|
22 Nisan 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Guardian gazetesi "Obama, Pensilvanya'da yenilgiyi kabul etti" diyor.
Buna göre ABD'de Kasım ayında yapılacak başkanlık seçiminde Demokratların adayı olmak için yarışan Senatör Barack Obama, bugün yapılacak önseçimi kazanamayacağını kabul etmiş. "Ancak," diyor Guardian, "Obama yarışta o kadar önde ki, Hillary Clinton için sadece kazanmak yetmeyecek." Özetle aktaralım: "Bir dizi yenilgi ardından Clinton'ın, kampanyasını diriltmek için zaferden fazlasına ihtiyacı var: Demokrat liderleri yarışta kalması gerektiğine ikna edebilmesi için 10 puan ya da daha fazla fark atması lazım." Guardian, sekiz milyon süper delegenin oy kullanacağı bugünkü Pensilvanya seçimini küçümsememek gerektiğini söylüyor: Eğer burayı da alırsa Hillary Clinton sekiz büyük eyaletten yedisini kazandığını söyleyebilecek. Buna karşılık Obama'nın da savunması hazır: Önseçim yapılan 42 eyaletten 28'ini o kazandı. Üstelik finansman yarışında da önde görünüyor. Yine Guardian'dan aktarıyoruz: "Obama geçen ay Clinton'dan iki kat fazla maddi destek topladı; Nisan ayına banka hesabında 42 milyon dolarla girdi. Clinton ise Mart ayında 20 milyon dolar toplamasına rağmen, hala 10 milyon dolar borçta olduğu açıklamasıyla sarsıldı." Financial Times gazetesi de aynı noktaya dikkat çekiyor ve "Para Clinton için Aşil'in topuğu, yani zayıf noktası" diyor. Gazeteye göre Senatör Hillary Clinton'ın, Pensilvanya seçimleri için bu ay her gün 1 milyon dolar harcadığı tahmin ediliyor. Yarışın bitmesine daha altı hafta olduğuna dikkat çeken gazete, düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü'nden Bill Galston'ın şu görüşlerine yer vermiş: "Ben uzun süredir bu seferki Demokrat yarışta paranın - ya da paranın eksikliğinin - belirleyici faktör olacağını düşündüm." Financial Times'a göre Bayan Clinton kampanyasına kendi cebinden beş milyon dolar yatırmış; destekçilerinin çoğu da yasaların izin verdiği bağış limitini doldurmuş durumda. Barack Obama ise internette kurduğu başarılı bağış sistemi sayesinde 200 doları bulmayan küçük bağışlarla, toplamda büyük meblağlar elde etmiş, etmeyi de sürdürüyor. Carter ve Hamas Yine Financial Times'la devam ediyoruz, gazete eski Amerikan başkanlarından Jimmy Carter'ın, Hamas'la geçen hafta yaptığı temasların sonuçlarını açıkladığı basın toplantısına geniş yer ayırmış. Gazete Hamas'ın "İsrail'i resmen olmasa da, bir komşu olarak kabul etmeye hazırız" açıklamasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Financial Times, yorum sayfalarında şöyle yazıyor: "Eski Amerikan Başkanı ve Nobel Barış Ödülü sahibi Jimmy Carter, herhalde İsrail'in geleceğini güvenceye almak için şu anda hayatta olan herkesten daha fazla şey yapmıştır. Mısır'la 1979'da imzalanan tarihi Camp David anlaşmasının mimarı odur. "İsrail'le Filistinliler arasında barış olasılığının geçen Kasım'daki Annapolis Konferansı'ndan beri 'gerilediğini' söylerken de haklıdır. İşte bu nedenle İsrail'in en kararlı ve tehlikeli düşmanının, Hamas'ın en nüfuzlu lideri Halid Meşal'le geçen hafta iki uzun görüşme yapmakta da haklıdır. "Carter da, İsraillilerin üçte ikisi gibi, İsrail'in Filistin halkının yarısına savaş açıp, diğer yarısıyla barış yapmayı umamayacağı görüşünde. Eğer bu çatışmaya bir çözüm bulunacaksa, Hamas bunun parçası olmalıdır." Financial Times böyle diyor, ama Times gazetesi aynı fikirde değil. Gazetenin yorum sayfalarındaki bir karikatürde Jimmy Carter, silahlı bir Hamas militanıyla el sıkışırken görülüyor. Militan, belindeki kemere taktığı dinamit lokumlarına işaret ederek "Bunlar da dondurma Sayın Carter" diyor. Amerikan ve İsrail hükümetleri de, Carter'ın temaslarını sert ifadelerle eleştirmişti. Paraguay'da 'Amin!' Independent'taki bir haberin başlığı: "Eski piskopos, Paraguay'ın dualarına yanıt verdi." Haber, dünyanın en uzun süreli iktidarına Pazar günkü seçimlerle son veren eski piskopos Fernando Lugo'nun zaferini anlatıyor. Gazeteye göre Lugo'nun en az 10 puan farkla, 61 yıllık Colorado Partisi iktidarına son vermesi üzerine Paraguay'da iki gazete birden aynı başlığı atmış: "Amin." Eski piskoposun yoksul taraftarlarına toprak reformu sözü verdiğini de hatırlatan Independent, yorum sayfalarında ise bu seçimi Latin Amerika çerçevesine oturtuyor. Özetle aktaralım: "Latin Amerika'nın dört bir yanında, eski siyasi seçkinler sınıfı kaçışta. Brezilya'da, Bolivya'da, Venezuela'da, Nikaragua'da, Peru'da ve dün de Paraguay'da iktidardan düştüler. "Kıtanın her yerinde yerel toplulukların ve mülksüzlerin oylarını istemeye hazır bir siyasiler kuşağı, Amerikan yanlısı politikacılar sınıfının yerini alıyor. "Tabii bu yeni kuşak radikal liderlerin eksiklerine gözlerimizi kapamamalıyız. Özellikle de Venezuela’da Hugo Chavez'in demagojik, çoğulculuk karşıtı eğilimleri kaygı yaratıyor. "Ancak Latin Amerika'da sandık başında birbiri ardına yapılan barışçı devrimler ve bunun bu en eşitsiz kıtalardan birinde gelir dağılımına şimdiden yapmakta olduğu etki, burayı demokrat dünyanın en nefes kesici bölgesi haline getirdi." 'Müttefiklere dikkat' Times gazetesi ise yorum sayfalarında Paraguay'ın yeni liderini, dostlarını iyi seçmesi konusunda uyarıyor. Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva'nın zeki bir sosyal demokrat olduğunu, ülkesini başarıyla modernleştirdiğini söyleyen Times, Paraguay liderinin de onu örnek alması ve onunla çalışması gerektiğini yazıyor. Buna karşılık Latin Amerika'nın diğer tanınmış siması, Venezuela lideri Hugo Chavez'le yakınlaşma hatasını işlememesi gerektiğini savunuyor... Tibet'te zoraki eğitim Ve son haberimiz, yine Times'dan: Çin'in Tibet'teki huzursuzluklar ardından zorunlu eğitim programına aldığı Budist bir keşişin sözleri bunlar. Gazete, Çin'in "vatanseverlik eğitimi" adını verdiği bu kampanyayı, Mao dönemindeki Kültür Devrimi'ne benzetiyor. Budist keşiş bu eğitimi hemen her gün aldıklarını, genelde rahat geçtiğini anlatıyor, sonra şöyle devam ediyor: "Bazen işler ciddileşiyor. Polis geldiğinde böyle oluyor. Her keşişin yanında durup, yanıtlarının doğru olduğuna emin olmak için dikkatlice dinliyorlar. Polis gelince yalan söylüyoruz. 'Anavatanımı seviyorum. Onu sevmiyorum' demek zorunda kalıyoruz. O'nun kim olduğunu açıklamamızı istemiyorlar, çünkü hepimiz biliyoruz." Sözünü ettiği kişiyse, Çin'in son zamanlarda dünyada görülen Tibet yanlısı protestolardan sorumlu tuttuğu insan: Sürgündeki ruhani lider Dalay Lama. | İlgili haberler 21 Nisan 2008 Basın Özeti21 Nisan, 2008 | Basın Özeti 20 Nisan 2008 Basın Özeti20 Nisan, 2008 | Basın Özeti 18 Nisan 2008 Basın Özeti18 Nisan, 2008 | Basın Özeti 17 Nisan 2008 Basın Özeti17 Nisan, 2008 | Basın Özeti 16 Nisan 2008 Basın Özeti16 Nisan, 2008 | Basın Özeti 15 Nisan 2008 Basın Özeti15 Nisan, 2008 | Basın Özeti 14 Nisan 2008 Basın Özeti14 Nisan, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||