|
21 Nisan 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de bugün tüm gazetelerin geniş yer ayırdığı bir konu, ekonomik kriz kaygısı içindeki hükümetin bankalara vermesi beklenen destek: Gordon Brown hükümeti mortgage, yani ipotekli konut kredisi sektörüne 50 milyar sterlin kaynak sağlamaya hazırlanıyor.
Gazetelere göre hükümet bankalara devlet tahvili verip, karşılığında onların ipotekli varlıklarını güvence kabul edecek. Böylece bankalar en güvenli yatırım araçlarından biri olan bu devlet tahvillerini kullanarak, piyasalarda bulmakta zorlandıkları borcu bulabilecek. Daily Telegraph manşetinde bu girişimi "kumar" diye nitelemiş. Times gazetesi de muhalefetteki Liberal Demokratların sözcüsünün uyarısına yer vermiş: "Bankaların kârlarını özelleştirip, zararlarını kamulaştırmasına izin vermemeliyiz. Bankalardan devralınan ipotekler, onlara verilen devlet tahvillerine göre daha riskli. Bu yüzden de bankaların riskini ve kayıplarını vergi mükellefleri üstleniyor. Bu, doğru bir yaklaşım olamaz." Guardian gazetesiyse Avrupa ve ABD'de de verildiğine dikkat çektiği bu doğrudan desteğe sıcak bakan gazetelerden. Kredi krizi yüzünden kimselere güveni kalmayan bankaların, halka ve birbirlerine borç vermediğini, piyasanın durma noktasına geldiğini hatırlatan gazete şöyle yazıyor: "Eğer bankalara arka çıkılmazsa, bunun cezasını ipotekli ev kredisi alanlar çekecek. Bankalar birbirlerine borç vermeye hala o kadar gönülsüz ki, hepsi nakit sıkıntısı çekiyor. Yakında diğer sektörlere de kredi vermeyi kesecekler. Eğer krediler durursa, yatırımlar da durur. Ev fiyatları tepetaklak olur. Ekonomide durgunluk başlar -- ki bunun yaşam standartları ve işsizliğe etkisi malum." Ancak Guardian gazetesi, bankalara bu desteğin belli şartlarla verilmesini hararetle tavsiye ediyor: Örneğin onların da hissedarlarına giderek sermaye artırımı yapmaları, böylece riskli yatırımlarının biraz olsun karşılık bulması. 'Cehennemde yaşıyoruz' Times dış haber sayfalarında, Irak hükümetinin, Mukteda es Sadr yanlısı Şii milislere karşı başlattığı savaşta arada kalan sivillerin durumuna yer veriyor. Gazete Hafta sonunda es Sadr'ın "Eğer saldırılar durmazsa açıkça savaşa gireriz" dediğini ve buna karşılık Amerikan askerlerinin, milis grubun Bağdat'taki kalesi olan Sadr semtinde 20 milisi daha öldürdüğünü yazıyor. Times daha sonra 33 yaşındaki işçi Ahmed Cafer'e kulak veriyor: "Sadr'da yaşayan bizler çok kötü bir durumdayız. Irak ve Amerikan birlikleri, sivillerle savaşçılar arasında ayrım yapamıyor. İki ateş arasında cehennemde yaşıyoruz. Yiyecek yok, su yok, elektrik yok, ilaç yok." Times'a göre Amerikan ve Irak askerleri, iki milyon nüfuslu semtin güneyini ele geçirdi; burayı duvarla çevirmeye başladı. Sadrcı milis gücü Mehdi Ordusu'nun üyeleriyse, liderleri Mukteda es Sadr'ın sekiz aydır sürdürdüğü tek yanlı ateşkesten şikayetçi. Iraklı birliklerin Sadr ve Basra'daki kazanımlarını da bu ateşkese bağlıyor ve sekiz aylık ateşkesin bitirilmesi için baskı yapıyor. Independent'ın deneyimli Irak muhabiri Patrick Cockburn ise şunları yazmış: "Sadrcılar, kendilerine yönelen saldırıların ardında Bedir örgütünün öldüğüne inanıyor. Bedir, hükümet güçlerinin müttefiki olan ve pek çok üyesi Irak ordusuna ve emniyetine giren güçlü bir Şii milis örgütü. "Karşılarındaki Mehdi Ordusu ise Basra'daki çatışmadan sonra sokaklardan çekilmesine rağmen, dağıtılmış değil ve taraftarlarının yaşadığı bölgelerde can yakan saldırılar düzenleyebilir. "ABD uzun süredir Irak hükümetini Sadrcıları ezmesi için teşvik ediyor. Ancak şu anda kendini iki cephede birden savaşır bularak sürpriz yaşadı: Biri, 2003'ten beri Sünni Araplara karşı savaştığı cephe; diğeriyse, daha yeni yeni başlayan, Şii cephesi." Hamile bakan Independent'la devam ediyoruz; gazete İspanya'da geçen hafta, yedi aylık hamileyken savunma bakanlığına atanarak tartışma yaratan Carme Chacon'dan söz ediyor. Buna göre kadın bakan hafta sonunda, ayağının tozuyla Afganistan'a giderek oradaki İspanyol askerleri ziyaret etmiş. Tabii bu sefer de 10 saatlik bir uçuşla bebeğini tehlikeye attığı için eleştirilmiş. Ülkenin ilk kadın savunma bakanı, eleştirileri şöyle yanıtlamış: "Seçim kampanyası daha uzun ve daha zordu." Independent, muhafazakar basının Carme Chacon'u görevini yerine getirdiği için alkışladığını, Chacon'un ise Haziran ayında doğum yapmadan önce Lübnan, Bosna ve Kosova'daki İspanyol askerlerini de ziyaret edeceğini söylediğini yazıyor. Kaloriler menüde Son haberimiz Guardian'dan. Gazeteye göre New York, ABD'de menüye yemeklerin kalori değerini yazma zorunluluğu getiren ilk kent oluyor. Zorunluluk yalnızca ülke çapında 15 dükkandan fazlasına sahip mağaza zincirleri için geçerli. Bu da McDonalds ve Starbucks gibi devlerin de dahil olduğu 2 bin yerde, kalori hesabı artık ortada olacak anlamına geliyor. New Yorklu yetkililer bu sayede önümüzdeki beş yılda 130 bin kişiyi obez olmaktan, 30 bin kişiyi de şeker hastalığına yakalanmaktan kurtarmaya yardım edeceklerini söylüyor. | İlgili haberler 20 Nisan 2008 Basın Özeti20 Nisan, 2008 | Basın Özeti 18 Nisan 2008 Basın Özeti18 Nisan, 2008 | Basın Özeti 17 Nisan 2008 Basın Özeti17 Nisan, 2008 | Basın Özeti 16 Nisan 2008 Basın Özeti16 Nisan, 2008 | Basın Özeti 15 Nisan 2008 Basın Özeti15 Nisan, 2008 | Basın Özeti 14 Nisan 2008 Basın Özeti14 Nisan, 2008 | Basın Özeti 13 Nisan 2008 Basın Özeti13 Nisan, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||