|
12 Kasım 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Pakistan'daki gelişmeler, İngiltere gazetelerinde öne çıkan konulardan.
Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, ülkede olağanüstü hal ilan edişinden bir hafta sonra, dün ilk basın toplantısını düzenledi ve genel seçimin en geç 9 Ocak'ta yapılacağını açıkladı. Ancak olağanüstü hal koşullarına ne zaman son verileceği belli değil. Gazetelerde de, bu koşullarda yapılacak bir seçimin adil olup olmayacağı tartışılıyor. Pakistan muhalefeti ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının bu durumu eleştirdiğini aktaran Guardian, eski başbakan Benazir Butto'nun ise daha temkinli bir duruş sergilediğinin altını çiziyor. Washington'ın da Müşerref'e yönelik tepkisini yumuşattığına dikkat çekilmiş. Konuyu başyazısında değerlendiren Independent, Pakistan Cumhurbaşkanı'nı sert bir dille eleştirmiş. "Müşerref'in maskesi düştü" diyen gazete, şöyle devam ediyor: "Muhalif siyasi liderlerin, Yüksek Mahkeme yargıçlarının, aktivist ve avukatların gözaltına alınması, Müşerref rejiminin gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Bunlar, ülkesini giderek büyüyen bir tehditten korumaya çalışan bir liderin değil, kendi siyasi konumunu kurtarmaya çalışan bir liderin davranışları." "Cumhurbaşkanı, Yüksek Mahkeme'nin yeniden seçilmesine engel çıkarma planlarından rahatsız oldu. Buna izin veremezdi. Bu yüzden olağanüstü hal ilan etti." "Ocak ayındaki seçimlerin özgür ve adil olması şansı var mı? Seçim tarihi gelip çattığında, tüm siyasi aktivistlerin salıverilmiş olacağından emin olabilir miyiz? Öyle olsa bile, olağanüstü hal uygulanırken, muhalefet partileri nasıl özgürce kampanya yürütecek?" "Müşerref'in, bu seçimlerin silahların gölgesinde yapılmasını istediğinden şüphelenmek için güçlü nedenler var." Independent bu noktada, Pakistan'daki krizi tetikleyen sorunun da yerli yerinde durduğuna işaret ediyor ve Müşerref'in genelkurmay başkanlığı görevini ne zaman bırakacağını hala açıklamadığını hatırlatıyor. "Müşerref'in niyetinin, cumhurbaşkanlığı ve ordu komutanlığı görevlerini birlikte yürütmeye devam etmek olduğu açık" diyen gazete, şöyle devam ediyor: "Ancak en önemli soru şu; Müşerref'in Batılı müttefikleri, savundukları demokratik değerlere uyup, Pakistan'da olanları kınamayı mı seçecekler, yoksa olan bitene göz mü yumacaklar? Birincisinin gerçekleşmesini ummamılıyız." "Ancak Washington ve bizim hükümetimizin dünkü gelişmelere tepkisi, Müşerref'in sahte demokrasi gösterisine ayak uyduracaklarını gösteriyor." Gordon Brown'un ABD atağı İngiliz basınında öne çıkan konulardan biri de, Başbakan Gordon Brown'un bugün yapacağı yıllık dış politika konuşması. Times'a göre Brown bu konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri'nin, İngiltere'nin en önemli müttefiki olduğunu vurgulayacak. Hedefi ise, diplomatik alanda yaşanan bazı gerilimlerin ardından Bush'a zeytin dalı uzatmak. "George Bush ile yakın ilişkisi nedeniyle, 'Başkan'ın finosu' diye anılan eski Başbakan Tony Blair'in aksine, Gordon Brown kişisel ilişkilere daha az ağırlık verdi. Bunun yerine, iki ülkenin ortak değerlerine ve tarihi bağlarına vurgu yapmayı seçti bugüne kadar." "Irak savaşı ve yeni muhafazakarların sert muhaliflerinden Mark Malloch-Brown'u kabineye alması ve Uluslararası Kalkınma Bakanı Douglas Alexander'ın Amerika'ya yönelik eleştirileri gerilimi arttırdı." "Brown bugün yapacağı konuşmada ise farklı bir üslup kullanacak. Amerika ile ilişkilerin, kendisinin Birleşmiş Milletler ve diğer küresel örgütleri güçlendirme gibi dış politika hedefleri açısından büyük önem taşıdığının altını çizecek." "Brown'un Bush ile arasına mesafe koyma girişimleri sırasında, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Bush ile yakınlaşmaya başladılar. Ancak Brown'a göre Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Almanya'nın yakınlaşması, Londra ile Washington arasındaki sıcak ilişkiye rakip olmaktan ziyade, diplomatik alanda önemli fırsatlar yaratabilir." OPEC kaygılı Financial Times, Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği OPEC'in bu hafta, dünyanın en büyük petrol tüketicilerinden, talebi devam ettireceklerine ilişkin taahhüt isteyeceğini yazıyor. Habere göre bu, OPEC'in üzerindeki, üretimi arttırma baskısının bir sonucu. "Söz konusu çağrı, petrol fiyatlarını uzun vadede yükseltebilir. Zira yatırımcılar, Çin ve Hindistan'ın büyüyen talebine rağmen, OPEC'in üretimi arttırmak için gerekli yatırımı yapmayacağından endişeli." "Tüketici ülkeler, ham petrole bağımlılıklarını azaltmak ve küresel ısınma ile mücadele etmek amacıyla, biyo yakıt ve nükleer gibi alternatif enerji kaynaklarına yatırım yapıyor. Ayrıca enerji tasarrufuna gidiyorlar. Bu da OPEC ülkelerini kaygılandırıyor, çünkü bu girişimler nedeniyle, tam üretimi arttırmak için yatırıma girişecekleri sırada petrol talebinin azalacağını düşünüyorlar." İngiltere'nin gözaltı rekoru Guardian manşetten verdiği haberde, İngiltere'deki terör şüphelilerinin 28 günlük gözaltı süresinin, demokratik ülkeler arasında en uzunu olduğunu duyuruyor. Londra merkezli insan hakları kuruluşu Liberty'nin yaptığı araştırmanın sonuçlarına yer veren Guardian, El Kaide kaynaklı saldırılara hedef olan üç ülkedeki gözaltı süreleri ile karşılaştırmış İngiltere'deki uygulamayı. Bu ülkeler; 7 buçuk günle Türkiye, 5 günle İspanya ve 2 günle Amerika Birleşik Devletleri. Guardian bu çarpıcı tablonun, hükümetin gözaltı süresini ikiye katlayıp 56 güne çıkarmayı düşündüğü bir döneme denk geldiğine de dikkat çekiyor. Ancak Başbakan Gordon Brown'un bu konudaki nihai kararını vermediği de vurgulanıyor. Guardian'a göre hükümet, iki yıl önce gözaltı süresini 90 güne çıkarmayı deneyen, ancak kendi partisinden de ciddi fire vererek 28 güne razı olmak zorunda kalan Tony Blair'in durumuna düşmek istemiyor. İngiliz çocuklar dünyaya ilgisiz Terör şüphelilerine gözaltı süresi konusunda liste başı olan İngiltere, hemen tüm gazetelerde yer alan bir başka araştırmada ise listenin sonunda yer alıyor. Araştırmanın konusu, okul çağındaki çocukların dış meselelere ilgisi. Daily Telegraph'taki ayrıntılar şöyle: British Council tarafından 10 ülkede, 11-16 yaş arası çocuklarla görüşülerek yapılan araştırmaya göre, dünya olaylarından haberdar olma ve yabancı dil öğrenme konusunda en kötü durumda olan İngiliz çocuklar. Yabancı dil öğrenmenin önemli olduğunu düşünen çocukların oranı sadece yüzde 70. Dünyada olup biteni anlamak için çaba sarf ettiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 28. Bu konularda en bilinçli olanlar ise Nijeryalı çocuklar. En kötüler listesinde İngiltere'nin hemen üstünde ise Amerika Birleşik Devletleri geliyor. | İlgili haberler 8 Kasım 2007 Basın Özeti 08 Kasım, 2007 | Basın Özeti 7 Kasım 2007 Basın Özeti 07 Kasım, 2007 | Basın Özeti 6 Kasım 2007 Basın Özeti 06 Kasım, 2007 | Basın Özeti 5 Kasım 2007 Basın Özeti 05 Kasım, 2007 | Basın Özeti 4 Kasım 2007 Basın Özeti04 Kasım, 2007 | Basın Özeti 2 Kasım 2007 Basın Özeti02 Kasım, 2007 | Basın Özeti 1 Kasım 2007 Basın Özeti01 Kasım, 2007 | Basın Özeti 31 Ekim 2007 Basın Özeti31 Ekim, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||