|
19 Mayıs 2009 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de milletvekillerinin devlete fatura ettikleri masraflarına ilişkin geçen hafta patlayan skandalın siyasi krize dönüşmekte olduğuna ilişkin haberler bu sabah gazetelerde öne çıkan konu.
İngiltere Parlamentosu'nun alt kanadı Avam Kamarası Başkanı Michael Martin, önce belgelerin kamuoyuna açıklanmasına direndiği, belgeler açıklandıktan sonra da halktaki duyarlılığı dikkate almadığı gerekçesiyle tepkilerin odağında. Martin, dün parlamentoda yaptığı konuşmada kendini savunurken, Independent gazetesine göre ''rezil oldu.'' Belgeleri 12 gündür yayınlamakta olan Daily Telegraph gazetesi ise, Martin'in ''üzgün olduğunu'' söylediği oturum sırasında milletvekillerinin istifa etmeleri çağrılarına olumsuz yanıt verdiğini aktarıyor. Martin istifa etmeyi reddedince, gündeme milletvekillerinin parlamento başkanını güvensizlik oylamasıyla devirme girişimi geldi. Ana muhalefet muhafazakarlara mensup bir grup milletvekili bu yönde bir önerge hazırlıklarına girişmiş bile. Guardian gazetesi, bu noktada Martin'in ümit bağladığı Gordon Brown'ın da siyasi açıdan sıkışmış durumda olduğuna dikkat çekiyor. ''ICM'e yaptırılan bir kamuoyu yoklaması seçmenlerin Brown'ın krizi kötü yönettiğini düşündüklerini, lideri olduğu İşçi Partisi'nin muhafazakarların 11 puan gerisinde olduğunu ortaya koyuyor.'' Guardian'a göre, bazı İşçi Partili milletvekilleri Gordon Brown'a Avam Kamarası Başkanı Martin'i korumaya kalkmaması uyarısında bulunuyor. Haberde, bazı İşçi Partili milletvekillerinin ise, Martin'in skandalda muhalefet tarafından ''günah keçisi''ne dönüştürüldüğünü düşündükleri ayrıntısı da yer alıyor. Gazetelerin başyazılarında ise, genel kanı Avam Kamarası Başkanı'nın istifa etmesi gerektiği yönünde. Guardian, kaybolan güveni Martin'le inşa etmek olanaksız görüşünde: ''Avam Kamarası Başkanı, halkın güvenini kaybetmiş olan parlamentonun somut bir simgesine dönüştü. Görevde kaldığı sürece kaybolan güveni yeniden inşa etmek imkansız olacaktır.'' ''İşçi Partisi yönetimi güvensizlik önergesinin görüşülmesine izin vermelidir. Milletvekillerinin de bu önergeye destek vermesi gerekir. Parlamento Başkanı ayrılmalı. Gidişi bu öykünün sonu değildir, ama gerekli bir başlangıç olacaktır.'' Tamil Kaplanları'nın yenilgisinin anlamı Times gazetesi, Sri Lanka ordusunun, Tamil Kaplanları'nın kontrolündeki bölgeye saldırılarında örgüt liderlerini öldürdükleri iddialarını aktarıyor. Times'ın haberinde, Tamillerin ''ordunun tasarlanmış bir katliam gerçekleştirdiği'' savlarına da yer veriliyor. Daily Telegraph da haberinde, Birleşmiş Milletler'in Sri Lanka ordusunun ocak ayından bu yana tırmandırarak yürüttüğü operasyonlarda en az 7 bin sivilin hayatını kaybettiği tahminini aktarıyor. Aynı haberde, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün ordunun Tamil sivillerin de saklandığı bölgeye topçu saldırısı düzenlemeyeceği sözünü tutmadığı yönünde kanıtlar elde ettiği ayrıntısı da dikkat çekiyor. Peki, Batı'nın baskısına karşın Sri Lanka hükümeti operasyonlarını nasıl bu denli uzun ve şiddetli bir şekilde sürdürebildi? Daily Telegraph'ın diplomasi editörü David Blair' e göre, ''Çin'in desteğiyle.'' ''Sri Lanka ordusunun acımasız başarısı önemli bir dersi ortaya koydu. Eğer Çin'in desteğini alırsanız, diğer baskıları gözardı edebilme olanağınız olabilir. Mahinda Rajapaksa hükümeti, Çin'in mali, askeri ve diplomatik desteğini sağladıktan sonra Batının protestolarını başından savma şansına sahip oldu.'' ''Tamil Kaplanları'na yönelik saldırıların son aşamasında ordu, 50 bin sivilin de bulunduğu bölgeyi kuşattı. Diğer hükümetler, dışarıdan gelen ateşkes çağrılarına, en azından sivillerin tahliyesine izin verilmesi taleplerine direnmekte zorlanırdı. Hele BM Güvenlik Konseyi olsaydı bu taleplerin sahibi dikkate almamak da çok zor olurdu. Ama Sri Lanka hükümeti, itidal çağrılarını duymazdan geldi.'' ''Daha şanssız ülkeler, bu tavırları nedeniyle diplomatik bir bedel ödeyebilirdi, ama Çin konunun güvenlik konseyi gündemine gelmesini, geçen haftaya kadar tartışılmasını bile engelledi.'' Daily Telegraph'ın editörü, Pekin yönetiminin Sri Lanka'ya savaş uçakları ve 1 milyar dolara yakın maddi destek sağladığını karşılığında da Hint Okyanusu'nda stratjik öneme sahip bir müttefik kazandığını da aktarıyor. Gazetelerde Sri Lanka hükümetinin bundan sonra ne yapacağına ilişkin sorulara yanıt arayışları da var. Guardian yazarı Jonathan Freedland de, ''Tamil Kaplanları'nın yenilgisinden sonra Tamil azınlığa karşı kötü mumaleye son verilmeli'' diyor. ''Hükümet, şimdi tehdidi zayıflatmak için Tamillerin arasına farklı etnik gruplardan yerleşimciler mi gönderecek? Yoksa bölgeye Batı Şeria'da yapıldığı gibi ordu karargahları, kontrol noktaları mı kuracak?'' ''Ardarda işbaşına gelen Sri Lanka hükümetleri, Tamil azınlığın meşru şikayetlerini gideremedi. Tamil Kaplanları'nı terörist olarak nitelemek ya da onlara karşı savaşı haklı olarak görmek gerçeğin çarpıtılmasıdır.'' ''Tamil Kaplanları, sivillere terör uygulamaları, politikacılara suikast düzenlemelerine karşın orduya karşı önceki iki savaşta da direnebildi. Çünkü, tamamı olmasa bile çoğu Tamil'in haklı gördüğü bir davaları vardı. Şimdi Kaplanlar'ın yenilgisiyle birlikte yeni bir fırsat ortaya çıkmıştır.'' ''Eğer hükümet, Tamillere fethedilmiş bir düşman gibi davranıp, topraklarını parçalayıp işgal eder karakollarla kuşatırsa, gelecek kuşakların arasında yeni savaşçılık tohumları ekmiş olacaktır.'' 'Obama ikna edemedi' İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Washington ziyareti de uluslararası gündemin yakından izlenen başlıklarından. Netanyahu dün Beyaz Saray'da ABD Başkanı Barack Obama'yla görüştü. Times'ın haberine göre, Obama'nın konuğunu ''iki devletli çözüm''e ikna girişimi pek de başarılı olmuşa benzemiyor. Times, Obama'nın ''ya iki devletli çözüm ya da hiçbirşey'' restine Netanyahu'nun ''hiçbir şey'' yanıtıyla karşılık verdiğini yazıyor. ''Beyaz Saray, Netanyahu hükümetini, iki devletli çözümü kabul etmesi ve yerleşim merkezleri inşaasını durdurması için ikna etmeye çalışırken, Netanyahu Filistinlilerin egemenliği konusundan kaçındı.'' ''Filistinliler için sınırlı bir kendi kendilerini yönetme modelinden yana. Obama'ya İran konusunda baskı yapmakta ise zaman kaybetmedi. İsrail Başbakanı, gazetecilere yaptığı açıklamada ise, hem kendilerinin hem de Filistinlilerin ödünler vermeleri gerekeceğini, kendilerinin üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını söyledi.'' | İlgili haberler 18 Mayıs 2009 Basın Özeti18 Mayıs, 2009 | Basın Özeti 7 Mayıs 2009 Basın Özeti07 Mayıs, 2009 | Basın Özeti 6 Mayıs 2009 Basın Özeti06 Mayıs, 2009 | Basın Özeti 5 Mayıs 2009 Basın Özeti05 Mayıs, 2009 | Basın Özeti 4 Mayıs 2009 Basın Özeti04 Mayıs, 2009 | Basın Özeti 3 Mayıs 2009 Basın Özeti03 Mayıs, 2009 | Basın Özeti 1 Mayıs 2009 Basın Özeti01 Mayıs, 2009 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||