BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 18 Temmuz, 2008 - TSİ 06:08
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
18 Temmuz 2008 Basın Özeti
Economist dergisi, Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi'ne karşı açılan kapatma davasıyla ilgili gelişmeleri "Bayraklar, peçeler ve Şeriat" başlıklı bir yazıda yorumlamış.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Dergi, davanın ardında varoluşsal önemde gördüğü "Türkiye ne ölçüde İslamcılaştı?" sorusunun yattığını belirtiyor ve makalede bu sorunun yanıtı aranıyor.

Makalede kapatma davasının açılmasından bu yana Türkiye'de bir kargaşa yaşandığı belirtiliyor.

Gözlemcilerin de AKP'nin kapatılacağına inandığı kaydediliyor.

Ancak Economist , Savcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın iddianamede somut kanıtları olmadığını vurguluyor.

İddianamenin çoğunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kurmaylarının yaptıklarına değil, söylediklerine dayandığı belirtiliyor.

AKP'nin İslami değerleri savunduğunu belirten dergi, buna karşın hiç Kuran'dan esinlenen yasalar geçirmeye çalışmadıklarını vurguluyor ve şöyle devam ediyor;

"Ama bunların hiçbiri AKP'ye karşı 'yargı darbesi'ndeki itici güç olduğuna inanılan, Türkiye'nin müdahaleci generallerini etkilememiş gibi gözüküyor. Generaller ve müttefikleri Atatürk'ün laik cumhuriyetinin geleceğinin tehlikede olduğuna inanıyor."

"Benzer tartışmalar 1996'da islamcı Refah Partisi iktidara geldiğinde de duyulmuştu. Bir yıl sonra, şu anda AKP'ye yöneltilen suçlamalar nedeniyle kansız, 'kadife bir darbeyle' iktidardan uzaklaştırıldılar. Ama her müdahaleden sonra İslamcılar daha güçlü geri döndü".

'Erdoğan fırsatları kaçırdı'

Atatürk devrimlerinden, mahalle baskısı tartışmalarına ve Aleviler'in şikayetlerine dek birçok konuya değinen yazının sonunda, adı açıklanmayan üst düzey bir AKP yetkilisinin "Erdoğan laiklere elini uzatmak için çaba harcamış olsaydı, bugünkü noktada olmayabilirdik." sözlerine yer veriliyor.

Economist Erdoğan'ın bu anlamda bir kaç şansı da kaçırdığını belirtiyor ve devam ediyor;

"Bu şansların ilki, AKP geçen sonbaharda 1980'de generallerin yazdığı anayasanın yerini alacak metni yazarken geldi. Erdoğan laik muhaliflerine danışma zahmetine girmedi. Üniversitelerde türbana izin veren yasa değişikliğini geçirirken de onları yok saydı. Erdoğan'ı eleştirenler büyük seçim zaferinin başını döndürdüğünü söylüyor. '

Bir AKP milletvekili 'Erdoğan hiçbir öğüt ve eleştiriyi kabul etmiyor. Bir tirana dönüştü." diye fısıldıyor. Dönüşmüş olabilir. Ama bu partisinin kapatılmayı, kendisinin de siyasetten yasaklanmayı hak ettiği anlamına da gelmiyor"

Gül: Beynimi değil, başımı örtüyorum

Times gazetesi de, Times2 ekinde Türkiye'deki türban tartışmalarını kapak konusu yapmış.

Türkiye'deki laikleri temsil edenlerden, türban takanlara pek çok kesimin görüşlerinin yansıtıldığı yazıda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül'le yapılmış bir röpörtaj da var.

Gül, röpörtajı yapan Janice Turner'a "Ben sizi sarı saçlarınız var diye yargılamıyorum. Ben başımı örtüyorum, beynimi değil." diyor.

Gül, "Türbanın, kadınları takmaya zorlayabileceğiniz bir şey olduğuna inanmıyorum. İran'da öyle yaptılar. Ama Türkiye farklı bir toplum. Bazı ailelerde türban takanlar da, takmayanlar da var. Biz bu farklı tercihlere alışkınız" şeklinde konuşuyor.

'Türbanlılar siyasi iklimi değiştirdi'

Makaleyi kaleme alan Turner, İslam'ın, türban takan kadınların şahsında, zorla değil, ama artan sayılarıyla siyasi iklimi değiştirdiği tespitinde bulunuyor.

30 yıl önce İstanbul'da sadece hizmetçi kadınların ve kenti ziyaret eden köylülerin türban taktığını ifade eden yazar şöyle devam ediyor;

"Ama son yıllarda hırslı ve dindar bir orta sınıf yükselişe geçti ve şehirlere yayıldı. Siyasi alandaki sesleri olarak da AKP iktidara geldi ve kendilerine olan güvenleri arttı. Şimdi laikler Starbucks'larda, şık restoranlarda ve en iyi üniversitelerde yanlarında türbanlı kadınların oturduğunu görüyorlar. Artık sadece kentin kendilerine ait bölümlerinde kalmıyorlar."

Times, başyazılarından birini de Türkiye'ye ayırmış.

"Türkiye için mücadele başlıklı yazıda, "Demokrasiye tehdit olan kızgın generaller, türban değil" deniyor.

Dikkat çeken satırlar şöyle;

"Batılı hükümetler konuyu olduğu gibi, bir yargısal darbe girişimi olarak görmeli. Hukuki dayanakları yetersiz. Başarılı olursa, Türkiye'nin zaten sorunlu olan Avrupa Birliği'ne giriş sürecini raydan çıkarabilir. Birçok AKP taraftarının da sandıklardan umudunu kesmesine yol açabilir."

"Aralarında üst düzey generallerin de bulunduğu kişilerin bu ay toplu halde tutuklanmaları bazıları tarafından keyfi ve otoriter bulundu. Ancak bunun tehlikedeki bir demokrasinin kendisini savunması olarak algılanması daha iyi olur."

'Erdoğan başka kesimleri de yanına almalı'

Times'ın başyazısında Başbakan Erdoğan'a yönelik de bazı tavsiyeler dile getiriliyor.

Times, Erdoğan'ın eğitimli şehirli kesimleri ve entellektüelleri de yanına alması gerektiği görüşünde.

Gazete, bu kesimlerin de Anadolu'nin içleri kadar, Türkiye'nin kimliği ve zenginliğinin bir parçası olduğunu söylüyor.

Times, Erdoğan'ın kamudaki atamaları şeffaf ve liyakat prensibine dayanarak yapıp, eğitimli ve şehirli kesimleri de yanında tutması gerektiğini belirtiyor.

Gazete, söz konusu olanın, hem dindarlar, hem de inançsız yaşama hakkına bağlı olanlar için demokrasiye saygı olduğunu kaydediyor.

Mandelson'dan ticaret görüşmeleri uyarısı

Financial Times, Avrupa Birliği Komisyonu'nun Ticaretten Sorumlu Üyesi Peter Mandelson'ın uyarısına haberleştirmiş.

Mandelson, bu haftasonu Cenevre'de yapılacak Doha Turu olarak da bilinen serbest ticaret görüşmelerinde uzlaşma sağlanamazsa, küresel ısınma, enerji ve gıda güvenliğiyle ilgili uluslararası ilgili anlaşmaların tehlikeye gireceği uyarısında bulunuyor.

Mandelson, "Büyük bir ilerleme sağlama konusunda şansımız artıyor. Ancak bu ilerleme henüz çantada keklik değil. Cenevre'deki bu sınavdan kalmamız, ileride küresel ısınma, enerji ve gıda güvenliğiyle, diğer konulardaki sınavlardan geçme şansını da azaltacaktır" diyor.

Serbest ticaret görüşmelerinde kalkınmış zengin uluslarla, kalkınmakta olan ülkeler arasında, birbirlerinin sanayi, hizmet ve tarım sektörlerine girme konusundaki görüş ayrılıkları devam ediyor.

ABD ve AB sorumluluk almalı

Daily Telegraph da, başyazılarından birini bu konuya ayırmış.

Gazeteye göre, anlaşma için özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'ne sorumluluk düşüyor. Dikkat çeken satırlar şöyle;

"Demokratlar'ın hakimiyetindeki Amerikan kongresi, başkanın vetosuna karşın, çiftçilere büyük sübvansiyonlar ödenmesini öngören Tarım Yasası'nda ısrar ederek, geriye doğru bir adıp atıp , kötü bir örnek koydu ortaya. Avrupa Birliği de serbest pazar uğruna çiftçilerin kurban edilmesine şiddetle karşı çıkan bir ülkenin dönem başkanlığı altında.

"Nicolas Sarkozy'nin Mandelson'la kamuoyu önünde yaptığı ağız dalaşı, ticaretten sorumlu komiserin elini bu çok önemli görüşme öncesi zayıflattı. Amerikan Kongresi ve Fransa Cumhurbaşkanı'nın tavrı, hem kalkınmış, hem de kalkınmakta olan ülkeleri ekonomik sıkıntının daha diplerine atmakla tehdit ediyor."

İlgili haberler
17 Temmuz 2008 Basın Özeti
17 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
16 Temmuz 2008 Basın Özeti
16 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
15 Temmuz 2008 Basın Özeti
15 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
14 Temmuz 2008 Basın Özeti
14 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
13 Temmuz 2008 Basın Özeti
13 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
10 Temmuz 2008 Basın Özeti
10 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik