara çok yakın mesafede, onlarla iç içe yaşayan hayvanların daha uysal olmasına yol açmadığını gösteriyor.
Tam tersi, bu martıların daha agresif ve ihtiyacı olan şeyi edinmek için daha cesur olduğunu görüyoruz.
Liverpool John Moores Üniversitesi'nden araştırmacılar, şehirlerde yaşayan martıların insanlardan daha az korktuğunu ve ormanlarda yaşayan türlerine göre mücadeleye daha hazır olduğunu ortaya koyan bir çalışma yaptı.
Şehirlerde yiyecek bulmak daha zor olduğu için, kavgacı olmak daha iyi sonuç veriyor.
Kedilerle olan bu benzerlik, genlerin ve çevrenin hayvanların karakterine nasıl etki ettiğine dair soru işaretleri yaratıyor.
Okamoto ve ekibinin bulduğu sonuçlar, ikisinin de benzer şekilde etkili olduğunu gösteriyor.
Kısa dizilimli AR'ye sahip olan hayvanların daha yüksek sesli veya girişken olması, yarışmayı veya insanların dikkatini çekmeyi gerektiren ortamlarda avantaj sağlayabilir.
Ancak bunlar aynı zamanda agresif bir karakter de yaratabilir; bu da evcilleştirmenin hem zorlu hem talep edilen özellikleri ortaya çıkardığını gösteriyor.
Her bir hayvanda bulunan bu tarz farklılıkların, türlerin evrimi için vazgeçilmez olduğunu akılda tutmakta fayda var.
Davranışlarda farklılık olmaması, türlerin değişen çevresel koşullara uyum sağlayamaması anlamına gelir.
Kedilerin her birinin farklı karakterde olması; farklı şartlarda yaşayan türlerin kendileri için gerekli olan özellikleri geliştirebildiğini gösteriyor.
Kediler, martılar veya başka bir hayvan fark etmeksizin, insanlarla bir arada yaşam her zaman daha nazik hayvan türleri ortaya çıkmasına yol açmıyor.
Bazen biraz ısrarcı ve kavgacı olmak, insanlarla bir arada yaşarken daha çok işe yarayabiliyor.









