BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 18 Ocak, 2008 - TSİ 07:35
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
18 Ocak 2008 Basın Özeti
Economist dergisi, son sayısında Irak'ta uzlaşma çabalarını değerlendiriyor.

İngiliz gazeteleri

Dergi, bu ayın başlarında parlamentoda Saddam Hüseyin dönemindeki Baas Partisi üyelerine yönelik sınırlamaların kaldırılmasına yönelik yasaya yeşil ışık yakılmasını, siyasi uzlaşma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyor.

Yasayla, 30 bin Baas üyesinin emeklilik haklarına kavuşacağını hatta isteyenlerin işlerinin başına dönebileceğini belirten Economist, "Bu yasayla Sünni seçkinlerin de Irak'taki yeni siyasi düzende yerleri olduğu mesajı veriliyor. Yasanın mesajı içeriğinden daha önemli' diyor.

'Sıra petrol yasasında'

Dergi, Sünnilerle uzlaşılmasının direnişin bastırılması açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor:

"Eğer Sünni isyanı bastırılacaksa Şiilerin önderliğindeki hükümetin, El Kaide'yle bağlantılı aşırılık yanlılarına karşı başarılı bir savaş yürüten ve 'Sünni Uyanışı' adıyla bilinen hareketin üyesi yeni nesil Sünnilere kucak açması lazım.

"Uyanış hareketinin liderleri kendi silahlı gruplarının Irak resmi güvenlik gücüne katılmasını istiyor. Bu, Sünni bölgelerinde yaşayanlara, kendilerinin efendisi oldukları ve düşman Şii güçlerin işgali altında olmadıkları duygusunu verecek.

"Irak Başbakanı, silahlarını sonradan Şiilere çevirebilecekleri korkusuyla buna istekli görünmüyor.

“Ancak her halükarda Baas yasasının Meclis'ten geçmesinden sonra Şii ve Sünni liderler, birbirlerinin kaygılarını azaltacak adımlara odaklanabilir. İki yıldır tartışılan petrol yasasının çıkarılmasıyla Irak siyasetinde önemli oranda mesafe alınır.

'Brown'a çifte standart suçlaması'

Independent gazetesi İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın Çin ziyaretine başlar başlamaz ülkesinde çifte standartla suçlandığını belirtiyor:

“Gordon Brown Çin'e iki ülke arasındaki ticari ilişkileri güçlendirmek için gitti. Ancak Başbakan, dünyanın Çin'in insan hakları ihlalleri konusundaki kaygılarını dikkate almamakla suçlandı. Başbakan'ın sözcüsü görüşmelerde Çin'in insan hakları siciline genel anlamda değinileceğini söyledi, ancak bu konunun görüşmelerin odağında yer almayacağını kabul etti.

“Muhafazakâr Parti'den bir Avrupa Parlamentosu üyesi, Zimbabve'ye insan hakları ihlalleri nedeniyle kriket boykotu uygulamaya çalışan Başbakan'ın bu yılki Pekin Olimpiyatları için aynı şeyi yapmamasını eleştirdi.

Çin'in rejim muhaliflerine baskısı nedeniyle olimpiyat oyunlarının boykot edilmesini isteyen milletvekili, 'Dünyanın artık 1949'dan bu yana 80 milyon insanını öldüren terörist devlet Çin'de olanlara dur demenin zamanı geldi' diyor.”

Independent, Almanya'nın 'Demir Leydisi' olarak tanımladığı Angela Merkel'in ise Rusya ve Çin'deki temasları sırasında cesur bir şekilde insan hakları ihlallerini gündeme getirdiğini, kendi danışmanlarının uyarılarını dinlemeyerek, Çin'den protesto yeme pahasına Dalay Lama'yla görüşen ilk Alman lideri olduğunu aktarıyor.

Financial Times da, Brown'ın ziyaretinde Çinli yatırımcıları İngiltere'ye davet edeceğini belirtiyor.

"Başbakan, 200 milyar dolarlık egemen varlık fonu dahil Çin yatırımlarına kapılarının sonuna kadar açık olduğu mesajını verecek. Karşılığında İngiliz şirketlerine kapıların açılmasını isteyecek. "

Financial Times, dünya devleri Citygroup ve Merrill Lynch'e 20 milyar dolardan fazla kaynak aktarılmasıyla bir kez daha gündeme gelen egemen varlık fonlarının küresel ekonomiye etkilerini değerlendiriyor.

Gazete, Asya ülkelerinin ihracat patlaması, Arap ülkelerinin de petrol fiyatlarının artmasıyla oluşturdukları bu devlet fonlarının Amerikan ekonomisi için kurtarıcı hale geldiğine dikkat çekiyor.

Gazete, egemen varlık fonlarının, para yatırdıkları şirketlere, özel yatırım şirketleri gibi radikal taleplerde bulunmadıklarını, bu pasif yaklaşımın değişim ve dinamizmi baltalayacağından endişe edildiğini belirtiyor.

'Asya ve Arap sermayesi ABD'nin kurtarıcısı oldu'

Egemen varlık fonları, Economist dergisinin de kapak konusu.

Yaklaşık 3 trilyon dolarlık bir hacmi bulunan bu fonların iletişimden uzay araştırmalarına kadar birçok alanda bu fonların adından söz ettireceğini belirtiyor:

“Halihazırda dünya çapında el değiştiren şirket hisselerinin yüzde ikisi bu devlet fonlarına ait. Yıkıcı piyasa güçlerine karşın bu fonların yöneticileri, mevzuata, hisse sahiplerine ve seçmenlere karşı fazla bir sorumluluk taşımıyor.

“Kredi krizinden önce Amerika'da Arapların limanlara, Çinlilerin de petrol şirketlerine yatırım yapmasına karşı çıkılmıştı. Kriz geçtikten sonra fonlara bakış değişebilir.

"Demokrat Parti'nin başkan aday adayı Hillary Clinton, daha iki gün önce bu fonlar üzerinde daha fazla denetim hakkına sahip olmaları gerektiğini söyledi, 'Ne yaptıklarını bilmeliyiz' dedi.

"Ancak diğer ülkelerden pazarlarını açmaları istenirken, yabancı yatırıma set çekmek iki yüzlülüktür. Bu fonlar için ayrı bir mevzuat olmamalı. Mali endişeler ve ulusal güvenlik kaygıları olabilir ancak bu paraların gittiği ülkelerde banka sahipliği ve savunma konularında kurallar ve teminatlar zaten mevcut.

İlgili haberler
17 Ocak 2008 Basın Özeti
17 Ocak, 2008 | Basın Özeti
16 Ocak 2008 Basın Özeti
16 Ocak, 2008 | Basın Özeti
15 Ocak 2008 Basın Özeti
15 Ocak, 2008 | Basın Özeti
14 Ocak 2008 Basın Özeti
14 Ocak, 2008 | Basın Özeti
13 Ocak 2008 Basın Özeti
13 Ocak, 2008 | Basın Özeti
11 Ocak 2008 Basın Özeti
11 Ocak, 2008 | Basın Özeti
10 Ocak 2008 Basın Özeti
10 Ocak, 2008 | Basın Özeti
9 Ocak 2008 Basın Özeti
09 Ocak, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik