|
5 Mart 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde bu sabah Kuzey İrlanda'da birinci bakan olan Ian Paisley'nin hem bu görevini hem de İngiltere'yle birlik yanlısı Demokratik Birlik Partisi'nin liderliğini bırakacağı yolundaki açıklaması geniş yer buluyor.
82 yaşındaki Protestan lider, milletvekilliği ve meclis üyeliği görevlerine ise devam edecek. Ian Paisley'nin bu kararının ardında, partinin önde gelenlerinin, oğlunu Polis İdaresi'ne atamasından duydukları rahatsızlığının yattığı söyleniyor. Paisley Junior'in bakan yardımcılığı görevinden istifasının da, adının lobi faaliyetleri karışmasından doğan eleştirileri izlediği görüşü hakim. Guardian gazetesi şöyle yazıyor: “Ian Paisley, Belfast'ta Mayıs ayında yapılacak bir yatırım konferansından sonra görevi bırakacağını açıkladı. Paisley, oğlu hakkındaki spekülasyonlar yüzünden görevi bıraktığı iddialarını ise yalanladı.” “Ian Paisley'nin parti içindeki konumu, iktidarı, Birleşik İrlanda'yı savunan Sinn Fein'le paylaşma kararı yüzünden zayıflamıştı. “ Paisley ise, kararı konusunda "Doğru olan buydu, çünkü bizi Birleşik İrlanda'dan kurtaracak tek şeydi" diye konuştu.” Bir dönemin sonu Independent gazetesine yazan David McKittrick de "Bir dönemin sonu: Paisley ayrılıyor" başlığını attığı yazısında, aynı zamanda bağımsız Presbiteryen kilisesini kurucusu olan liderin kararının, Kuzey İrlanda tarihi açısından büyük bir önem taşıdığını vurguluyor. “Bu sıradışı karakterin iyi ve kötü yanları hakkındaki tartışmaların sonu gelmeyecektir, zira yıllar yılı siyasi pek çok girişimi sabote etti, durdu. Ama sonra birden bire, ezeli düşmanı Sinn Fein partisiyle işbirliğine giderek tüm dünyayı şaşkınlığa uğrattı. “Yıllarca eli kanlı bir terörist olarak görülen Martin McGuinness'le işbirliği, Paisley'nin ayrılığında rol oynamış olabilir. Protestanlar arasında artık Sinn Fein'le ortaklık zamanı geldiğini düşünenler çoğunlukta olsa da, bu yakınlığı aşırı bulanlar da az değildi.” Financial Times, Ian Paisley'in yerine yıllardır yardımcılığını yürüten Peter Robinson'ın gelmesine kesin gözüyle bakıldığını yazıyor. Uyuşturucuyla mücadele Birleşmiş Milletler'in uyuşturucuyla mücadele biriminin yıllık raporunun bugün yayınlandığını yazan Times, "Birleşmiş Milletler İngiltere'de şöhretli isimlerin kokain kültürünü kınıyor" başlığını kullanmış. Raporda, "uyuşturucu kullanan şöhretli isimlerin halkın uyuşturucuya yaklaşımına etki ettiği, özellikle gençleri uyuşturucu kullanmaya teşvik ettiği" görüşüne yer veriliyor. Birleşmiş Milletler raporu, yetkililerin halka mal olmuş kişilerin uyuşturucu yasalarını ihlal etmeleri halinde, bu durumdan sorumlu tutulmaları gerektiğini vurguluyor. Eleştirilerin ardında büyük ölçüde İngiliz soul sanatçısı Amy Winehouse ve rock yıldızı Pete Doherty'nin uyuşturucu sorunlarının basına büyük ölçüde yansıması yatıyor. Polis birimleri, İngiltere'de kokainin, orta sınıftakilerin gözünde kabul edilebilir bir nitelik kazandığını kabul ediyor. Birleşmiş Milletler raporu ayrıca İngiltere'nin Avrupa'nın en yüksek kokain kullanım oranlarına sahip olduğuna da dikkat çekiyor. Guardian gazetesi de yine ilk sayfadan duyurduğu haberde, benzer noktalara değinirken, Birleşmiş Milletler'in kullanıcılardan çok uyuşturucu kartellerini hedef alın, çağrısını aktarıyor. ‘Haşhaş üretimi tehlike verici boyutlarda’ Financial Times gazetesinin sayfalarında ise aynı Birleşmiş Milletler raporundaki üretim boyutu ön planda işlenmiş. Gazete, raporda, Afganistan'da eroinin ham maddesi olan haşhaş üretiminin korku verici boyutlara ulaştığı yolundaki uyarıyı aktarıyor okuyucularına. Birleşmiş Milletler raporuna göre, Afganistan'da aşırı haşhaş üretiminin; organize suçlar, yolsuzluk ve uyuşturucu kullanımı vak'alarında artış dahil çeşitli etkileri, komşu ülkeler Pakistan, İran ve Orta Asya Cumhuriyetleri'nde hissediliyor. Afganistan, dünyada yasadışı haşhaşın yüzde 90'ından sorumlu kabul ediliyor. Haşhaş tarımı büyük ölçüde Taleban güçleriyle çatışmaların yoğun yaşandığı güney eyaletlerde yapılıyor. 24 saat içki ruhsatında son durum Guardian gazetesinin haberine göre, İngiltere'de barlara, yiyecek satışına bağlı olarak 24 saat içki ruhsatı uygulamasının başlamasından iki yıl sonra, İçişleri Bakanlığı'nın yaptığı değerlendirme, bu tür yerlerin açılma saatlerindeki değişikliğin suç oranlarında fazla bir değişikliğe neden olmadığını ortaya koyuyor. Ancak buna rağmen, aşırı içki tüketiminin görüldüğü bölgelerde, polise ve belediye yetkililerine, içkiden arındırılmış alanlar oluşturma yetkisi verilecek. Yapılan değerlendirme sonucunda, İngiltere'deki 200 bin bar ya da gece kulübünden sadece 470'inin, 24 saat ruhsat almak için başvuruda bulunduğu anlaşıldı. Ortalama olarak barlarda kapanış saatininse gece 11'den sadece 21 dakika ileriye attığı belirtiliyor. HRT sonrası risk sürüyor Menopoz sürecindeki sağlık sorunlarına karşı hormon takviyesi alan kadınlar, bu tür ilaçları kullanmayı bıraktıktan üç sene sonra bile kanser riski altında, diyor Times. Amerikan Tıp Birliği Dergisi'nde yer verilen bir araştırmaya göre, HRT adı verilen tedavi kesildikten sonra, kan pıhtılaşması ya da kalp krizi riskleri azalsa da, kanser tehlikesi devam ediyor. Araştırmaya yaş ortalaması 63 olan 15 bin kadının katıldığı belirtiliyor. 2002 yılında HRT tedavisine ilişkin uyarıların yer alması ardından, İngiltere'de bu tür ilaçları kullanan iki milyon kadının yaklaşık yarısı tedaviyi bırakmıştı. Uzmanlara göre bulgular, kadınların düzenli olarak mamografi çektirmelerinin önemini artırıyor. | İlgili haberler 4 Mart 2008 Basın Özeti04 Mart, 2008 | Basın Özeti 3 Mart 2008 Basın Özeti03 Mart, 2008 | Basın Özeti 2 Mart 2008 Basın Özeti02 Mart, 2008 | Basın Özeti 29 Şubat 2008 Basın Özeti29 Şubat, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||