BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 30 Ekim, 2007 - TSİ 04:30
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
30 Ekim 2007 Basın Özeti
İngiltere basını bu sabah insan hakları ihlalleri ve tartışmalı ihaleler nedeniyle eleştirilen Suudi Arabistan'ın Kralı Abdullah'ın üç günlük ziyaretine geniş yer ayırıyor.

İngiliz gazeteleri

Guardian yazarlarından Julian Borger'in manşetten yer verilen yazısının başlığı:

"İngiltere'ye hoşgeldiniz. Ama rüşvet ve yolsuzlukları ağzınıza almayın. Zira konumuz ticaret..."

İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, evlat edindiği bebeğin doğumu nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğundan, dün Suudi Dışişleri Bakanı Suud el Faysal'ı karşılama törenine katılamamıştı. Julian Borger, yorum yazısında bu olaydan hareketle iki ülke ilişkilerinin mevcut konumunu tartışmaya açıyor:

"Henüz birkaç haftalık, ama Jacob Miliband, dün çeşitli insan hakları örgütleri, muhalifler ve Liberal Demokratların yapamadığını başardı ve İngiltere ile Suudi Arabistan'ın yakın ilişkisini altüst etti. Arap basınında, David Miliband'ın karşılamaya gelmemesini, 'Kral Abdullah'ın ziyareti öncesi BBC'ye verdiği mülakata bir misilleme' olarak yorumlayan dedikodular yer aldı."

"Kral mülakatta, Londra'da 2005 yılındaki bombalı saldırılara ilişkin İngiltere'ye istihbarat verdiklerini, ancak buna karşılık herhangi bir adım atılmadığını söylemişti."

"Suudi Arabistan'la ekonomik ilişkiler gündemde ama bu ilişkide paradan daha önemli konular da var."

"İngiliz yetkililer, Orta Doğu'ya ilişkin bazı konularda, Londra'nın Riyad'a Washington'dan daha yakın durduğu yorumunu yapıyor. Örneğin hem İngiliz hem de Suudi diplomatlar, ABD ve İsrail'in gelecek ay yapılması planlanan Orta Doğu barış görüşmeleri konusunda yeterince açık bir gündem ortaya koyamamalarından şikayetçi."

"Ayrıca iki taraf da İran konusunda aynı fikirde. Tahran'ın nükleer faaliyetlerine son vermesini istiyor, ancak Amerika'nın olası askeri harekatının doğuracağı sonuçlardan huzursuz."

'Terör dersi'

Independent, Orta Doğu muhabiri Robert Fisk'in Kral Abdullah'ın ziyaretine ilişkin yazısını manşete çekmiş.

Haberin başlığı: Kral Abdullah bize terörizm dersi vermeye geldi...

"Kral Abdullah'ın dün BBC'ye verdiği mülakatta, 'İngiltere'nin terörle mücadelede yetersiz kaldığı ve çoğu ülkenin de kendi ülkesi kadar bu işi ciddiye almadığı' yolundaki sözleri sınırları zorluyor."

"11 Eylül saldırılarının düzenlenmesinde kullanılan uçakları kaçıranlar, Suudi Arabistanlı değiller miydi? Bize ders verecek ülke Suudi Arabistan mı yani?"

Times gazetesi ise "Londra ziyaretine engebeli bir başlangıç yapan Suudi Arabistan kralı ile ilişkileri Kraliçe düzeltmeye çalışacak" diyor.

'Kraliçe'nin çabaları'

"Özenle hazırlanmış törenlerin, dünkü diplomatik gaf ve kamuoyundan gelen eleştirilerden yıpranmış görünen ikili ilişkileri toparlaması umuluyor."

"Önde gelen hükümet yetkilileri, Kral Abdullah'ın ziyareti öncesi BBC'ye yaptığı açıklamayı, Kral'ın 'İngiltere'yle El Kaide'ye ilişkin her tür bilgiyi paylaşma yolundaki arzusuna ve fikirlerinin geri çevrildiğine düşünmesine' bağlıyor."

İngiliz camilerine ilişkin araştırma

Times'da dikkat çeken bir diğer haber, İngiltere'deki camilere ilişkin bir araştırmayı konu alıyor. Araştırmaya göre, Suudi rejiminin fon sağladığı ve hükümet yetkililerinin düzenli kontrol ettiği Regents Parkı'ndaki Londra Merkez Camii gibi yerlerdeki kitapçılarda dahi, bazı köktenci içerik taşıyan kitaplara rastlamak mümkün.

"Bir yıllık araştırma kapsamında İngiltere çapında 100 camii ziyaret eden uzmanlar, 80'i aşkın kitap toplamış. Bu kitaplardan bazıları, 'yoldan çıkmış Müslümanların başları kesilerek infaz edilmesi, kadınların evden çıkmasının ve dinler arası evliliğin yasaklanması' gibi konuları içeriyor.

"Rapora göre araştırmanın iyi yanı, bu tür radikal içerikli kitapların az sayıda kurumda karşılarına çıkması. Ancak, uzmanlarda asıl endişe yaratan, bu kitapların bazı sağlam mali destek sağlanan ve dinamik kurumlarda bulunmuş olması."

"Londra Merkez Camii yetkilileriyse kitapçının özel olduğunu ve caminin görüşlerini yansıtmadığını savundu."

Günden göçmenlik sistemi

Guardian, manşetten verdiği bir haberde, İngiliz bakanların göçmen sistemine ilişkin kaygılar karşısındaki hazırlıklarını aktarıyor.

İngiltere, 2004'te Avrupa Birliği'ne katılan sekiz Doğu Avrupa ülkesine kapılarını açan üç AB üyesi arasında yer alıyordu. Ancak, Ocak ayında birliğe katılan Romanya ve Bulgaristan'dan göçmen akışına sınırlama getirdi. İngiliz bakanların bu sınırlamaları genişleten düzenlemeleri bugün ilan etmeleri bekleniyor.

Guardian bu kararı, son dönemde Muhafazakar Parti başta olmak üzere göçmenlik sistemine getirilen eleştirileri bastırma çabası olarak yorumluyor.

"Bakanların bu adımı, Bulgaristan ve Romanya'dan gelip İngiltere'de yaşamak ve çalışmak isteyenlere yönelik geçen yıl uygulamaya konan düzenlemeleri sağlamlaştırıyor ve diğer Doğu Avrupa ülkelerine tanınan haklardan mahrum bırakılmaları anlamına geliyor."

"İşçi Partisi'nin yaptırdığı özel kamuoyu anketlerine göre, bu konu partiyi olumsuz etkiliyor. Hükümet, bu uygulamayla ve gelecek yıl başlatacağı Avustralya'dakine benzer göçmen puan sistemiyle bu meselenin toplumdaki etkisini kırmayı hedefliyor. İngiltere'de yaşayan ve çalışan 29 milyon kişinin yabancı uyruklu olduğu belirtiliyor."

Nükleer emeller

Financial Times, Mısır'ın nükleer enerji planlarını ilan ettiğini duyuruyor okuyucularına. Habere göre çok sayıda sivil tesis inşa edilecek. Gazete, bu planların temelindeyse İran'a mesaj yattığı yorumunu yapıyor.

"Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, dün ülkesinin nükleer hedeflerini açıkça dile getirerek bu alanda çeşitli sivil nükleer tesisler kuracaklarını açıkladı."

"Mısır, nükleer teknoloji geliştirmek istediğini söyleyen Cezayir, Libya, Ürdün gibi bir dizi Orta Doğu ülkesi arasında yer alıyor. Bu hedefler, gelecekteki enerji ihtiyacını karşılamayı amaçlasa da kısmen de Tahran'ın bölgedeki nüfuzuna ve nükleer silah geliştirmeyi amaçladığı yolundaki kaygılara karşılık bir adım olarak değerlendiriliyor."

"Mısır, 79 milyon nüfusu ve büyüyen ekonomisiyle giderek artan bir enerji ihtiyacıyla karşı karşıya."

Kanser tedavisinde umut

Guardian ve Times gazetelerine göre İngiliz araştırmacılar, ilk kez olmak üzere sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yok eden bir tedavi yöntemi geliştirdiklerini duyurdular.

"On bir yıldır üzerinde çalışılan yöntem, fareler üzerinde yapılan deneylerde olumlu sonuç verdi. Tedaviyle farelerde yumurtalık kanseri yok edildi. Ancak uzmanlar, yöntemin akciğer, prostat ve göz tümörlerinde de etkili olmasını beklediklerini söylüyorlar."

"Yönteme göre hastaya vücudun doğal savunma sisteminin parçası olan antikorlar enjekte ediliyor. Doğrudan tümörlü bölgeye yerleşen antikorlar, ultraviyole ışınlara maruz kalmadan harekete geçmiyorlar, bu nedenle de gizli antikor olarak adlandırılıyorlar."

"Yöntemin, sadece tümörlü bölgeyi hedef alması dolayısıyla, diğer kanser tedavi yöntemlerinde olduğu gibi, sağlıklı hücrelere zarar vermediği belirtiliyor."

İlgili haberler
29 Ekim 2007 Basın Özeti
29 Ekim, 2007 | Basın Özeti
28 Ekim 2007 Basın Özeti
28 Ekim, 2007 | Basın Özeti
24 Ekim 2007 Basın Özeti
24 Ekim, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik