|
14 Mart 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınının en çok yer verdiği konu, Amerikan dolarının dün dünya borsalarında, Japon yeni karşısında son 18 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve bunu, altının onsunun değerinin tarihte ilk kez bin doları bulması.
Times'a göre yatırımcının altına hücümunun temel sebebi, dolardaki düşüş. Ancak dünya genelinde yükselen enflasyon, küresel kredi krizi ve resesyon beklentileri de bu tercihte pay sahibi. Ne var ki gazete başyazısında, paniğe kapılmanın yersiz olduğunu savunuyor ve şöyle diyor: "Altının onsu dün, bin doları buldu. Ancak bunun sebebi sadece, bu değerli metalin varlığını koruyan cazibesi değil. Bunun yanında, bankacılık dünyasındaki korkular ve karmaşık mali araçlara atfedilen riskler de etkili." "Tüm göstergeler, dünyanın benzeri görülmemiş bir mali krizin eşiğinde olduğunu gösteriyor. Yatırımcılar yatırım araçlarının en güvenlisi olarak görülen altına hücum ediyor, çünkü olan bitenden rahatsızlar." "Aslında nasıl mali piyasaların geçmişteki canlılığı mantık dışı idiyse, şimdi yansıttıkları korku da abartılı. Zira dünya ekonomisi büyümeye devam ediyor. Çin ve Hindistan, talebi canlı tutmayı sürdürüyor." "İngiltere'de belirsizlik hakim olabilir. Ancak şimdilik işsizlikle karşı karşıya değiliz. Güven kaybından kaynaklanan bir tüketimden kaçış da söz konusu değil." Financial Times ise sorunun dolar cephesine bakmış. Gazete başyazısında, doların düşüşünden kaynaklanan sorunun çözümü için şu uyarılarda bulunuyor: "Doların zayıf olması, Amerikan ekonomisini canlandırmanın hayati bir aracı olabilir. Ancak dolarda çöküş, kimsenin yararına olmaz." "Eğer yatırımcılar dolar bonolarından kaçmaya başlarsa, Amerikan Merkez Bankası uzun vadeli faizlerin kontrolünü kaybedebilir. Bu da, para politikasını etkisiz hale getirir. Bu arada Avrupa ve Japonya da, ihracat sektörlerinde acımasız ayarlamalar yapmak zorunda kalırlar." "Doları şu anki seviyesinde sabitlemeye çalışmak, yanlış, gereksiz ve aptalca olur. Değişim oranları pazarda belirlenmelidir. Ancak bu aşamada müdahale, düşüşü yavaşlatmaya yarayabilir." "Müdahale tabii ki ideal çözüm değildir. Nihayetinde bugün karşılaşılan sorunların birçoğu da, geçmişteki bu oynamalardan kaynaklanıyor. Ayrıca bunun birçok riski de var. Merkez bankalarının başarısız olup güvenilirlik kaybına uğramaları gibi." "Ancak sınırlı, Avrupa, Amerika ve Japonya merkez bankalarının koordineli hareket edeceği ve Asya ükelerinin de yardımı ile gerçekleştirilecek bir müdahale, küresel mali krizle mücadelenin mantıklı bir unsuru olabilir." İran seçimlerinin galibi kim olacak? Bugün İran'da düzenlenecek genel seçimler de İngiltere basınında öne çıkan konulardan. İranlı ünlü gazeteci ve yorumcu Amir Taheri, Times için kaleme aldığı makalede, halkın önündeki tercihi şu satırlarla yorumluyor: "İran seçimlerindeki temel mesele, mollaların güçlerinin bir kısmını daha Devrim Muhafızları'na kaptırıp kaptırmayacakları ve kaptıracaklarsa, Devrim Muhafızları içindeki hangi grubun galip geleceği. Radikaller mi, gerçekçiler mi?" "Ayetullah Humeyni tarafından, rejimi korumak amacıyla ve orduya paralel olarak kurulan Devrim Muhafızları, 250 bin kişiden oluşuyor. Ancak yıllar içinde, yönetimin omurgası haline gelmiş durumdalar. Zira petrolden turizme geniş bir alanda faaliyet gösteren 500 şirketi kontrol ediyorlar." "Devrim Muhafızları 1990'lardan bu yana mollalara karşı siyasi nüfuzunu genişletmeye çalışıyor. Bu seçimlerde, Devrim Muhafızları içindeki, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'a yakın radikal unsurların galip gelmesi, Amerika Birleşik Devletleri ile olası bir yakınlaşmayı en azından dört yıllığına erteleyecektir. Tabii ülke içindeki özgürleşme umutlarını da." "Ancak daha pragmatik isimlerin galibiyeti, Batı ile ilişkilerin ve içerideki baskının yumuşaması sonucunu doğurabilir." İngiltere'de okullarda propaganda tartışması Independent'ın manşeti: "İngiltere Savunma Bakanlığı, okullara propaganda sokmakla suçlanıyor. Öğretmenlerden Irak konusunda tarihin yeniden yazılması isteniyor." Manşeti şu satırlar takip ediyor: "İngiltere'nin en büyük öğretmen sendikası Savunma Bakanlığı'nı, öğrencilere Irak savaşını anlatmayı hedefleyen bir planla ilgili olarak yasaları çiğnemekle suçlandı. Ulusal Öğretmenler Sendikası'na göre bakanlığın planı, tüm siyasi konuların dengeli bir biçimde ele alınmasını öngören Eğitim Yasası'na aykırı." "Öğretmenler, okullarda okutulması istenen dersin propaganda amaçlı olduğunu ve savaşta yaşanan sivil kayıplardan hiç söz edilmediğini savunuyor." "Bakanlık tarafından hazırlanan bir metinde, Irak'ın yeniden imarı başlığı altında, ülkede beş bin okul ve 20 hastane inşa edildiği aktarılıyor, ancak sivil kayıplara hiç değinilmiyor." "Bir başka bölümde ise, Saddam Hüseyin'in devrilmesi için Irak'ın işgalinin ne kadar gerekli olduğu anlatılıyor, ancak yine, işgalin Birleşmiş Milletler desteğinden mahrum olarak gerçekleştirildiğinden bahsedilmiyor." 'AB'nin iklim değişikliği cesareti' Brüksel'de dün toplanan Avrupa Birliği liderlerinin gündeminde ağırlığı iklim değişikliği ile mücadele oluşturuyor. Liderlerin bugün, sera etkisi yaratan gazların azaltılması için bağlayıcı hedefler belirlemesi bekleniyor. Independent başyazısında, Avrupa Birliği'ni cesaretinden dolayı kutluyor. Yazıda dikkat çeken satırlar şöyle: "Avrupa Birliği'nin iklim değişikliği konusunda üstlendiği önderlik, sorunu doğru küresel çerçevede değerlendirdiğini gösteriyor." "Liderlerin önüne, Avrupa Birliği dış politika sorumlusu Javier Solana tarafından son derece karamsar bir rapor kondu. Raporda, iklim değişikliğinin yer küre için olası etkileri sıralanıyor. En kaygı verici olasılıklardan biri de, Afrika ve Orta Doğu'da tarımın iklim değişikliği nedeniyle gerilemesiyle, bu bölgelerden yüzbinlerce mültecinin Avrupa'nın yolunu tutacak olması." "Avrupa Birliği'nin bu kadar ciddi bir adım atmaya hazır hale gelmesinden, İngiltere'de milletvekillerimiz ders çıkarmalı. Zira liderlerin önündeki, iklim değişikliği, enerji pazarlarının serbestleştirilmesi, mali düzenlemeler gibi konular, bir ülkenin tek başına çözebileceği sorunlar değil. Avrupa Konseyi gibi kurumlar tam da bu tür görevler için oradalar." Konu Independent gibi Guardian'ın da gündeminde, ancak farklı bir boyutuyla. Guardian manşetten verdiği haberinde, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, iklim değişikliği konusunda, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'in de desteğini alacak küresel bir anlaşmayı hedefleyen yeni bir girişim başlatacağını aktarıyor. Dikkat çeken satırlar şöyle: "Eski Başbakan, karbon gazı salımlarını 2050 yılına kadar yüzde 50 oranında azaltmayı hedefleyen bir anlaşma taslağı hazırlanmasına yardımcı olabileceğini, bunun için Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler ve Avrupa'nın desteğini alabileceğini savunuyor." "Tony Blair Guardian'a, geçen yaz görevi bıraktığından bu yana, bir grup iklim değişikliği uzmanı ile birlikte bu konu üzerinde çalıştığını, bu yaz G8 liderlerine, geldiği nokta ile ilgili bir rapor sunmaya hazırlandığını söyledi." "Bunun öncesinde Çin ve Hindistan'a giderek, oradaki hükümetleri bu konuda ikna etmeyi de planlıyor." | İlgili haberler 5 Mart 2008 Basın Özeti05 Mart, 2008 | Basın Özeti 4 Mart 2008 Basın Özeti04 Mart, 2008 | Basın Özeti 3 Mart 2008 Basın Özeti03 Mart, 2008 | Basın Özeti 2 Mart 2008 Basın Özeti02 Mart, 2008 | Basın Özeti 29 Şubat 2008 Basın Özeti29 Şubat, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||